31 Ocak 2011 Pazartesi

ABD - Bir Demokrasi Havarisi

ABD, dünyanın süper gücü. Dünyanın en önde gelen demokrasi ve insan hakları savunucusu. Sanki bir melek.

Gerçekten öyle mi? Bir kez daha ABD'nin çirkin yüzü turnusol testi sonucunda ortaya çıktı. "Demokrasi" bayrağıyla Irak'a giren ABD, kendi çıkarlarına güvence vermiş olan kuzey afrika ülkelerinde ki halk ayaklanmalarında tam anlamıyla çuvalladı. Ne diktatoryal yönetimleri eleştirdiler ne de ayaklanan halkı desteklediler. Tam anlamıyla tarafsız kaldılar. Ve durum tam olarak kesinleşmeden de renklerini göstermeyeceklerdir. Muhtemelen görünürde yönetimi desteklerken el altından da ayaklananların liderleriyle çoktan irtibata geçmişlerdir. Yani iki tarafa da oynuyorlardır ve bir tarafın kazanacağı kesinleşmeye yakın o tarafı açık seçik desteklemeye başlayıp ses tonlarını yükselteceklerdir.

Bakalım bu kalkışmaların sonu nereye varacak, ABD bunlardan ne kazanacak. Biz de burada kendi kendimize söylenip duracağız.

27 Ocak 2011 Perşembe

YAKIT TÜKETİMİNİ NASIL DÜŞÜRÜRÜM?

Arabası olup da benzin zamlarından şikayet edenler için tassaruf önlemlerini içeren bir liste buldum. Eğer yakıtınızı biraz daha ekonomik kullanmak isteyenlerdenseniz bu listeye bir göz atmalısınız.


İşte yakıt tasarrufu için bilmeniz gereken yakıt tüketimini en aza indirecek püf noktaları:

Lüksünün yanında, yakıt tüketimi de otomobillerin tercih edilirliğini arttırıyor. Öte yandan hep merak edilen konular, aracın ne kadar benzin yaktığı, eğer fazla yakıyorsa bunun nedenleri ve yakıt tüketimini en aza indirmenin yolları oluyor.

Örneğin aşağıdaki belirtileri hissettiğinizde, aracınızın fazla yakıt yaktığını anlarsınız. Nasıl anlayacaksınız?

• Motorun çekişinde azalma olur.
• Egzoz gazı siyah, göz yaşartıcıdır, benzin kokar.
• Egzoz kuyruk borusu içinde karbon isi oluşur.
• Egzozda patırtılı sesler olur
• Motor soğukken kolay, sıcakken güç çalışır.
• Bilinen miktarda benzinle yapılan kilometrede azalma olur.

Teşhisi doğru koyun. Aracınızın fazla yakıt yakıp yakmadığının tespitini yapmak için, bir litre benzinle kaç kilometre yol gittiğinizi bilmeniz gerekiyor. Bunun için yakıt deponuzu, tabanca otomatik olarak yakıtı kesinceye kadar doldurun. Bu sırada kilometre saatinizi okuyun.

Diyelim ki; 58.500 km.'de olsun belirli bir yol gittikten sonra aynı istasyonda ve aynı tabancadan yine tabancanın otomatik durmasını esas alarak deponuzu bir kere daha tam doldurun. Kaç litre benzin aldığınızı bir kenara yazın. Kilometre saatini tekrar okuyun. Toplam kilometre 58.750 ve deponun aldığı benzin 25 litre olsun.
Şimdi toplam kilometreden, ilk toplam kilometreyi çıkartırsak (58.750-58.500=250) gittiğimiz toplam kilometre bulunur (250 km). Bunu aldığınız yakıt miktarına böldüğünüzde (250:25=10) aracınızın bir litre yakıt ile kaç kilometre yol gittiği ortaya çıkar.

