30 Aralık 2010 Perşembe

Bir Bulmaca - Bahis Tahminleri Üzerine Bir Dolandırıcılık Hikayesi

Yeni okuduğum bir bulmacayı sizinle paylaşmak istedim, sonucu okumadan önce bunun nasıl olduğuna dair biraz kafa yorarsanız, çözümü okuduğunuzda Martin'in neden bu  tuzağa düştüğünü daha iyi anlayacaksınız. Muhtemelen siz de Martin'in yerinde olsaydınız aynı tuzağa düşerdiniz.


Martin Brown ateşli bir futbol taraftarıdır. Ligi sürekli takip etmekte ve özellikle de taraftarı olduğu takımın maçlarını da hiç kaçırmamaktadır. Bir gün kendisine Futbol Tahminleri Ltd'den şöyle bir eposta gelir.


12 Ekim - Derby County kazanır.


Bu mesajla pek ilgilenmez, ancak o hafta Derby County kazanınca bunu farkeder.

Sonraki hafta Middlesbrough'nun kazanacağını iddia eden bir eposta gelir ve bu da doğru çıkar. Üçüncü hafta Martine'e bir tahmin daha gelir ve o da doğru çıkar. Bu iş dokuz hafta daha devam eder. Anlaşılan dünyanın en güvenilir medyumu Martin'i bulmuştur ve birkaç bahis oynamış olsaydı şimdiye kadar çok para kazanmıştı. Fakat Martin temkinli birisidir ve bir maçın önceden bilinebileceğine ikna olmamıştır, dolaysıyla harekete geçmez.

Derken 10. hafta farklı bir eposta gelir. Bu defa şöyle yazmaktadır:


Son tahmininizi almak için Futbol Tahminleri Ltd.ye PayMate aracılığıyla 250 dolar ödemeniz gerekiyor.


Martin daha önce bahse girmediğine pişmandır, ancak 250 doların çok yüksek bir rakam olmadığını ve 2000 dolarlık bir bahis oynarsa iyi para kazanabileceğini düşünür. Hesaplarına göre (sonuçların rasgele olduğu varsayıldığı takdirde) arka arkaya dokuz maçın sonucunu doğru tahmin etme olasılığı 7000'de 1'dir. Bu da bahis şirketinin içeriden bilgi aldığına ikna olmak için yeterlidir. Bunun üzerine Martin ödemeyi yapar, tahmini alır ve bahse girer.

Ancak olanları biraz düşününce aklına üniversitede aldığı olasılık dersi gelir. Aptalca davrandığını ve olasılık tuzağına düştüğünü o zaman anlar. Futbol Tahminleri Ltd'dekilerin maçları kimin kazanacağına dair fikirleri yoktu. Martin dolandırılmıştı.

Martin dolandırıldığını nasıl anladı?

(Çözüm için aşağıdaki bölümü farenizle seçerek görünür kılınız).

Futbol Tahminleri Ltd, içerisinde bir milyon eposta adresi bulunan bir eposta listesi satın alır. Sonra o haftaki maçlardan biri seçilir (ilk eposta gönderildiğinde Derby County maçı seçilmişti).  Listenin yarısına (yani 500.000 kişiye) Derby County'nin kazanacağına dair eposta gönderilir, diğer yarısınada rakip takımın kazanacağı epostası gönderilir (kolay anlaşılır olması için maçların hep galibiyetle tamamlandığını varsayıyoruz).

Maçın sonucu ne olursa olsun 500.000 kişiye doğru bir tahmin gönderilmiş olur. İkinci hafta başka bir maç seçilir ve önceki haftanın doğru tahmin gönderilmiş olanlarının yarısına (250.000 kişiye) bir taraf diğer yarısına da diğer taraf kazanacağı tahmini gönderilir. Bu dokuz hafta boyunca hep kazananlara göndermek suretiyle devam eder. Dokuz hafta sonunda yalnızca doğru tahminleri almış belli sayıda kişi kalır ve bu kişiler Futbol Tahminleri Ltd'nin her maçı doğru tahmin ettiği yanılgısına düşerler. Oysa şirket her hafta sadece bir maçın olası tüm sonuçlarıyla ilgili tahminde bulunmuştur: sadece Martin gibi bir grup insan doğru tahminlerden oluşan bir eposta almıştır. 

Yani Martin bu epostaların bir tek kendisine gelmediğini ve doğru tahminleri alan gruptan çok daha kalabalık bir grubun da yanlış tahminler içeren epostalar aldığını anlamıştır.
 Kaynak: "Einsten Bulmacası" adlı kitaptan alıntılanmıştır...

24 Aralık 2010 Cuma

Lazigasyon Nedir?

Lazigasyon, orijinal ses dosyaları laz aksanıyla değiştirilmiş karadeniz mahsülü navigasyon cihazıdır, daa! Sinir etmeyün adami...haydi seyredüverin aşşağıda...


10 Aralık 2010 Cuma

C++ Sandoz Yayında!

C++'a dair yardımcı bilgiler, C++ programlamaya giriş ve benzeri temel konularda yeni başlayanları desteklemek üzere tarafımdan hazırlanan "C++ Sandoz" bloğunu yayına koymuş bulunuyorum.

.NET almış yürümüşken neden hala "C++" diyenlere cevaben "Körler ülkesinde tek gözlü kral" deyimini hatırlatmak isterim. .NET'le uzaktan yakından haşır neşir olan herkesin yanında sürüden ayrılmak isteyenlere bir yol göstermek istiyorum. Ayrıca bu dili ağırlıklı olarak internetteki bilgileri tarayarak öğrenmiş biri olduğumdan ötürü bir nevi geri ödeme, çorbada tuzumuzun bulunması, bir vefa borcu çerçevesinde bunu kendime iş edindim.

