21 Aralık 2011 Çarşamba

Galaxy Nexus Pil Ömrünü Tam Güne Uzatın


Akıllı telefonların genelinde bir pil sorunu vardır. Özellikle de Galaxy Nexus'ta böyle bir sorun var ki ZDNet'te bu konuda bir makale yayınlanmış. Ben de Nexus kullanıcıları için bu yazının çevirisini yapıp yayınlayayım dedim:


" Galaxy Nexus'u kullandıkça daha çok seviyorum. En iyisi olmasa bile Android telefonlar arasında en iyiler arasında kolayca yer bulabilir. Ice Cream Sandwich'le birlikte gelen süper donanımıyla Galaxy Nexus'u kullanmak gerçek bir zevk. ICS'nin biraz daha iyi olmasını istesem de Android'in önceki versiyonlarından çok daha iyi. Galaxy Nexus'un tek dezavantajı en güçlü olduğu yönlerinden biri yüzünden: LTE hızları. LTE 4G bağlantısı pili çok hızlı bir şekilde tüketerek tam gün dayanmasını imkansız hale getiriyor.


Galaxy Nexus kullanan iş arkadalım 4G'yi kapatmak için basit bir ayar değişikliğinden bahsetti. Bu şekilde Galaxy Nexus'u olağan kullanım için 3G telefon haline getirerek pil ömrünü uzatabilirsiniz. LTE 4G hızına ihtiyaç duyduğunuzda işinizi yapana kadar geçici olarak açıp daha sonra tekrar kapatabilirsiniz.


Ana ekrana bu ayara ulaşmak için bir ikon yerleştirmek isterseniz bunu yapan ücretsiz bir uygulama var: LTE Switch. "


Kaynak:
1) ZDNET : Galaxy Nexus: How to make the battery last all day (İngilizce)

22 Kasım 2011 Salı

Yeniçarşım.com ile Evden Çıkmadan Çarşıya Çıkıyoruz!

Ekim ayından bu yana yayında olan Yeniçarşım.com, alışkın olduğumuz e-ticaret sitelerinden oldukça farklı. Site şimdiden sloganı olan “Evden çıkmadan çarşıya çık” mottosunu fazlasıyla yerine getiriyor. Çünkü şimdiden Yeniçarşım.com’da yüzlerce mağaza var ve siz dilediğiniz ürünü bu mağazalar arasından seçerek kolaylıkla satın alabiliyorsunuz. Üstelik, internetten alışveriş yaparken en çok çekindiğimiz “güvenlik” engelini Hürriyet Güvenli Alışveriş Sistemi ile çözmüşler. Sistemi açıklayan video:



Yeniçarşım.com’un diğer alışveriş sitelerinden önemli farkları var. Platformun en belirgin karakteristiği olan alıcı ile satıcıyı bir araya getirme stratejisi, satıcıların (mağazaların) ticari kuruluş olması gibi akıllıca bir taktikle desteklenerek, son derece başarılı bir sistem getirilmiş durumda. Yeniçarşım.com’da satış yapan her mağaza, ticari unvana sahip, fatura kesen ve dolayısıyla garantili ürün satan mağazalar. Bu sayede aynı ürünü birden fazla mağaza arasından güvenle seçerek satın alabiliyorsunuz. Herhangi bir problemde “Hürriyet Güvenli Alışveriş Sistemi” ve Yeniçarşım’ın başarılı müşteri hizmetleri departmanı hizmetinizde.

www.yenicarsim.com'da 24 farklı kategoride onbinlerce ürün bulunuyor. Giyimden aksesuara, elektronikten beyaz eşyaya kadar aradığınız her şey Yeniçarşım.com’da.

Ayrıca, www.facebook.com/yenicarsim ve www.twitter.com/yenicarsim adreslerinden ise Yeniçarşım’ı takip edebilir, kampanya ve fırsatlardan haberdar olabilirsiniz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

11 Kasım 2011 Cuma

Hackerlar Steam Kullanıcılarının Şifre ve Kredi Kartı Bilgilerine Erişti


Valve'ten yapılan açıklamaya göre geçen hafta sonu hackerlar Steam servisi üzerinden kullanıcı bilgilerine izinsiz erişim imkanı elde ettiler.

Valve CEO'su Gabe Newel'in Perşembe günü tüm Steam hesaplarına gönderdiği yazıya göre, 6 Kasım Pazar günü izinsiz erişilen veritabanında yer alan bilgiler arasında kullanıcı adları, hashlenmiş şifreler, oyun satın alımları, eposta adresleri, fatura adresleri ve şifrelenmiş kredi kartı bilgileri bulunuyordu. Valve'ın medyaya da gönderdiği yazıda bu bilgilerin hackerlar tarafından alınıp alınmadığı halihazırda şirket tarafından incelenmeye devam edildiği ifade edilmiş.

Aynı notta ifade edildiği üzere şifreli kredi kartı numaraları ve kimlik bilgilerinin hackerlar tarafından alındığına veya kredi kartı numaraları ve şifrelerin korumasının kırıldığına dair bir kanıt bulunmamakta fakat yine de kredi kartı faaliyetlerinin ve ekstrelerin yakından izlenmesi tavsiye edilmekte. Halihazırda izinsiz kredi kartı kullanımına yönelik bir kanıt bulunmamış.

Olay ilk olarak forumlarla ilgili olarak ortaya çıkmış fakat daha sonra hackerların kullanıcı bilgilerinin tutulduğu veritabanına da eriştiği tespit edilmişti.

Valve, bazı forum hesaplarının güvenliğinin ihlal edildiğini doğrulayarak mesaj panoları tekrar açıldığında tüm kullanıcıların şifrelerini değiştirmesinin gerekli olacağını bildirdi.

Forum hesapları standart Steam servisinden ayrı olduğundan ötürü şirket, Steam kullanıcılarını şifrelerini değiştirmek için zorlamayacağını ancak yine de değiştirmenin iyi bir tedbir olacağını belirtti.

Kaynak:
1) Wired.com (ingilizce)

3 Kasım 2011 Perşembe

iPhone4-iPhone4s-Sensation-Nexus-GalaxyS2 Kıyaslama Tablosu



Anandtech'te Apple iPhone 4S'in bir incelemesi yapılmış ve diğer muadilleriyle bir kıyaslama tablosu verilmiş. Bu tabloyu aşağıda inceleyebilir veya orijinal makale için buraya tıklayabilirsiniz.


Kaynak: Anandtech







Benzer Yazılar:
1) iPhone 4S İncelemesi
2) Amazon Kindle Fire vs Apple iPad 2
3) Galaxy S II En Hızlı Grafiklere Sahip Android Telefonu

24 Ekim 2011 Pazartesi

Van için Herkes Tek Yürek!

Van Depremi'ne duyarlılık gösteren ve zor durumda olan depremzedelere yardım elini uzatmak isteyen vatandaşlarımız için bir liste hazırladık. Aşağıdaki kanallardan dilediğinizi seçerek yardımlarınızı en kolay şekilde Van'a ulaştırabilirsiniz:

1. KIZILAY
2868'e tüm operatörlerden boş bir SMS göndererek Kızılay'a 5 TL bağışta bulunabilirsiniz.

Ayrıca havale yoluyla destek olmak isteyenler, tüm bankalardaki "Türk Kızılayı" hesaplarından bağış yapabilir. Ayni bağışlar Türk Kızılayı lojistik merkezleri ve şubeleri tarafından kabul edilecektir. Tüm Kızılay şubelerinin iletişim numaralarını buradan öğrenebilirsiniz.

2. AKUT
Tüm GSM operatörlerinden 2930'a göndereceğiniz AKUT yazan bir SMS ile AKUT'a 5 TL bağışta bulunabilirsiniz.

Kredi kartını kullanarak internet üzerinden bağış yapmak isteyen vatandaşlarımız CardFinans ya da diğer banka kartlarını kullanarak bağışta bulunabilirler.

Havale/EFT için Banka Hesap Numaraları;
T. İş Bankası - Gayrettepe Şubesi - TR14 0006 4000 0011 0800 6666 63
Finansbank - Gayrettepe Şubesi - TR92 0011 1000 0000 0001 9576 70
Garanti Bankası - Ortaklar Cad. Şubesi - TR26 0006 2000 3570 0000 0029 30

3. BAŞBAKANLIK YARDIM KAMPANYASI
Başbakanlık tarafından Van’da yaşanan deprem nedeniyle başlatılan yardım kampanyası çerçevesinde saptanan banka hesap numaralarına buradan ulaşabilirsiniz.

4. KARGO FİRMALARI
Yurtiçi Kargo, PTT Kargo, MNG Kargo ve Aras Kargo yardım gönderilerini ücretsiz olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaktadır.

5. HÜRRİYET EVLERİ
Deprem sonrası yaralarını sarmaya çalışan ve kış öncesinde evsiz kalan Van için Hürriyet Gazetesi de büyük bir seferberlik başlattı. Hürriyet, Van’da kış koşullarına dayanıklı, mutfak, banyo ve tuvaleti olan "Hürriyet Evleri" kuracak. Kızılay işbirliğinde başlatılan kampanya ile her biri 6 bin liraya kurulacak evler, evsiz kalan vatandaşlara sıcak bir yuva olacak.