Bir araçta yakıt tasarrufundan bahsetmeden önce, fazla yakıt harcamasının nedenlerini açıklamak yerinde olur. Aracın fazla yakıt harcamasının nedenlerini iki grupta toplamak mümkündür. Birincisi araçtan kaynaklanan kusurlar, ikincisi ise sürücüden kaynaklanan kusurlar. Araçtan kaynaklanan kusurlar: Aşağıdaki tavsiyelerin bir kısmı bakım teknisyeni tarafından yapılabilir. Ama sizin tarafınızdan yapılabilecek basit onarım ve bakımlar da vardır.

Bu bakımlar kesinlikle rastgele bir tamirciye değil uzman ve yetkili bir servise yaptırılmalı.

Bu bakım ve kontroller:
1. Motorunuzun ayar ve bakımlarını (her 5.000 km.'de) ve uzman kişilere yaptırın.
Bu ayar bakımlarında;
• Hava filtresinin temizliğine dikkat edin. Tıkanmış hava filtresi yakıt tüketimini arttırır.
• Hava filtresini yaz veya kış durumuna göre takın.
• Distribütör platin ayarını katalog değerine ayarlatın. Değerinde olmaması yakıt tüketimini arttırır.
• Akümülatör ve bağlantı kablolarının bozukluğu motor verimini düşürür. Değerinde olmaması yakıt tüketimini arttırır.
• Bujilerin arızalı ve ayarsız olması yakıt tüketimini yüzde 10 arttırır.
• Karbüratörün bakımın yaptırın.
• Rölanti devri katalog değerinde olmalı. Yüksek devir yakıt tüketimini arttırır.
• Bakım teknisyeninizin, rölanti devri ayarını gaz analiz cihazı ile yapılmalı. Sıkı ve tutukluk yapan bir gaz pedalı yakıt tüketimini artırır.

2. Fren balataları ayarsız ve sıkı ise tekerlek dönüşü zorlanır. Yakıt tüketimi artar.

3. Debriyajın kaydırması yakıt tüketimini arttırır.

4. Ön düzen ayarlarını her 10.000 km 'de bir kontrol ettiren.

5. Lastik havaları uygun basınçta olmalıdır. Havası az olan lastikte yuvarlanma güç olduğundan yakıt tüketimi artar.

Sürücüden kaynaklanan kusurlar:

Sürücü aracı kullanırken aşağıdaki hususlara dikkat ettiğinde daha az benzinle daha çok kilometre yapabilir. Öncelikle az benzinle çok kilometre gitmenin yolu sabırdan geçer sözünü unutmayalım. Eğer ekonomi sizin için ön plandaysa aşağıdaki önerilerimizi dikkatlice uygulayın.

1. Önünüzdeki aracı çok yakından takip etmeyin. Zira devamlı olarak aracınızı frenler ve gazlarsınız. Bu durum ilave benzin pompalanmasına neden olur. Ani fren ve ardından gaz basmak yakıt tüketimini yüzde 5 arttırır.

2. Şehirlerarası yolda en verimli hız 80-90 km. arasındadır. 90 km 'nin üstünde her kilometre yakıt tüketimini yüzde 1 arttırır. Son vitesteki 90 km 'lik hız yaklaşık 3.000-3.300 motor devrine eşittir. Diğer viteslerde de motorunuzu 2.750-3.000 devirler arasında çalıştırın (Bunun için takometreden-devir göstergesinden faydalanın).

3. Motorunuzun harareti (ısısı) yakıt tüketimini etkiler.
• İlk hareketten önce motorun ısınması için en fazla 30 saniye bekleyin. Fazla ısınmasını beklemek yakıt tüketimini arttırır.
• Ancak şehirlerarası yola çıkarken, hararet göstergesinin normale yaklaşmasını bekleyin.
• Kışın motorunuzun çok soğumaması için radyatör önünü gazete kâğıdı ya da benzeri bir şeyle kapatın.
• Soğuk motorda yakıt sarfiyatı fazladır. Motor tam ısınmadan yapılan yolculuklardan (özellikle kısa mesafelerden) kaçının. Böyle durumlarda aracınız yüzde 25 daha fazla yakıt harcar.