Bunlara ilave olarak "İngilizce" bilginin ağır bastığı bir ortamda Türkçe içerik oluşturmaya ufacık da olsa, bir nokta kabilinden bile olsa katkı sağlayabilmek niyetim.

C++ Sandoz, Efervesan Tablet, günde bir kez tok karnına suda eritip içiniz efendim.

3 Aralık 2010 Cuma

Julian Assange Söyleşisinden Bir Alıntı

Önce ingilizcesi:

the west has fiscalised its basic power relationships through a web of contracts, loans, shareholdings, bank holdings and so on. in such an environment it is easy for speech to be "free" because a change in political will rarely leads to any change in these basic instruments. western speech, as something that rarely has any effect on power, is, like badgers and birds, free. in states like china, there is pervasive censorship, because speech still has power and power is scared of it. we should always look at censorship as an economic signal that reveals the potential power of speech in that jurisdiction. the attacks against us by the us point to a great hope, speech powerful enough to break the fiscal blockade.


şimdi türkçesi:

“Batının temel gücü sözleşmeler, borçlar, ortaklıklar, banka alacakları ve benzerlerinden teşekkül eden bir ağa dayanmaktadır. Böyle bir ortamda sözlü ifadenin “özgür” olması (yani ifade özgürlüğü) kolaydır çünkü herhangi bir politik-siyasi değişiklik bahsi geçen temel enstrümanlarda herhangi bir değişikliğe yol açmaz. Batının anladığı anlamda ifade özgürlüğünün iktidar üzerinde gerçek bir etkisi çok azdır, kuş cıvıltısı gibidir. Yaygın sansürün bulunduğu Çin gibi ülkelerde, sözlü ifadenin hala etkisi vardır ve iktidar bundan korkar. Sansürü, böyle bir devletteki potansiyel ifade erkini ortaya çıkartan bir ekonomik sinyal olarak görmeliyiz. ABD’nin bize karşı yürüttüğü saldırılar büyük bir umuda işaret ediyor: mali ambargoyu kırabilecek kadar güçlü bir ifade özgürlüğüne.

çeviride bir hata yapmışsam, affola...

2 Aralık 2010 Perşembe

Yoga Nedir?

Yoga, sözcük anlamıyla “bağlamak, birleştirmek” demektir. Yoga yaparken zihni, bedeni ve ruhu uyum içinde birbiriyle kaynaşmış tek bir birim haline getiririz. Yoga duruşları ve nefes alma çalışmaları sayesinde bedeniniz ve zihninizle yeniden bağ kurabilir ve ruhunuzu keşfe çıkabilirsiniz. Yoga benliğin bütün parçalarına kulak verme sanatıdır.

Yoganın altı farklı dalı vardır. Bunlar; Raja, Karma, Bhakti, Jnana, Tantra ve Hatha Yoga’dır.

Hatha Yoga, bedensel yoga yoludur. Fiziksel duruşlar, nefes alma teknikleri, derin gevşeme ve meditasyondan oluşur. Batı dünyasının en çok bildiği Yoga türüdür. Hatha Yoga'nın temel özelliği beden yoluyla zihni etkilemektir. Duruş, nefes alıp verme ve yoğunlaşma (konsantrasyon) üzerine kurulmuş olan Hatha Yoga öğretisi, bedenle zihnin birlikteliğini, bütünselliğini içerir.

Gevşeme egzersizi ise, hareket ve nefes çalışmalarından sonra yapılır. Kaslar gevşek bırakıldığı zaman, zihin de rahatlar. Kişi tam bir huzur ve sükunete kavuşur. Gevşeme uykusuzluğun, sinirsel rahatsızlığın, yorgunluğun ve gerginliğin giderilmesinde çok etkili bir metottur. Batı dünyasında yapılan birçok tıp araştırmaları, yoga egzersizlerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini doğrulamıştır.

Yoga duruşlarının düzenli olarak uygulanması, omurgayı esnetir ve güçlendirir, uzun ve esnek kas yapısı sağlar, bedenin tamamında kan dolaşımını düzenler, sinir sistemini güçlendirir, bedensel koordinasyon ve dengeyi geliştirir, forma girmenizi sağlar, nefes alış verişlerini düzenler, zihnin sakinleşmesine yardımcı


Yoga ile ilgili daha fazla bilgi almak için, tıklayınız

1 Aralık 2010 Çarşamba

Hayat banaldir!


Hayatın ilgi çekici, merak uyandırıcı, heyecan verici, kışkırtıcı olduğunu kim iddia edebilir? Sabah 8-akşam 5 arasında mesai yapan, günde en az 2 saatini yolda geçiren, akşam yorgun argın eve dönen bir insansanız kesinlikle siz de benimle aynı fikirdesinizdir. Gündelik olağan “programınız” içerisinde yaptıklarınız arasından acaba hangisi hayatınızın banalliğini yok edebilecek niteliktedir? Acaba kaçınız hayata bilgisayar ekranının haricinde bir pencereden bakabiliyor? Kaçınız güzel manzaraları devreye giren ekran koruyucunun slayt gösterisi haricinde görebiliyor?

Hayat banaldir ve ancak şanslı bir zümre haricinde kalan herkes için banal kalmaya devam edecektir. O yüzden heyecan yapmayın ve bu yazıyı okumadan önce ne yapıyor idiyseniz o işe geri dönün...