Van Depremi - Hürriyet Gazetesi Bağış Hesapları
T. İş Bankası Mithatpaşa Şubesi
4228 - 0971947 / IBAN TR370006400000142280971947
T.C. Ziraat Bankası Kızılay Şubesi
Hesap No 685-2868-5189 / IBAN TR060001000685000028685189
Garanti Bankası Kızılay Şubesi
Hesap adı: Van Depremi - Hürriyet
Şube: 082 Hesap No: 6294703 / IBAN TR72 0006 2000 0820 0006 2947 03

Yapacağınız ufak bir yardım zor durumdaki bir çok insanı hayata bağlayan bir umut olacaktır. Mesajımızın ulaştığı herkesi, deprem bölgesinde yardıma ihtiyacı olan vatandaşlarımıza yardım etmeye davet ediyoruz.


Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.

20 Ekim 2011 Perşembe

Android 4.0'ın (Ice Cream Sandwich) En iyi 10 Özelliği


ZDNet'te, yeni çıkan Android 4.0'ın (namı diğer Ice Cream Sandwich - veya Türkçe karşılığı olarak Dondurmalı Sandviç kullanıldığını gördüm muhtelif yerlerde) en iyi 10 özelliğini inceleyip ortaya koyan bir yazı yayınlandı. Bu yazının belirli kısımlarını aşağıda Türkçeleştirerek yayınlıyorum.

"
...

İlk olarak son kullanıcılara yönelik iyileştirmelerden bahsedelim:

1. Yeni tutarlı görünüm: Tasarımcı Matias Duarte'ye göre (WebOS'un eski tasarımcısı) "İnsanlar Android'i beğenip ona ihtiyaç duydular ancak onu sevmediler". Buradan hareketle yeni widgetlar, yeni hareketler (gestures), bağlama duyarlı eylem çubukları (context sensitive action bars), daha fazla keşfedilebilir komutlarla vs. kullanıcı arayüzünü “büyüleyici, kolay ve güçlü” hale getirmek için büyük bir revizyon gerçekleştirdi. Androidin önceki sürümlerinden şikayet edenler yeni sürüme mutlaka bir kez göz atmalılar.

2. Yeni sistem yazı tipi: Android 4'te Galaxy Nexus'taki gibi özellikle yüksek çözünürlüklü ekranlar için tasarlanmış yeni "Roboto" fontu desteklenmektedir.

3. Ekran görüntüsü yakalama: Artık power ve ses düğmelerini basılı tutarak çalışmakta olan uygulamanın ekran görüntüsünü yakalayabiliyorsunuz. Küçük bir iyileştirme gibi gözükse de daha önceki Android'lerde böyle bir özellik yoktu.

4. Ana ekran (Home screen) iyileştirmeleri: Android 4.0'ın ana ekranındaki yeniliklerden bazıları: boyutları değiştirilebilir wiidgetlar, sürükle-bırak yöntemiyle klasör oluşturabilme, özelleştirilebilir hızlı eylem çubuğu.

5. Instant voice: Eski sürümlerde sesin yazıya dönüştürülmek üzere sunuculara gönderilmesi için önce kaydın bitmesi bekleniyordu. Şimdi ise kayıt düğmesine basıp konuşmaya başladığınızda konuşma metni daha konuşmanız devam ederken ekranda görünmeye başlıyor.

Şimdi de geliştiricilere yönelik iyileştirmelerden bahsedelim:

Android 4, geliştiriciler için büyük ama çok büyük bir sürüm. API farklılığı raporlarına göre Android 4.0'da Android 3.2'ye kıyasla toplam 1219 değişiklik veya en son büyük sürüm olan Android 2.3.3'e kıyasla 3262 değişiklik var. İşte en önemli iyileştirmelerden bazıları:

6. Tablet ve telefonlar için birleştirilmiş API: Android 3 sadece tabletler içindi, dolayısıyla çoğu geliştirici onu pas geçti. Android 4.0 ise hem tabletler hem de telefonlar için. Yani seneye bu zamanlarda 10-100 milyonlarca cihazda kullanılıyor olacak fakat Android 3 ise 5 milyondan az cihazda bulunabilecek. Ice Cream Sandwich yüklü ilk telefon Samsung Galaxy Nexus olacak. Daha duyurulmamış olsa da ilk tablet de Samsung Galaxy Tap 10.1 veya 8.9 olacak.

7. Social API: Google en önde gelen sosyal medya tedarikçilerinden bir kaçını seçmek yerine isteyen sosyal medya tedarikçisinin kendi bağlantısını yazabilmesi için bir API sunmuş.

8. Android Beam: Artık NDEF Push teknolojisiyle iki Android telefon, yakın mesafeden (yaklaşık 4 cm ) güvenli bir şekilde rehber, web sayfası, video veya her tür uygulama tanımlı bilgiyi paylaşabilecek.

9. Erişim Kolaylığı: Nihayet Android'de bazı gerçek erişim kolaylıkları yer almaya başladı. En büyük olanı görme kaybı olan kullanıcıların ekranda parmak gezdirmek suretiyle içerik tanımını dinlemelerini sağlayan dokunarak gezinme (explore-by-touch) modu. Uygulamanız ile Erişim Kolaylığı alt yapısını anlaştırmak ekran okuyucular için ilave bilgi sağlamakta.

10. VPN istemci API'si: Artık Cisco gibi markalar root erişimi ve üreticilerle özel anlaşmalar gerektirmeden olağan uygulamalar gibi kurulan bağlanılabilir VPN sağlayıcıları üretmekte.

Daha sayılabilecek tonlarca başka API var....

Ayrıca Android 4'te, Android 3 için olup tabletlere yönelik olan özellikler de mevcut...

..."

Yazının İngilizce orijinalini buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Benzer yazılar:
1) iPhone 4S incelemesi
2) Galaxy S II En Hızlı Grafiklere Sahip Android Telefonu
3) Amazon Kindle Fire vs Apple iPad 2

12 Ekim 2011 Çarşamba

iPhone 4S İncelemesi


CNET'te
yayınlanan iPhone 4S incelemesinin bazı kısımlarını çevirerek aşağıda sizlerle paylaşıyorum.

"...iPhone 5'i bekleyenlerde bir parça hayal kırıklığı yaratsa da ve hatta görünüm olarak iPhone 4'ün neredeyse aynısı olsa da Apple iPhone 4S'te bazı performans iyileştirmeleri, yeni bir anten tasarımı, daha gelişmiş kamera gibi bazı değişiklikler gerçekleştirmiş...

İşlemci ve pil ömrü
Apple, kullanılan çift çekirdekli 1GHz A5 işlemcisi ve çift çekirdekli GPU ile iPhone 4S'in öncelinden iki kat daha iyi işlemci performansı ve yedi kat daha iyi grafik performansı sunduğunu iddia ediyor.
...
Performans iyileştirmeleri tabi ki hoş karşılanıyor ancak Apple bunu pil ömründe bir kısalmaya sebebiyet vermeden gerçekleştirmişse kesinlikle çok daha iyi olacaktır.

Siri
Apple'ın tanıtım sırasında en çok vurguladığı özellik Siri adını verdikleri yeni sesli asistandı. Mevcut Sesli Kontrol özelliğinin tamamen yerine geçmese de kesinlikle daha fazla iş yapabiliyor. Siri'nin işlevi esas olarak bilgi vermek veya verdiğiniz emirlere uymak. Örneğin hava durumunu, adres defterine kayıtlı birinin adresini sorabilir, bir hatırlatıcı kaydettirebilir ve hatta Everest Dağının yüksekliği gibi soruların cevabını isteyebilirsiniz....

Siri'nin ilk olarak beta sürümü çıkacak ve sadece İngilizce, Fransızca ve Almanca desteği olacak. Diğer diller daha sonra eklenecek.

Kamera
iPhone 4'ün 5 megapiksellik kamerası zaten çok iyiydi ancak iPhone 4S'te otofoküs, f/2.4 apertürlük lense ve arka tarafı aydınlatmalı CMOS sensörüne sahip 8 megapiksellik kamera daha da iyi...

Apple bu kameranın öncelinden yüzde 33 daha hızlı çalıştığını da idda ediyor ve A5 işlemcisinde yüz tanıma ve yüzde 25 daha iyi otomatik beyaz dengesi sağlayan entegre görüntü işlemcisi bulunuyor.

Videolar da 30 fps'de 1080p HD video çekebilme ve video dengeleme becerisiyle iyileştirilmiş durumda. Ancak CNET'in dijital görüntü editörü Lori Grunin'e göre kamera muhteşem (killer camera) olsa da bir kamera katili (camera killer) değil.

Tasarım
Tasarım daha önce de belirtildiği üzere iPhone 4'ün neredeyse aynısı. Çok az daha ağır (0,1 ons) olmasını saymazsak iPhone 4S önceliyle tam olarak aynı ebata sahip. Ayrıca aynı 960x640 piksel, 3,5 inçlik Retina Ekrana sahip. Ancak Apple'ın tekrar tasarladığı şey ise anten sistemi. Muhtemelen yeni tasarım öncelinin sebep olduğu Anten skandalına sebep olmayacak ve Apple'a göre daha iyi bir görüşme kalitesi sunacak.

iOS 5
iPhone 4S, Apple'ın işletim sisteminin son sürümü olan iOS5'in tüm özellikleriyle birlikte çıkacak...