4. Yakıt deponuzun hatalı doldurulması yakıt tüketimini arttırır. Deponuzu doldururken aşağıdaki noktalara dikkat edin.
• Deponuzu mümkünse pompanın yavaş hızı ile doldurun.
• Depo hiçbir zaman ağzına kadar doldurulmamalı.
• İmkânınız varsa sabah veya akşamın geç saatlerinde deponuzu doldurun.
• Depoyu daima dolu bulundurun. Çünkü az benzinde buharlaşma daha fazladır.
• Özellikle dizel motorlu araçlarda, günlük iş bitiminden sonra depoyu kaliteli motorinle doldurun.
• Bir istasyonun pompasına yanaştığınızda pompanın para kısmının bilhassa sıfırlanmasına dikkat edin.
• Aracınızın motoru hangi benzine göre uyarlanmışsa (süper-normal-kurşunsuz) ona göre benzin kullanın.
• Yakıt deponuzun kapağı kilitli tip olmalı.


kaynak: Cem Sezer'in derlediği listeden alınmıştır, ilk kaynak bilinmemektedir.

26 Ocak 2011 Çarşamba

Komünizm Tehlikesi - Gerçek mi Yoksa Hedef Saptırma mı?

Ne zamandır kafama takılan bu konu hakkında daha önce başka bir yerde yazdığım yazıyı biraz daha düzelterek burada da tekrar etmeye karar verdim.

Evet, nedir bu "Komünizm Tehlikesi"? Dünyada komünizm namına bir tehlike kalmadığı halde memlekette hala bir şekilde diri tutulmaya çalışılan korkudur. Hala vatandaş, işçi, emekçi ve "insan" hakkında biri birşey söylediği zaman sosyalist, komünist sıfatları takılarak kötülenmekte ve hemen akabinde "komünizm tehlikesi"nden dem vurulmaktadır.

Tabi bu işin, yani "komünizm tehlikesini" körüklemenin ağa babası olan ABD unutulmamalıdır, komünizm korkusu orada da ilk panik anında kullanılmak üzere istim üzerinde bekletilmektedir. Hatta en son bu korku Obama yönetiminde geçirilmeye çalışılan Sağlık Reformunda da sıkça kullanıldı. Bu arada bu konunun evveliyatı da vardır. Bu sağlık reformunu daha önce Clinton da geçirmeye çalışmıştır. ABD'de halkın geneline yayılacak bir sağlık reformu çalışması her yapıldığında sağlık sigortası şirketleri ve sağlık sektöründen nemalanan şirketler hemen lobileri vasıtasıyla karşı progandaya başlayıp "mecburi hizmet gelecek, doktorların istediği yerde çalışma özgürlüğü gidecek, hastaların doktor seçme özgürlüğü gidecek bu ancak sosyalist devletlerde olur" bağlamında şeyler söyleyerek halkı galeyana getirmekte ve reformu engellemektedirler. (Bu konuda daha fazlasını Micheal Moore'un "Sicko" adlı belgesilini izlemenizi öneririm.)

Şimdi niye ABD'den örnek verdim? Çünkü biz küçük Amerika'yız ya ondan. Bizi ABD'ye o kadar çok benzetmek istiyorlar ki korkularımız da benzer artık.

Bu kadar konuşmadan sonra duyar gibi oluyorum "Sen şimdi komünizm mi savunacaksın?" diye soranları. Savunmayacağım ama önce bir soru soracağım: Zaman zaman sizlerin de kulaklarına çeşitli vesilelerle "tüm kötülüklerin kaynağı komünizmdir" vs. diye söyleyen insanların sesleri gelmiyor mu? Benim geliyor. Peki bu sorunun artık zamanı geçmedi mi?

