22 Temmuz 2009 Çarşamba

Seboreik Dermatit Nedir?

Reflü hakkında derlediğim bilgilerden sonra yıllardır muzdarip olduğum bir başka rahatsızlık olan seboreik dermatit hakkında da bildiklerimi derleyip sizlerle paylaşmam gerektiğine karar verdim. Belki böylece birilerine faydam dokunur.

Nedir?
Seboreik dermatit kolaylıkla tedavi edilen yaygın bir hastalıktır. Bu hastalıkta saçlı deri, kaş, göz kapakları, kulak ve göğüs ortasında kırmızı pullu kaşıntılı bir döküntü gelişir. Ayrıca göbek deliği, kalçalar, koltuk altları, göğüs altları ve kasıklar gibi deri kıvrımları da tutulabilir.

Seboreik dermatit görüntüsü bazı durumlarda ne kadar rahatsız edici olursa olsun kesinlikle bulaşıcı değildir. Tek zararı hastada kaşıntıya sebebiyet verebilmesidir.

Yeni doğmuş bebeklerde ve orta yaş ve üzeri yetişkinlerde gözükebilir. Stres asıl kaynağı olmamakla birlikte şiddetini artırıcı bir unsur olarak görülmektedir.

Ben de ise kafa derisinde yıllardır süren kaşıntı, yağlanma ve kepeklenmeye ilave olarak yüzümde burnumun her iki yanına yanaklara doğru ve burnumun üzerinde meydana gelen egzamatik oluşumlar şeklinde ortaya çıkmıştır.

Özellikle kafa derimdeki kaşıntı, yara oluşumu, kepeklenme son 2-3 sene içerisindeki yoğun iş tempom nedeniyle artan stresimle orantılı olarak çoğalmıştır. Yine bu dönemde bana reflü teşhisi konması pek bir tesadüf olmasa gerek.

Kepek ve kaşıntı kendimi bildim bileli sahip olduğum bir durumdu fakat bu son 2-3 sene zarfındaki kadar şiddetli hiç olmamıştı. Yıkandığım gün kepeklenme başlıyor ve kepekler acayip büyüklüklere erişiyorlardı. Ayrıca kaşıntı ve saç diplerinde iltihaplanma had safhaya ermişti.

Bardağı taşıran son damla yüzümde de kırmızı lekeler ve akabinde egzamatik oluşumların meydana gelmesiydi.

Doktora gidildi ve doktor seboreik dermatit teşhisini koydu. Tedavisi için birazdan söyleyeceğim ilaçları verdi. herhangi bir test, diyet vs. uygulamama gerek olmadığını söyledi.

Tedavi için saçlarıma kelüal ds kepek şampuanı ve yüzüm için elidel krem verdi. Kremi 3 hafta boyunca sabah akşam sürdüm. 3 hafta sonunda lekeler geçti. Doktor, kontrole gittiğimde tekrarlayabilir her tekrarladığında 2-3 gün sür bırak demişti. Bir-iki kez tekrarlar gibi oldum, hemen kremi kullandım. Uzun zamandır yüzümde leke çıkmıyor.

Saçlarıma gelince... Beni en zorlayan saçlarım oldu. Çünkü ne yaparsanız yapın kepeği %100 tedavi edemiyorsunuz. Kullandığım şampuan kesinlikle etkili bir şampuan, tavsiye ederim. Fakat kullanımı bıraktıktan sonra 2-3 haftaya kalmadan kepekler geri gelmeye başlıyor. Dolayısıyla bu şampuanı hala kullanmaya devam ediyorum.

Şampuanı bebek şampuanıyla birlikte kullanıyorum. Bebek şampuanıyla bir su yıkadıktan sonra 2 su kepek şampuanını kullanıyorum. Ayrıca erkekler için saçlarını mümkün olduğunca kısa tutmanın faydalı olduğunu belirtmem gerekiyor. Saç dipleri ne kadar iyi hava alırsa kafa derisi o kadar rahat ediyor.

İlaçlardan haz etmeyenler, yine doktorlarınızdan sorabileceğiniz çeşitli bitkisel karışımlar da mevcuttur.

Referanslar:
1) Seboreik Dermatit (Seboreik Egzema) (Türkçe)
2) Dermatitis (Wikipedia) (İngilizce)


15 Temmuz 2009 Çarşamba

ALINTILAR

Data is not information, information is not knowledge, knowledge is not understanding, understanding is not wisdom.
"Veri bilgi değildir, bilgi bilmek değildir, bilmek anlamak değildir, anlamak bilgelik değildir."
Clifford Stoll


People think computers will keep them from making mistakes. They're wrong. With computers you make mistakes faster.
"İnsanlar, bilgisayarın hata yapmayı engelleyeceğini düşünüyorlar. Yanlış. Sadece, bilgisayarla hatayı daha hızlı yaparsınız."
Adam Osborne

I think computer viruses should count as life. I think it says something about human nature that the only form of life we have created so far is purely destructive. We've created life in our own image.
"Bilgisayar virüslerini canlı olarak kabul etmeliyiz. Şimdiye dek yarattığımız bu tek canlı türünün bu kadar yıkıcı olması bize insan tabiatı hakkında birşey anlatıyor. Biz yaşamı kendi suretimizde yarattık."
Stephen Hawking

Not: Türkçe çeviriler bana aittir. Sürç-i Lisan ettiysem affola!