Peki, almalı mıyım?
iPhone 4S'te cazip olan çeşitli yeni özellikler bulunduğu aşikar. Aylardır iPhone5'e kilitlenmiş teknoloji düşkünlerinin ise hayal kırıklığı yaşayacağı da aşikar. Çok beklenen 4G gibi özelliklerin bulunmaması ve revize edilmiş tasarım kesinlikle yenilir yutulur şeyler değil. Ancak iPhone 4'teki Anten skandalı gibi sorunlar tekrarlanmadıkça yeni bir tasarım olmadan yaşayabiliriz. Daha büyük bir ekran iyi olurdu ancak daha ince bir telefona yönelik ciddi bir ihtiyaç görmedik. 4G'yi beklemek daha sorunlu ancak bu durum Apple'ın en yeni teknolojinin bir adım gerisinde durma yaklaşımına daha uygun. Android fanları bu duruma sevinebilir ancak Apple fanları şaşırmamalı.

Sonuç olarak iPhone 4S'yi satın alma kararı biraz da maddi koşullarınıza bağlı (Telefon operatörünüzle yaptığınız kontrata vs.). İlk defa iPhone alacaksanız tabi ki bunu düşünmelisiniz. Öte yandan her zaman için önümüzdeki Haziran ayında daha iyi bir "iPhone 5" çıkması ihtimali var. Ama zaten bu mobil telefon dünyasında her zaman bir "en iyi" köşeyi dönüp çıka gelebilir. O yüzden imkanınız varsa gidip deneyin. "

Yazının tamamını ingilizce olarak buradan okuyabilirsiniz.

iPhone ile ilgili daha önceki yazılar:
1) iPhone 5'te Olması İstenen 27 Özellik

4 Ekim 2011 Salı

Sevdiklerinize Doğum Günü Hürriyet'i Verin

Hürriyet Gazetesi'nden okurlarına doğum günü, sevgililer günü, yıl dönümü ve diğer tüm özel günler için unutamayacakları bir hediye fırsatı!

Doğduğunuz gün Türkiye'de ve dünyada neler olduğunu hiç merak ettiniz mi?

Hürriyet, ilk yayın tarihi 01.05.1948'den günümüze kadar olan tüm baskılarının birinci sayfalarını kullanımınıza sunuyor. Bu sayede aileniz ve sevdiklerinize, doğum günlerine ait sayfayı armağan ederek bu özel günleri unutulmaz kılabilirsiniz. Ya da dilerseniz kendi doğduğunuz güne ait gazetenin ilk sayfasını sipariş edip saklamanız mümkün.

Size özel Hürriyet'inizi, orijinal gazete kağıdına baskılı olarak farklı ebatlarda seçebilirsiniz. Ayrıca ister karton tüp içerisinde, ister özel kutuda, isterseniz de oldukça şık bir ahşap çerçeve içerisinde sipariş verebilirsiniz.

Bunun için tek yapmanız gereken http://satis.hurriyet.com.tr adresini ziyaret ederek istediğiniz tarihi belirtmeniz!


Bir bumads advertorial içeriğidir.

3 Ekim 2011 Pazartesi

iPhone 5'te Olması İstenen 27 Özellik


iPhone 5'te olması isteyebileceğimiz özellikleri CNET'te bir kardeş derleyip toplamış bizim için. Bakalım siz de aynı fikirde misiniz?

1. 4G veya LTE (geleceğe yatırım olsun)
2. Sınırsız data (yani internet kotası)
3. Yerleşik Google Ses entegrasyonu (Google Voice şu an için sadece ABD'de kullanılabiliyor)
4. Daha az geleneksel telefon deneyimi (daha az numara çevirme, diğer tuş basma hareketleri vs.)
5. İyi bir anten (!)
6. iPad2 benzeri çift çekirdekli CPU
7. Ekranın dönmesini (oryantasyonunu) engellemek için kilit düğmesi
8. Klasörlere ikon atayabilme becerisi
9. Kablosuz iTunes senkronizasyonu
10. Daha iyi pil ömrü
11. Kablosuz şarj olabilme (ingilizcesi proximity charging)
12. Çıkartılabilir, değiştirilebilir pil
13. Daha büyük ekran
14. Ekranın için kullanılmayan alanlar azaltılsın
15. Fiziksel, sürgülü klavye
16. Entegre AM/FM radyosu
17. OTA yayınları için entegre dahili HDTV alıcısı (sadece kulağa hoş geliyor ve muhtemelen hiç bir zaman gerçekleşmeyecek)
18. Daha iyi kulaklık zımbırtıları
19. Biyometrik güvenlik
20. Kart yuvası (SD...) (bu da hiç bir zaman gerçekleşmeyecekler kategorisinde...)
21. Entegre ayak
22. Tripod montaj deliği
23. Entegre IR vericisi
24. Lazer tespiti (Mesafe ölçmek için...)
25. Full 1080p HD
26. Daha fazla renk
27. Steve tanıtsın (evet Steve tanıtsın ...bir kez daha!)


Kaynak:
1) Wish list: 27 features we want on the iPhone 5 (İngilizce'dir)

iPhone ilgili diğer yazılar
1) iPhone 4S İncelemesi

29 Eylül 2011 Perşembe

Amazon Kindle Fire vs Apple iPad 2



Google'ın Android uzayı Amazon'unkiyle buluştuğunda ne olur? Bu sorunun cevabını yakında anlaşılacak fakat o zaman kadar kıyaslayabileceğimiz tek şey aşağıdaki tabloda görebileceğiniz Kindle'ın özellikleriyle iPad 2'nin özellikleri.

Görünüşe göre iPad 2'nin sunduklarına kıyasla çok daha az şey vaadetse de fiyat avantajı ve Amazon ekosisteminin desteğiyle belki tüketiciler Kindle Fire'ı tercih edebilirler.

Amazon Kindle Fire vs Apple iPad 2


kaynak:
1) Amazon Kindle Fire vs. iPad 2 vs. Nook Color: by the numbers

22 Eylül 2011 Perşembe

1 Milyon Çocuk Burada!

Türkiye’nin en çok tercih edilen çocuk ve gençlik portalı Tipeez.com, iki yıldan kısa bir zamanda 1.000.000 üyeye ulaştı!

Her hafta birbirinden çeşitli aktiviteleri ve eğlenceli sürprizleriyle dijital neslin nabzını tutan Tipeez, hem 18 yaş altı çocuk ve gençlerin, hem de ebeveynlerin ilk tercihi olmayı sürdürüyor. Üyelerinin yaratıcılıklarını ve ifade yeteneklerini geliştirmeye yönelik ödüllü yarışmaları, eğlenceli oyunları sayesinde portal, kısa sürede tam 1.000.000 çocuğun uğrak yeri haline geldi. Gece 22:00’de kapanan sohbet odaları, deneyimli moderasyon ekibi, ebeveyne kontrol yetkisi sağlayan özel sistemi, kaba ve müstehcen konuşmalara izin vermeyen patentli programıyla Tipeez.com’da, birbirinden farklı birçok güvenlik önlemi mevcut.

Çocuk ve gençlere, özenle tasarlanmış güvenli bir ortamda bilinçli internet kullanımı tecrübesi yaşatan portalda sürekli güncel haberlerin yayınlandığı bir haber kanalı da mevcut. Bu haber kanalı aracılığıyla Tipeez, üyelerine haber okuma alışkanlığı kazandırmakla kalmıyor, aynı zamanda gündemdeki gelişmeleri yorumlamaya ve sorgulamaya da teşvik ediyor.

Siz de geç kalmadan Tipeez Dünyası’nı keşfetmek için tıklayın!






Bir bumads advertorial içeriğidir.

16 Eylül 2011 Cuma

Windows 8 incelemesi

CNET'in en son Windows 8 tanıtımında yaptığı incelemenin videosu.



15 Eylül 2011 Perşembe

YouTube Video Editor


CNET'teki bir makaleye göre YouTube kullanıcılarının siteye yükledikleri videolarda düzenleme yapabilmelerini sağlamak üzere yeni bir video editörünü kullanıma sokuyor.


Bu editor farklı videolardan parçalar kesip birleştirmenizi sağlayacak bir editör olmayacak. Daha ziyade kullanıcıların videolarını sisteme tekrar tekrar yüklemesini önleyerek mevcut yüklenmiş video üzerinde küçük düzeltmeler yapmasını sağlayacak. Fotoğraflara rötuş yapmak gibi olacak ancak sadece ticari olmayan videolarda.

YouTube ürün müdürü Jason Toff'un söylediğine göre YouTube'a yüklenen bir çok videonun biraz elden geçirilip temel video düzenleme işlemlerine ihtiyacı var. Örneğin birçok videonun başında ve sonunda kesilebilecek gereksiz parçalar var, bir çoğunda titremeyi düzeltmek için biraz stabilizasyon yapılabilir ve karanlık videolarda da işlem yapılabilir.

İşte bunların cevabı, kullanıcıların videolarında hızlı düzeltmeler yapmasını sağlayacak olan bu yeni araç olacak.

Nasıl yapıldığına dair videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz:


kaynak:
1)CNET

13 Eylül 2011 Salı

Windows 8'le İlgili Cevaplanmamış Beş Soru





ZDNet'te yayınlanan bir makaleye göre Windows 8'de hala açığa kavuşmamış bazı noktalar var. İşte o noktalar:


Microsoft yeni bir arayüze geçişi nasıl yönetecek?

Windows 8'de Metro tarzı "modern" arayüz ve Windows 7'deki gibi geleneksel masaüstü bulunacak.

Ticari müşteriler kullanıcıların gösterebileceği olası bir tepkiyi ve eğitim maliyetleri hesaplıyor. Geliştiriciler hangi arayüze yatırım yapmanın kar-zarar hesaplarını yapmaya başladı.


Microsoft için zor bir durum. Yeni arayüz yeterince hızla yayılmazsa erken uyarlamacılar mutsuz olur ve geliştiriciler batar.

Bulut (Cloud) stratejisi nerede?

Microsoft son birkaç yılını bulut tabanlı tekliflerle geçirdi. Bir Windows Live ID'si ile belgeleriniz ve resimleriniz için 25 GB'lık çevrimiçi depolama alanı elde edebiliyorsunuz. Bir de Windows Live Mesh programını kullanarak SkyDrive'da 5GB'lık ayrı bir veriyi de senkronize edebiliyorsunuz.

Ancak eksiklikler daha da dikkat çekici. Bir program SkyDrive'dan dosya nasıl alacak? Çevrimiçi (online) alan Windows Explorer için tamamen kapalı ve bu alan web tarayıcısıyla idare edilmeli. Microsoft bu anlamda stratejisi hakkında hiç birşey söylemiyor. Öte yandan Google ve Apple kendi bulut çözümleriyle çoktan genel kullanıma açıldılar.


Güvenilir bir Windows tabanlı tablet gerçekten 2012 ortasına veya daha geç bir tarihe kadar gerçekten bekleyebilir mi?

iPad'in çarpıcı başarısı karşısında Microsoft'un hemen cevap verme aciliyeti var. Ancak acele bir hareket HP'nin durumuna düşürebilir

Bir teoriye göre Windows 8 iki sürüm halinde çıkacak, ilk sürüm ARM tabanlı tabletler için 2012 başında çıkacak ve yıl sonuna doğru da geleneksel PC'ler için olan tam sürüm çıkacak.

Kaça mal olacak?

En erken gelecek seneye kadar öğrenemeyeceğiz.

Office nerede?

Bu yıl başına doğru Windows 8'in yapılan bir gösteriminde Excel 2010 gösterilmişti. Hatta Office'in neden yeni arayüze göre tekrar yazılmadığı sorulduğunda "Belki gelecekte" cevabı verilmişti.


Windows 7 çıkarken Office 14  (Office 2010) betaydı, belki şimdi de Office 2015 için aynı durum söz konusudur ve belki yapılan sunumlarda Word, Excel ve hatta Office Web Apps hakkında bazı ipuçları görürüz.


Kaynak:
1) ZDNET


Buna bakan buna da baktı:
Windows 8 Developer Preview

12 Eylül 2011 Pazartesi

Galaxy S II En Hızlı Grafiklere Sahip Android Telefonu




AnandTech sitesinde yayınlanan bir araştırmada Samsung Galaxy S II'nin Android işletim sistemine sahip akıllı telefonlar arasında en hızlı grafiklere sahip olduğu bildirildi.

Raporun Özeti:
"...Samsung'un kullandığı kendi Exynos 4210 SoC'sinde çift çekirdekli Cortex A9 tasarımı yer alıyor. En büyük haber ise Exynos 4210'un bir akıllı telefonda ARM'nin Mali-400 GPU'sunu kullanan ilk SoC olması.

Samsung Mali-400'ün 4 çekirdekli versiyonunu 4210'da uygulamış ve sonuç performansı grafikte de görebileceğiniz üzere şaşırtıcı olmuş. iPad 2'nin PowerVR SGX 543MP2'si kadar hızlı olmasa da piyasadaki mevcut akıllı telefonların hepsinden hızlı..."

Ayrıca Samsung Exyos 4210 çipinin iki ana LCD ekranında WSVGA çözünürlüğünü ve 1080p HDTV çıkışını aynı anda destekleyebildiğini söyledi. Bunun Exynos 4210'da iki ayrı post proses ardışık düzenini desteklemesi sayesinde mümkün olduğu bildirildi.

Bilgi:
SoC: "System on a Chip" kelimelerinin kısaltması, türkçe karşılığı çip üzerine yerleşik sistem veya sistem yüklenmiş çip olarak kullanılabilir.

Kaynaklar:
1) AnandTech
2) CNET

9 Eylül 2011 Cuma

Gelecekteki Ultrabook'lar Daha Çok Tablete Benzeyecek



CNET'teki bir habere göre Intel'in baş finans yöneticisi bir teknoloji konferansında Ultrabook'ların tablet özelliklerine sahip olacağı çok uzak olmayan bir gelecekten bahsetti.

CFO Stacy Smith, New York'taki Citi Technology Konferansında "Notebook piyasasında form katsayıları son birkaç yıldır belli oranda durağan. Yeni önümüzdeki 18 ay zarfında sunulacak olan Ultrabook tasarımları ise bunu değiştirecek" dedi.


"Ekranı ters çevirebileceksiniz, ekran belli bir konumdayken dokunmatik modda olacak (sonra) eski konumuna geri çevireceksiniz ve gerçek bir verimliliği artırıcı aygıt olacak. Bu durum şimdi 2011'de gerçekleşmeyecek ancak Ultrabook platformunun zaman içerisindeki gelişimi bu yönde olacak."

Konferansın ilerleyen bölümlerinde "Notebook'u yine bir dönüşüme sokarak Ultrabook denen birşey haline getireceğiz...İncelik, uzun pil ömrü, hafiflik, sürekli açık, anında bağlantı, dokunmatik ekran" dedi.

6 Eylül 2011 Salı

İlk PlayStation Tablet'i Bu Ay Satışa Çıkıyor!


Wired.Com'da yazdığına göre sony ilk playstation tabletini bu ay satışa çıkartıyor.

Sony, Android tabanlı PlayStation tablet bilgisayarlarını Eylül ayında piyasaya süreceğini 31 Ağustos'ta ilan etti.

Kama şeklindeki Sony Tablet S'de 9.4 inç dokunmatik ekran bulunacak ve ağırlığı yaklaşık 0.5 kg (1,3 pound) olacak. 16 GB ve 32 GB'lik iki ayrı versiyonla çıkacak olan cihazın en önemli özelliği ise "PlayStation Certified" olması, yani PlayStation oyunlarını satın alıp indirmek suretiyle istediğiniz yerden oynayabileceksiniz.

Image courtesy Sony
Tabletle birlikte Crash Bandicoot ve Pinball Heroes adlı oyunların ücretsiz sürümleri de gelecek. Ayrıca müzik, video ve diğer oyunları indirmek için PlayStation Mağzasına da erişebileceksiniz.

5 Eylül 2011 Pazartesi

Lucas'ın Star Wars Blu-ray Seti Çıkıyor

CNET'te belirtildiğine göre Star Wars'ın bluray seti (Star Wars: The Complete Saga) 16 Eylül tarihinde çıkıyor. Hatta bu tarih ilk ilan tarihten 11 gün daha erkenmiş.




Aylardır beklenen bu set eminim birçok fanı memnun edecektir. Ancak yine CNET'te yayınlanan son bir haber fanları pek memnun etmemişe benziyor.

Söylendiğine göre Lucas bu sette yer alacak orijinal üçlemenin bazı sahnelerinde değişiklikler yapmış.

En önemli değişiklik Return of the Jedi'da Darth Vader'in, Luke'a elektrik akımı veren İmparatoru yakalayıp havaya kaldırdığı sahnede artık "Nooo! Nooo!" diye bağırmasıymış. Bu değişikliğe online ortamlarda verilen ilk tepkiler şimdilik olumsuz. Hatta sırf bu bilgiye istinade Amazon'un Star Wars Bluray seti listesinde şimdiden düzinelerce olumsuz görüş bildirilmiş durumda.



İkinci değişiklik söylentisi ise Obi-Wan Kenobi'nin ilk ortaya çıktığı sahnede Tusken Raiderları korkutmak için çıkardığı Krayt Dragon sesinin daha uzun ve keskin hale getirildiği yönde.




Son değişiklik söylentisi ise RotJ'de Ewok'ların artık göz kırpabildiği...Düşüncesi bile korkunç.



Sonuç olarak Lucas yine en iyi bildiği şeyi yapmış ve yeni ürünü üzerinde tartışma yaratıp ilgiyi üzerine çekmiş...

Referanslar:
1) http://news.cnet.com/8301-13506_3-20048737-17.html?tag=mncol;txt
2) http://news.cnet.com/8301-17938_105-20100085-1/lucasfilm-changes-original-star-wars-trilogy-again/?tag=TOCcarouselMain.0
3) http://www.starwars.com/themovies/saga/preorder_bluray/index.html

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Skype Kendi Uygulama Mağazasını Açtı



(Kaynak: Lance Whitney/CNET)
 Skype, şirketin çevrimiçi görüşme ve mesajlaşma servisiyle entegre olabilen üçüncü parti uygulamaların sunulduğu kendi uygulama mağazasını açtı.

Geçmişte de Skype üzerinde üçüncü parti yazılımlar mevcuttu ancak App Directory insanların istedikleri yazılımı arayıp yükleyebilmesine olanak tanımak üzere şirket tarafından girişilmiş ilk ciddi çaba olmasıyla dikkat çekiyor.
Mağaza resmen Çarşamba günü açıldı.