7 Temmuz 2009 Salı

Pablo Neruda'dan bir şiir


Bugün nette dolaşırken karşıma Pablo Neruda'nın orijinal adı "Me Gustas Cuando Callas" olan ingilizce çevirisi "I Like You When You Are Quiet" şeklinde yapılmış şiiri çıktı. Onu sizlerle paylaşıp, akabinde de ingilizcesinden yapmaya çalıştığım çevirisini ekliyorum. suyunun suyu çeviri için şimdiden özür diliyor ve ilk fırsatta ispanyolca öğrenip ispanyolcasından yapacağım çevirisini koymaya söz veriyorum...(böyle de iddialıyım hani)

Me Gustas Cuando Callas

Me gustas cuando callas porque estas como ausente,
y me oyes desde lejos, y mi voz no te toca.
Parece que los ojos se te hubieran volado
y parece que un beso te cerrara la boca.

Como todas las cosas estan llenas de mi alma
emerges de las cosas, llena del alma mia.
Mariposa de sueno, te pareces a mi alma,
y te pareces a la palabra melancolia.

Me gustas cuando callas y estas como distante.
Y estas como quejandote, mariposa en arrullo.
Y me oyes desde lejos, y mi voz no te alcanza:
dejame que me calle con el silencio tuyo.

Dejame que te hable tambien con tu silencio
claro como una lampara, simple como un anillo.
Eres como la noche, callada y constelada.
Tu silencio es de estrella, tan lejano y sencillo.

Me gustas cuando callas porque estas como ausente.
Distante y dolorosa como si hubieras muerto.
Una palabra entonces, una sonrisa bastan.
Y estoy alegre, alegre de que no sea cierto.



I Like You When You Are Quiet

I like you when you are quiet because it is as though you are absent,
and you hear me from far away, and my voice does not touch you.
It looks as though your eyes had flown away
and it looks as if a kiss had sealed your mouth.

Like all things are full of my soul
You emerge from the things, full of my soul.
Dream butterfly, you look like my soul,
and you look like a melancoly word.

I like you when you are quiet and it is as though you are distant.
It is as though you are complaining, butterfly in lullaby.
And you hear me from far away, and my voice does not reach you:
let me fall quiet with your own silence.

Let me also speak to you with your silence
Clear like a lamp, simple like a ring.
You are like the night, quiet and constellated.
Your silence is of a star, so far away and solitary.

I like you when you are quiet because it is as though you are absent.
Distant and painful as if you had died.
A word then, a smile is enough.
And I am happy, happy that it is not true.

(kaynak: http://thue.stanford.edu/jacquie/callas.html)



ve şimdi benim ingilizce'den yaptığım suyunun suyu çeviri. ikinci dörtlüğe iki alternatif yazdım, ilki daha düz bir çeviriyken parantez içerisindeki çeviride daha çok anladığım ve hissettiğim şekilde yazmaya çalıştım...ve parantez içini daha çok beğendim ama edebiyat çevirmeni olmadığım için takdir size kalmıştır.


Suskunluğundan Hoşlanıyorum

Suskunluğundan hoşlanıyorum bana yokluğunu duyumsatan,
Ve uzaktan duyuyor olsan da beni, sesim erişmiyor sana.
Gözlerin ufka dalmış
Ve bir buseyle kilitlenmiş gibi ağzın.

Ruhumla dolu her şey gibi
Ruhumla dolu her şeyden sen çıkıyorsun
Rüyalarımın kelebeği, ruhumsun,
Ve de bir hüzün kelimesi gibisin.

(Sanki her yeri doldurmuş ruhum
Ve her yerden sen çıkıyorsun ortaya, dolmuş olarak ruhumla.
Rüyalarımın kelebeği, benziyorsun ruhuma
Ve de hüzünbâz bir kelimeye.)

Suskunluğundan hoşlanıyorum ve sanki bana mesafelisin.
Sanki sızlanıyor gibisin, ninnideki kelebek.
Ve uzaktan duyuyor olsan da beni, sesim erişmiyor sana.
Bırak beni sükûnetinde ereyim huzura.

Beni bırak da sessizliğinle bir çift laf edeyim
Bir lamba kadar berrak ve de bir yüzük kadar basit.
Sessiz ve yıldızlarla süslü gece gibisin.
Bir yıldızı anımsatan sessizliğin, o kadar uzak ve yalnız.

Suskunluğundan hoşlanıyorum bana yokluğunu duyumsatan.
Uzak ve ölümün kadar acı verici.
İşte o vakit tek bir söz, tek bir tebessüm yeter.
Ve mutlu olurum, mutlu olurum bunlar gerçek olmadığı için.

İngilizce'den Çeviren: Evren Dağlıoğlu (altına adımı yazacak kadar da ego sahibiyim)