Skype kullanıcıları  tüm uygulamaların listesine göz atabiliyorlar, halihazırda mağazada 23 uygulama bulunuyor.

Skype için kendi uygulamasını geliştirmiş geliştiriciler, bu listede yer almak için uygulamalarını şirkete bildirebiliyorlar ve şimdilik sadece 23 uygulama bulunduğuna göre çok daha fazlasına ihtiyaç olacacağı kesin.

haberin orijinali için bkz: CNET

26 Ağustos 2011 Cuma

BlackBerry Messenger için müzik paylaşım servisi geliyor



Son zamanlarda sosyal ağlara gittikçe daha fazla dikkat gösteren şirketlere bir müzik paylaşım hizmetini devreye sokarak RIM de katılıyor. RIM, bu şekilde BlackBerry Messenger hizmetinin popülaritesini artırmayı umuyor.

BlackBerry akıllı telefonlarının üreticisi, kullanıcıların diğer BBM Music kullanıcılarıyla paylaşabileceği, sürekli gelişen bir müzik kütüphanesi oluşturabilmesine olanak tanıyan bulut tabanlı hizmeti BBM Music'i duyurdu. Bu hizmet, Universal Music Group, Sony Music Entertainment, Warner Music Group ve EMI'nin kataloglarındaki milyonlarca parçayı sunacak.

Servis, kullanıcıların kendi BlackBerry'lerinde dinlenebilecek veya kaydedilebilecek 50 şarkıya erişebilmesine izin verecek. Kullanıcılar kütüphanelerini, kütüphanelerinden 25 şarkıyı arkadaşlarının kütüphanelerindekilerle değiştirerek güncelleyebilecekler.

BBM Music'in Perşembe (26.08.2011) günü Kanada, ABD ve İngiltere'de kapalı beta sürümü başlayacak ve ayda 4.99 $ olacak.

orijinal haber için bkz: CNET

Bu arada Rocconnect'i duydunuz mu?

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Dünyadaki Tüm Film Festivalleri...Birleşin!

Bugün merak ettim acaba dünyada ne kadar film festivali var diye. Hemen cânım internete koştum, "canım intoşum, ne kadar film festivali var..bıdı bıdı" diye sordum.

Biraz arama tarama yaptık sonra şu internet sayfacağızına eriştim. (sanki dünyaları aştık...)

Fest21.com

Tüm dünyadan film festivallerinin kaydını tutan bir site. Siteye kaydını yaptırmış 4000'den fazla çeşit çeşit film festivali mevcut.

Hatta, bir de festival arama sayfası mevcut. Tarihe, ülkeye, temasına vs. göre arama yapabiliyorsunuz. Arama için de buraya tıklayın.

İşte bir merakımı daha tatmin etmenin verdiği mutlulukla sizlere bol seyirler diliyor ve gidiyorum...


23 Ağustos 2011 Salı

Alo! Facebook'tan Arıyorum…

Dünyada ve Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren Rocco ve Turkcell, Facebook’ta cep telefonu üzerinden iletişimi başlattı. Rocco Sıkısakız için Turkcell altyapısı ile hazırlanan “Facebook’tan cep telefonu ile arama yapma servisi”ne sadece telefon numaranızı vererek dahil olabiliyorsunuz. Linke tıklayıp http://www.facebook.com/roccoloji kaydınızı tamamladıktan sonra uygulamaya kayıt olan herkesle Rocco’nun hediye ettiği 30 dakikayı kullanarak konuşabiliyorsunuz. Nasıl mı? İşte videosu...

Üyelerin telefon numaraları görünmediği için hem eğlenceli hem de çok güvenli olan Rocconnect Tıkla Konuş ile bedava konuşmak için Turkcell abonesi olmanız ve bir Facebook hesabınızın olması yeterli.



Bir bumads advertorial içeriğidir.


19 Ağustos 2011 Cuma

IPhone 4 Product Tour - IPhone 4 Ürün İncelemesi

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Bir Eski İzmir'linin Çeşme İzlenimleri



Bu sene yıllık iznimin bir kısmını İzmir-Çeşme'de kullandım; yine bir çok önceki izinlerimde olduğu gibi.

İstanbul'da yaşayan bir İzmir'li olarak Çeşme'yle ilgili izlenimlerimi şimdiye dek hiç paylaşmadığımı farkettim ve bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Öncelikle Çeşme denince aklıma gelen şeylerden başlayayım: Rüzgar, Deniz, Kum, Güneş ve Kumru.

Alaçatı ve Sörfler
Çeşme'ye gidiyorsanız herşeyden önce rüzgarlı bir yere gittiğinizin bilincinde olun. Rüzgarsız günler Haziran-Temmuz-Ağustos döneminde çok seyrek olup genellikle 1-2 günlük dönemler şeklinde olur. Hatta 10-15 rüzgarlı günün ardından ancak 1-2 gün rüzgarsız geçer. Ama zaten yazın sıcağında Çeşme'yi yaşanır kılan da bu rüzgardır.

Asıl sakin dönem eylülde başlar, yani okullar açıldıktan sonra.

Tabi rüzgara ilave olarak sörften de bahsetmek gerekir. Alaçatı tarafı sörfçülerin varış noktası olmalıdır. Sörf için en iyi koşullar Alaçatı'dadır (rüzgar, deniz, konaklama vs. açısından)

Deniz ise anlatılmaz yaşanır. Denizin berraklığı ve kumun inceliği bence tüm Ege'de sayılıdır. Özellikle kumsalların uzunluğu ve suyun içindeki kumun da balçık olmaması (yani ayağınıza yapışmaz) deniz keyfinizi artırır.

Gelelim Kumruya: Çeşme'de Bir Hüseyin'in Kumrusu vardır, bir de Şevki'nin Kumrusu vardır ki Şevki de Hüseyin'in yanından yetişmedir. Diğerlerini bilmem. Hüseyin yanlış bilmiyorsam Çeşme-Ilıca'da ilk kumrucu büfesini açan kişidir ve hala eski yerinde hizmet verir. Şevki ise almış yürümüş bütün Çeşme'ye yayılmıştır. Hüseyin daha mütevazi şekilde şubelere sahiptir.

Şimdi biraz daha serbest çağrışımla yazmaya başlayabilirim.

Çocukluk dönemime göre Çeşme yarımadası her yönüyle çok değişmiş durumda. Artık heryere yol var. Eskiden bisikletlerle toprak yollardan düşe kalka gittiğimiz Alaçatı koyları artık ayak altı olmuş ve çeşitli "beach"ler tarafından işgal edilmiş vaziyetteler.

Betonlaşma konusunda Kuşadasının yaşadığı akibete daha uğramamış olsa da villa sayısında oldukça artış gerçekleşmiş.

Eskiden pek rağbet görmeyen Alaçatı ve Dalyanköy ve hatta Çiftlikköy tarafları çok gelişmiş. İlave olarak Çeşme limanındaki yat limanı ve etrafındaki çarşı da bir çekim merkezi yaratmış.

Burada Alaçatı'ya özel bir vurgu yapmak lazım, Alaçatı köyünü neredeyse baştan yaratmışlar. Köylünün eskiden hayvanını bağladığı ahırların şimdi pansiyon, kafe vs. olduğunu görünce ister istemez tebessüm etsem de bu duruma pek üzülecek değilim. Umarım köylüler bu değişimden maddi olarak faydalanabilmiştir.

Alaçatı - Taşev
Alaçatı - Çarşı
Alaçatı - Gece hayatı (boş zamanı)
Alaçatı - Gece hayatı (Dolu zamanı)
Denize girmek isteyenler için çeşitli önerilerim olacak: öncellikle uzun bir kumsal görmek istiyorsanız gideceğiniz iki yer var: birincisi ılıca plajı, ikincisi boyalık plajı. Fakat buralarda hakim rüzgar denizden estiği için genellikle deniz dalgalı olur. 

Ilıca Plajı - Sheraton'a bakış
Ilıca Plajı - Sheraton'dan Bakış

Düz deniz seviyorsanız gidebileceğiniz çeşitli yerler mevcut. İlk olarak Alaçatı tarafındaki koyları ve "beach"leri tercih edebilirsiniz. Ancak Alaçatı tarafında deniz düz olsa da sıcaklık "buz" mertebesindedir. Soğuk denizden hoşlanmıyorsanız birazdan sayacağım yerleri tercih edebilirsiniz. Ayrıca Çiftlikköy tarafını da tercih edebilirsiniz ancak orada da su buz gibidir.

Hacettepe Koyu
İkinci olarak Dalyan köy tarafına gidebilirsiniz. Burada da birden çok seçenek mevcuttur: Ayayorgi koyu, Hacettepe Koyu (Dalyan koyu da deniyor), Kocakarı plajı. Buralar boyalık plajıyla aynı tarafta olsalar da koy olmaları nedeniyle deniz düz olur ve su sıcaklığı maküldür. Ayayorgi ile Hacettepe koyu yan yanadır. Fakat özellikle Ayayorgi'ye ve oradaki "yüksek sosyete"ye hitap eden mekanlara gitme isteğinde değilseniz Hacettepe Koyuna gitmenizi öneririm. Ayrıca buradaki tesis hafta içi daha orta halli fiyatlar sunup Serdar Ortaç çalmayan nadir yerlerdendir

(Not: Hafta sonu geldiğinde neredeyse Çeşme'deki bütün mekanlar fiyatlarını %50'ye varan oranlarda artırmaktadır...)

Bir de Ildır istikametinde gidebileceğiniz Paşalimanı vardır. Daha çok Çeşme'de yerleşik kişilere hitap eden bir yer olup kumsal yerine iskeleden derin denize girmekten hoşlananlara hitap eder.

Çeşme denince markalaşmış, simgeleşmiş bir kaç yer-kavram daha vardır. Şantiye-Altınkapı, Site Spor, Altınyunus, Dost Pide, Midye, Çerkezköy gıdapazarı, Şenturşucu, Egeçeşme sitesi, Boyalık Sitesi, Açık Hava Sineması...Bunlar eski Çeşme'lilerin-İzmir'lilerin bildiği kavramlardır ve şimdi detaylı anlatmak yerine gidip kendiniz keşfetmenizi öneririm. Belki başka bir yazıda oraları da anlatırım.

Çeşme'ye gideceklere şimdiden iyi tatiller!

Blackberry Bold 9900 İncelemesi

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Esra Ceyda Kardeşler Yardım Fonu Oluşturdu

Reklamlardan ve sosyal medyadan renkli kişilikleri ile tanıdığımız Esra ve Ceyda kardeşler (nam-ı diğer Cicişler), bu sefer partilerin değişmeyen cipsi Ruffles’ın yeni çıkardığı Burger King tadındaki ürünü için kamera karşısına geçti. Çılgın bir parti ve koşturmaca içinde başlayan hikaye bizi bazı seçim ve yollara sürüklüyor. Senaryo gereği yanımızda para olmadığından otostop çekmeye başlıyoruz ve kendimizi birden Esra ile Ceyda’nın otomobilinde yardım isteyen bir otostopçu olarak buluyoruz… İşte Esra ve Ceyda’nın gençlere yardım ettiği enteresan hikayenin en ilginç bölümü aşağıda, seçimleri yaparak hikayenin devamını izleyebilirsiniz…

İşin en eğlenceli kısmı, Esra ve Ceyda kardeşler ile konuşabiliyor olmamız… Cep telefonumuzu verdiğimiz anda Esra ve Ceyda kardeşler bizi arıyorlar ve şanslıysak yardım etmek için cebimize 60 dakika ve 100 mb internet paketi yolluyorlar.

Ayrıca numarayı geri aradığımızda Esra ile Ceyda’nın komik ve bir o kadar enteresan muhabbetlerini dinliyoruz. Üstelik her aramada başka bir muhabbet çıkması da ayrı bir güzellik olmuş…

Benden de size bir kolaylık: Oyuna en kestirmeden bu linkten ulaşabilirsiniz http://www.facebook.com/rufflesturkiye




Bir bumads advertorial içeriğidir.

14 Temmuz 2011 Perşembe

En Kötü Oyun!




GERÇEKLİK
Şimdiye kadar yapılmış en kötü oyun.

12 Temmuz 2011 Salı

Sizi ilgilendiren haberleri kaçırmayın!

Gündemde merakla takip ettiğiniz bir konuda gelişmeler oldu mu? Sevdiğiniz yazarın yeni kitabı ne zaman raflarda olacak? Bu yaz ilginizi çeken bir kültür sanat etkinliği var mı? Peki en son moda trendlerini biliyor musunuz?

Böyle soruların cevabını merak ediyorsanız, hurriyet.com.tr'nin ücretsiz bir hizmeti olan Mind sizin için çok faydalı olabilir. Mind, önemsediğiniz konularla ilgili hiç bir haberi kaçırmamanızı sağlayacak. Merak ettiğiniz konularda yayınlanan haberler size e-posta aracılığıyla bildirilecek.

Peki Mind nasıl çalışıyor? Mind websitesine girerek (http://mind.hurriyet.com.tr) kaydolun ve takip etmek istediğiniz konuların listesini oluşturun. Örneğin: "diyet", "sergi", "Ara Güler", "defile" ve "Elif Şafak". Artık bu konularla ilgili yayınlanan haberlerden, tercih ettiğiniz sıklıkta gönderilecek e-postalar sayesinde haberdar olacaksınız.

Eğer bir haber yayınlanır yayınlanmaz haberdar olmak isterseniz, Mind'ın masaüstü uygulamasını da yükleyebilirsiniz. Ayrıca dilediğiniz zaman Mind websitesinden, takip ettiğiniz konularla ilgili geçmişte yayınlanan haber başlıklarına ulaşabilir ve bunları haber arşivinize ekleyebilirsiniz.

Mind, ilgilendiğiniz haberlere ulaşmanın en kolay yoludur. Siz de tıklayarak takip listenizi oluşturmaya başlayabilirsiniz...


Bir bumads advertorial içeriğidir.


11 Mayıs 2011 Çarşamba

Bir Sessizlik Perdesi

Seslerin işitilmediği bir dünyadayız. Mananın yitirildiği bir çağda ve dahi işitmenin sağırlaştırdığı bir anda işitilenlerin sessizleştirici perdesi altındayız.

Söylemek istediklerimiz duyulmuyor, duymak istediklerimiz erişmiyor. Bir sessizlik perdesi örtmüş üzerimizi sesten başka bir şey işitilmiyor.

Manadan sıyrılmış sesler her yerde, hemen yanı başımızda bizi güden sesler. Prangalar vurulmak isteniyor özgür iradeye ve anlamsız boş laflar çekiyor bizi kör mahzenlere.

Bir ses duvarıyla çevrilmiş bu dünyada, duymak istemediklerini işiten canlarız. Bu duvarın sessizleştirici etkisi altında ezilenleriz. Böyle bir sessizliğin içinde hapisiz...

6 Nisan 2011 Çarşamba

Eskiden Buralar Dutluktu!


"Eskiden buralar dutluktu" demenin ingilizcesi...(by Banksy)

31 Mart 2011 Perşembe

Solaklar için Kutu Kola!

Coca Cola solaklar için kutu kola tasarımını geliştirdiğini açıkladı.

Daha önceki tasarımda solaklar kutuyu sol ellerinde tutup sağ elleriyle açmak zorunda kalıyor ve içmek için tekrar sol ellerine geçirmek ve öyle içmek durumunda kalıyorlardı.

Artık solaklar kolalarını sağ elleriyle tutup sol elleriyle açıp hiç el değiştirmeden kolalarını yudumlayabilecekler! Kola içmek hiç bu kadar kolay olmamıştı...


Ne demişler, "Soğuk İçiniz"...

Not: 1 Nisan :)

RUHSUZLAR ORMANI

Ruhunu kaybetmişlerle dolu bir ormandayız
Orman büyük, orman karanlık.
İçeriye girebiliyor ne bir ses ne bir ışık
Kasvet sanki boğaza dolanmış bir hıçkırık.

Arşa varan beton ağaç tarlalarında
Yetişiyor artık insanoğlu denen mahlûkât;
Beton duvarlar arasında pıtrak gibi sönüyor
Sürüsünce yaşam hevesi daha vadesi dolmadan.

Nefret otları yükseliyor orman tabanından
Foseptik kokuları yayılıyor tüm çiçeklerden.
Ve kara bulutlar yükseliyor semaya
O yılankavi otomobil nehirlerinden.

Hiç biri denize ulaşmıyor nehirlerin
Hepsinin ucu varıyor çıkmaz sokaklara
Yunuslar çoktan terk edip gitmiş
Ruhsuzların laneti tüm ormana sinmiş.

Ruhunu kaybetmişlerle dolu bir ormandayız
Orman büyük, orman karanlık.
Geleceğe dair yok bir umut ne de bir ışık
Ve gidebileceğimiz bir yer yok artık.

Evren Dağlıoğlu

15 Mart 2011 Salı

Bu Bilgiyi Paylaşmak İstemiyorum!

(Telefonla Pazarlama Yapanlara Karşı Yeni Silahım)

Telefonla arayıp kredi kartı, internet hizmeti, sigorta vs. pazarlamaya çalışan şirketlere ve bunların pazarlama elemanlarına karşı geliştirdiğim yeni taktiği sizlerle paylaşmaktan kıvanç duyarım!

Bir ara haftada 4-5 defa telefonla aranmaya başladıktan sonra ister istemez gelişen bu taktiğin detaylarını aşağıda vermeden önce genel bir telefon görüşmesinin nasıl olduğunu anlatmalıyım.

Telefonunuz çalar, arayan X bankasından veya Y internet servis sağlayıcısı adına aramaktadır, nasılsınız-iyimisiniz faslından sonra arayan kişi vaktimiz varsa yeni bir ürün/hizmet tanıtmak istediğini söyler. Genellikle de halihazırda başka bir firmanın kullanmakta olduğunuz hizmetine yönelik bir alternatif olur bu hizmet ve ilk sordukları soru "kullanmakta olduğunuz Z hizmetine aylık ne kadar ücret ödüyorsunuz" anlamında bir sorudur. Bu sorunun sorulma safhası görüşmenin en başında veya baştan bir iki cümle arasında olabilmektedir. Sigorta satıcıları ise bu soruyu "Şuan evinizdeki değerleri eşyalarınızın hepsini sıfırdan almak isteseniz bu işlem ne kadara mal olur" şekline veya benzerine dönüştürmüşler.

Neyse, genellikle kuzu gibi bu soruya cevap verdiğinizde otomatik olarak adamların elindeki bir çizelgeye giriyorsunuz ve görüşme dizginleri karşı tarafa kaptırmış bulunuyorsunuz. Hizmeti kabul etmeyecek olsanız bile en kötüsü tüm görüşmeyi veya tanıtımı sonuna kadar dinlemek zorunda kalıyorsunuz.

İşte yeni taktiğim tam bu noktada devreye giriyor. Sizden bir bilgi talep edildiği herhangi bir anda, "Ne kadar ücret ödüyorsunuz", "Aylık maaşınız ne kadar" veya başka daha kişisel sorular sorulduğunda cevap olarak "Bu bilgiyi paylaşmak istemiyorum" dediğiniz anda otomatik olarak denge sizin lehinize değişiyor. Hatta karşı tarafın duraksadığını hissetmek bile büyük bir haz veriyor, çünkü büyük ihtimal arayının elindeki soru-cevap çizelgesinde (böyle birşey var mı bilmiyorum, ama mutlaka belirli türde tepkilere nasıl cevap verileceğine dair bir çizelge olduğunu tahmin ediyorum) bunun karşılığı yok veya varsa bile "kısa kes, devam etme" gibi bir şey var. Çünkü bu cümleyi kurduktan sonra konuşma sizin kararlılığınız doğrultusunda en fazla 1-2 cümle daha devam ediyor ve akabinde sonlanıyor.

Şimdiye kadar bu taktiği geçebilen olmadı, eminim sizin de işinizi görecektir. Pazarlamacılar bu taktiğe bir karşı taktik geliştirene kadar herkese iyi günler diliyorum.

11 Şubat 2011 Cuma

MISIR'DA NELER OLUYOR?


- YORUMSUZ -

10 Şubat 2011 Perşembe

Bedava mal baldan tatlı mıdır?


Bu resime bakınca ne görüyorsunuz?

Kendini kaybetmişçesine gülen bu iki insan (ki adlarını biliyorsunuzdur) ellerinde bedavaya aldıkları tam dört cep telefonunun verdiği keyifle gülüyorlar.

Bir telefon markası, tanıtım amacıyla bir partide bedava telefon dağıtmış.

Kamyon dolusu paraları olsa da "bedava"nın cazibesine kapılmışlar. Bir tane almak yetmemiş tam dört tane telefon almışlar, kendilerine ve kocalarına.

İşte insan psikolojisi böyle birşey.

Hep bana hep bana.

Daha fazla yorum yapamayacağım.

Bu arada bedava dağıtılan kömür yardımlarıyla ilgili bir kampanya başlamış, haberiniz var mı? Tıklayıp inceleyebilirsiniz.

31 Ocak 2011 Pazartesi

ABD - Bir Demokrasi Havarisi

ABD, dünyanın süper gücü. Dünyanın en önde gelen demokrasi ve insan hakları savunucusu. Sanki bir melek.

Gerçekten öyle mi? Bir kez daha ABD'nin çirkin yüzü turnusol testi sonucunda ortaya çıktı. "Demokrasi" bayrağıyla Irak'a giren ABD, kendi çıkarlarına güvence vermiş olan kuzey afrika ülkelerinde ki halk ayaklanmalarında tam anlamıyla çuvalladı. Ne diktatoryal yönetimleri eleştirdiler ne de ayaklanan halkı desteklediler. Tam anlamıyla tarafsız kaldılar. Ve durum tam olarak kesinleşmeden de renklerini göstermeyeceklerdir. Muhtemelen görünürde yönetimi desteklerken el altından da ayaklananların liderleriyle çoktan irtibata geçmişlerdir. Yani iki tarafa da oynuyorlardır ve bir tarafın kazanacağı kesinleşmeye yakın o tarafı açık seçik desteklemeye başlayıp ses tonlarını yükselteceklerdir.

Bakalım bu kalkışmaların sonu nereye varacak, ABD bunlardan ne kazanacak. Biz de burada kendi kendimize söylenip duracağız.

27 Ocak 2011 Perşembe

YAKIT TÜKETİMİNİ NASIL DÜŞÜRÜRÜM?

Arabası olup da benzin zamlarından şikayet edenler için tassaruf önlemlerini içeren bir liste buldum. Eğer yakıtınızı biraz daha ekonomik kullanmak isteyenlerdenseniz bu listeye bir göz atmalısınız.


İşte yakıt tasarrufu için bilmeniz gereken yakıt tüketimini en aza indirecek püf noktaları:

Lüksünün yanında, yakıt tüketimi de otomobillerin tercih edilirliğini arttırıyor. Öte yandan hep merak edilen konular, aracın ne kadar benzin yaktığı, eğer fazla yakıyorsa bunun nedenleri ve yakıt tüketimini en aza indirmenin yolları oluyor.

Örneğin aşağıdaki belirtileri hissettiğinizde, aracınızın fazla yakıt yaktığını anlarsınız. Nasıl anlayacaksınız?

• Motorun çekişinde azalma olur.
• Egzoz gazı siyah, göz yaşartıcıdır, benzin kokar.
• Egzoz kuyruk borusu içinde karbon isi oluşur.
• Egzozda patırtılı sesler olur
• Motor soğukken kolay, sıcakken güç çalışır.
• Bilinen miktarda benzinle yapılan kilometrede azalma olur.

Teşhisi doğru koyun. Aracınızın fazla yakıt yakıp yakmadığının tespitini yapmak için, bir litre benzinle kaç kilometre yol gittiğinizi bilmeniz gerekiyor. Bunun için yakıt deponuzu, tabanca otomatik olarak yakıtı kesinceye kadar doldurun. Bu sırada kilometre saatinizi okuyun.

Diyelim ki; 58.500 km.'de olsun belirli bir yol gittikten sonra aynı istasyonda ve aynı tabancadan yine tabancanın otomatik durmasını esas alarak deponuzu bir kere daha tam doldurun. Kaç litre benzin aldığınızı bir kenara yazın. Kilometre saatini tekrar okuyun. Toplam kilometre 58.750 ve deponun aldığı benzin 25 litre olsun.
Şimdi toplam kilometreden, ilk toplam kilometreyi çıkartırsak (58.750-58.500=250) gittiğimiz toplam kilometre bulunur (250 km). Bunu aldığınız yakıt miktarına böldüğünüzde (250:25=10) aracınızın bir litre yakıt ile kaç kilometre yol gittiği ortaya çıkar.

Bir araçta yakıt tasarrufundan bahsetmeden önce, fazla yakıt harcamasının nedenlerini açıklamak yerinde olur. Aracın fazla yakıt harcamasının nedenlerini iki grupta toplamak mümkündür. Birincisi araçtan kaynaklanan kusurlar, ikincisi ise sürücüden kaynaklanan kusurlar. Araçtan kaynaklanan kusurlar: Aşağıdaki tavsiyelerin bir kısmı bakım teknisyeni tarafından yapılabilir. Ama sizin tarafınızdan yapılabilecek basit onarım ve bakımlar da vardır.

Bu bakımlar kesinlikle rastgele bir tamirciye değil uzman ve yetkili bir servise yaptırılmalı.

Bu bakım ve kontroller:
1. Motorunuzun ayar ve bakımlarını (her 5.000 km.'de) ve uzman kişilere yaptırın.
Bu ayar bakımlarında;
• Hava filtresinin temizliğine dikkat edin. Tıkanmış hava filtresi yakıt tüketimini arttırır.
• Hava filtresini yaz veya kış durumuna göre takın.
• Distribütör platin ayarını katalog değerine ayarlatın. Değerinde olmaması yakıt tüketimini arttırır.
• Akümülatör ve bağlantı kablolarının bozukluğu motor verimini düşürür. Değerinde olmaması yakıt tüketimini arttırır.
• Bujilerin arızalı ve ayarsız olması yakıt tüketimini yüzde 10 arttırır.
• Karbüratörün bakımın yaptırın.
• Rölanti devri katalog değerinde olmalı. Yüksek devir yakıt tüketimini arttırır.
• Bakım teknisyeninizin, rölanti devri ayarını gaz analiz cihazı ile yapılmalı. Sıkı ve tutukluk yapan bir gaz pedalı yakıt tüketimini artırır.

2. Fren balataları ayarsız ve sıkı ise tekerlek dönüşü zorlanır. Yakıt tüketimi artar.

3. Debriyajın kaydırması yakıt tüketimini arttırır.

4. Ön düzen ayarlarını her 10.000 km 'de bir kontrol ettiren.

5. Lastik havaları uygun basınçta olmalıdır. Havası az olan lastikte yuvarlanma güç olduğundan yakıt tüketimi artar.

Sürücüden kaynaklanan kusurlar:

Sürücü aracı kullanırken aşağıdaki hususlara dikkat ettiğinde daha az benzinle daha çok kilometre yapabilir. Öncelikle az benzinle çok kilometre gitmenin yolu sabırdan geçer sözünü unutmayalım. Eğer ekonomi sizin için ön plandaysa aşağıdaki önerilerimizi dikkatlice uygulayın.

1. Önünüzdeki aracı çok yakından takip etmeyin. Zira devamlı olarak aracınızı frenler ve gazlarsınız. Bu durum ilave benzin pompalanmasına neden olur. Ani fren ve ardından gaz basmak yakıt tüketimini yüzde 5 arttırır.

2. Şehirlerarası yolda en verimli hız 80-90 km. arasındadır. 90 km 'nin üstünde her kilometre yakıt tüketimini yüzde 1 arttırır. Son vitesteki 90 km 'lik hız yaklaşık 3.000-3.300 motor devrine eşittir. Diğer viteslerde de motorunuzu 2.750-3.000 devirler arasında çalıştırın (Bunun için takometreden-devir göstergesinden faydalanın).

3. Motorunuzun harareti (ısısı) yakıt tüketimini etkiler.
• İlk hareketten önce motorun ısınması için en fazla 30 saniye bekleyin. Fazla ısınmasını beklemek yakıt tüketimini arttırır.
• Ancak şehirlerarası yola çıkarken, hararet göstergesinin normale yaklaşmasını bekleyin.
• Kışın motorunuzun çok soğumaması için radyatör önünü gazete kâğıdı ya da benzeri bir şeyle kapatın.
• Soğuk motorda yakıt sarfiyatı fazladır. Motor tam ısınmadan yapılan yolculuklardan (özellikle kısa mesafelerden) kaçının. Böyle durumlarda aracınız yüzde 25 daha fazla yakıt harcar.

4. Yakıt deponuzun hatalı doldurulması yakıt tüketimini arttırır. Deponuzu doldururken aşağıdaki noktalara dikkat edin.
• Deponuzu mümkünse pompanın yavaş hızı ile doldurun.
• Depo hiçbir zaman ağzına kadar doldurulmamalı.
• İmkânınız varsa sabah veya akşamın geç saatlerinde deponuzu doldurun.
• Depoyu daima dolu bulundurun. Çünkü az benzinde buharlaşma daha fazladır.
• Özellikle dizel motorlu araçlarda, günlük iş bitiminden sonra depoyu kaliteli motorinle doldurun.
• Bir istasyonun pompasına yanaştığınızda pompanın para kısmının bilhassa sıfırlanmasına dikkat edin.
• Aracınızın motoru hangi benzine göre uyarlanmışsa (süper-normal-kurşunsuz) ona göre benzin kullanın.
• Yakıt deponuzun kapağı kilitli tip olmalı.


kaynak: Cem Sezer'in derlediği listeden alınmıştır, ilk kaynak bilinmemektedir.

26 Ocak 2011 Çarşamba

Komünizm Tehlikesi - Gerçek mi Yoksa Hedef Saptırma mı?

Ne zamandır kafama takılan bu konu hakkında daha önce başka bir yerde yazdığım yazıyı biraz daha düzelterek burada da tekrar etmeye karar verdim.

Evet, nedir bu "Komünizm Tehlikesi"? Dünyada komünizm namına bir tehlike kalmadığı halde memlekette hala bir şekilde diri tutulmaya çalışılan korkudur. Hala vatandaş, işçi, emekçi ve "insan" hakkında biri birşey söylediği zaman sosyalist, komünist sıfatları takılarak kötülenmekte ve hemen akabinde "komünizm tehlikesi"nden dem vurulmaktadır.

Tabi bu işin, yani "komünizm tehlikesini" körüklemenin ağa babası olan ABD unutulmamalıdır, komünizm korkusu orada da ilk panik anında kullanılmak üzere istim üzerinde bekletilmektedir. Hatta en son bu korku Obama yönetiminde geçirilmeye çalışılan Sağlık Reformunda da sıkça kullanıldı. Bu arada bu konunun evveliyatı da vardır. Bu sağlık reformunu daha önce Clinton da geçirmeye çalışmıştır. ABD'de halkın geneline yayılacak bir sağlık reformu çalışması her yapıldığında sağlık sigortası şirketleri ve sağlık sektöründen nemalanan şirketler hemen lobileri vasıtasıyla karşı progandaya başlayıp "mecburi hizmet gelecek, doktorların istediği yerde çalışma özgürlüğü gidecek, hastaların doktor seçme özgürlüğü gidecek bu ancak sosyalist devletlerde olur" bağlamında şeyler söyleyerek halkı galeyana getirmekte ve reformu engellemektedirler. (Bu konuda daha fazlasını Micheal Moore'un "Sicko" adlı belgesilini izlemenizi öneririm.)

Şimdi niye ABD'den örnek verdim? Çünkü biz küçük Amerika'yız ya ondan. Bizi ABD'ye o kadar çok benzetmek istiyorlar ki korkularımız da benzer artık.

Bu kadar konuşmadan sonra duyar gibi oluyorum "Sen şimdi komünizm mi savunacaksın?" diye soranları. Savunmayacağım ama önce bir soru soracağım: Zaman zaman sizlerin de kulaklarına çeşitli vesilelerle "tüm kötülüklerin kaynağı komünizmdir" vs. diye söyleyen insanların sesleri gelmiyor mu? Benim geliyor. Peki bu sorunun artık zamanı geçmedi mi?

İşte benim karşı çıktığım husus "komünizm kötüdür" "tüm kötülüklerin kaynağı komünizmdir" ifadesinin anlamı değil, bu söylemin yapıldığı zaman ve toplumun içerisinde bulunduğu koşullardır.

Bu söylem 1970'ler veya 80'lerde bir anlam ifade edebilir ancak günümüzde hangi komünizm diye sorar insanlar, mesela ben soruyorum.

Oysa bugün tüm kötülüklerin anasını aradığınızda karşınıza çıkan adres bellidir: ABD, yandaşları ve tüm dünyaya empoze edilen "tüketim" çılgınlığı, tüketim toplumu ve onun beraberinde getirdiği tüketim alışkanlıkları, yozlaşma ve kültür erozyonu.
Peki bunu kim empoze ediyor, uluslararası sermaye, uluslararası-devletler üstü (diğer adıyla çokuluslu) şirketler.

Bu gerçeği görmezden gelerek hala "tüm kötülükler komünizmden kaynaklanıyor" diyen insanların biraz da gerçekleri görmelerini istiyor ve diliyorum.
"Komünizm" diye diye memleket batı manyağı yapıldı, oramızı buramızı Komünizme kaptırmayalım derken batının yatağına sokulduk-girdik. Şimdi istesek de o yataktan çıkamıyoruz, ama hala "komünizm" diye ünleyip duruyoruz.

Komünizm ve hatta solculuk korkusu o raddeye gelmiş ki dumura uğramışız, korkudan dilimiz tutulmuş tutunduğumuz O dalın bizi zehirlediğini bir türlü idrak edemez olmuşuz.

"Komünizm her kötülüğün kaynağıdır" diyen insanların aynı şekilde Batı hegamonyasına-Bilinçsiz tüketime-Kültür Yozlaşmasına karşı da birşeyler söylemesini diliyorum, istiyorum. "Zaten söylüyoruz" diyenler varsa daha kuvvetli söylemelerini istiyorum çünkü duyulmuyor. Evet, belki komünizm kötüdür ancak batının hegamonyası da (emperyalizmi) kötüdür. Burada ehven-i şeri mi seçeceğiz? Bu ne kadar ahlaki, etik?

[Şunu yazarken bile insan ikileme düşüyor. Adamlar o kadar başarılılar ki, "Emperyalizm" kelimisini kullanırken bile insana kendisini "komünist" hissetiriyorlar. Yani ben şimdi bu adamları ifade etmek için "emperyalist" diyeceğim ve bu yazıyı okuyanlar hangi kesimden (sol-sağ farketmez) olursa olsun beni "solcu" ya da "komünist" olarak belleyecekler. Bu arada dilin bu işlevi hakkında Orwel’in 1984 kitabında çok güzel örnekler ve açıklamalar vardır. Bu da başka bir yazının konusu olsun.]

Bu yazı bir komünizm propangadası değildir sadece bir durum tespitidir, ancak yine de beni bununla itham edebilirsiniz fakat durum öyle ya da böyle budur. Kanımıza giren Amerikancılık bizi uyuşturmuş ve hatta zehirlemiştir. Eskiden komünizme karşı kullanılan argümanlar bugün artık ulusalcılık, devletçilik gibi kavramlara karşı kullanılmaktadır. Bu mekanizmalar artık yukarıda bahsi geçen dev şirketlerin hizmetine sunulmuştur. Komünizm üzerinden kendi değerlerimize, bizi biz yapan değerlere saldırılmakta ve komünizm paravanı kullanılmaktadır. Ve bu sadece bizim ülkemizde değil ABD de bile böyledir. Bu şirketler kendi vatandaşlarına karşı bile aynı mekanizmadan faydalanıyorlar. Fakat artık bu “komünizmin tehlikesi”nin arkasında eskinin komünist devletleri yok. İpler artık başkalarının elinde.

70'leri ve 80'leri referans alan şahıslar da bunu farketmeden hala bu söylemi sürdürmektedir. Şuan ki bozulmayı-yozlaşmayı bile doğrudan komünizme bağlamaktadırlar ki ben artık böyle söylemlerde bulunanlarda şüphe etmekteyim, söylediklerinde bir ard niyet aramaktayım. Bu kültür erozyonunun, yozlaşmanın, dejenerasyonun (bu arada toplumun sağı-solu farketmiyor her kesiminde vardır dejenerasyon), çılgınlar gibi tüketmenin sebebi komünizm midir? Batı’dan ithal ettiğimiz şeylerin etkisi hiç yok mudur?

Komünizm tehlikesinin artık bir hedef saptırma olduğu aşikardır. Bu bağlamda herkesin komünizm korkusunu yenmesini ve gözünü bu yeni dünyaya açmasını dilerim.