İşte benim karşı çıktığım husus "komünizm kötüdür" "tüm kötülüklerin kaynağı komünizmdir" ifadesinin anlamı değil, bu söylemin yapıldığı zaman ve toplumun içerisinde bulunduğu koşullardır.

Bu söylem 1970'ler veya 80'lerde bir anlam ifade edebilir ancak günümüzde hangi komünizm diye sorar insanlar, mesela ben soruyorum.

Oysa bugün tüm kötülüklerin anasını aradığınızda karşınıza çıkan adres bellidir: ABD, yandaşları ve tüm dünyaya empoze edilen "tüketim" çılgınlığı, tüketim toplumu ve onun beraberinde getirdiği tüketim alışkanlıkları, yozlaşma ve kültür erozyonu.
Peki bunu kim empoze ediyor, uluslararası sermaye, uluslararası-devletler üstü (diğer adıyla çokuluslu) şirketler.

Bu gerçeği görmezden gelerek hala "tüm kötülükler komünizmden kaynaklanıyor" diyen insanların biraz da gerçekleri görmelerini istiyor ve diliyorum.
"Komünizm" diye diye memleket batı manyağı yapıldı, oramızı buramızı Komünizme kaptırmayalım derken batının yatağına sokulduk-girdik. Şimdi istesek de o yataktan çıkamıyoruz, ama hala "komünizm" diye ünleyip duruyoruz.

Komünizm ve hatta solculuk korkusu o raddeye gelmiş ki dumura uğramışız, korkudan dilimiz tutulmuş tutunduğumuz O dalın bizi zehirlediğini bir türlü idrak edemez olmuşuz.

"Komünizm her kötülüğün kaynağıdır" diyen insanların aynı şekilde Batı hegamonyasına-Bilinçsiz tüketime-Kültür Yozlaşmasına karşı da birşeyler söylemesini diliyorum, istiyorum. "Zaten söylüyoruz" diyenler varsa daha kuvvetli söylemelerini istiyorum çünkü duyulmuyor. Evet, belki komünizm kötüdür ancak batının hegamonyası da (emperyalizmi) kötüdür. Burada ehven-i şeri mi seçeceğiz? Bu ne kadar ahlaki, etik?

[Şunu yazarken bile insan ikileme düşüyor. Adamlar o kadar başarılılar ki, "Emperyalizm" kelimisini kullanırken bile insana kendisini "komünist" hissetiriyorlar. Yani ben şimdi bu adamları ifade etmek için "emperyalist" diyeceğim ve bu yazıyı okuyanlar hangi kesimden (sol-sağ farketmez) olursa olsun beni "solcu" ya da "komünist" olarak belleyecekler. Bu arada dilin bu işlevi hakkında Orwel’in 1984 kitabında çok güzel örnekler ve açıklamalar vardır. Bu da başka bir yazının konusu olsun.]

Bu yazı bir komünizm propangadası değildir sadece bir durum tespitidir, ancak yine de beni bununla itham edebilirsiniz fakat durum öyle ya da böyle budur. Kanımıza giren Amerikancılık bizi uyuşturmuş ve hatta zehirlemiştir. Eskiden komünizme karşı kullanılan argümanlar bugün artık ulusalcılık, devletçilik gibi kavramlara karşı kullanılmaktadır. Bu mekanizmalar artık yukarıda bahsi geçen dev şirketlerin hizmetine sunulmuştur. Komünizm üzerinden kendi değerlerimize, bizi biz yapan değerlere saldırılmakta ve komünizm paravanı kullanılmaktadır. Ve bu sadece bizim ülkemizde değil ABD de bile böyledir. Bu şirketler kendi vatandaşlarına karşı bile aynı mekanizmadan faydalanıyorlar. Fakat artık bu “komünizmin tehlikesi”nin arkasında eskinin komünist devletleri yok. İpler artık başkalarının elinde.

70'leri ve 80'leri referans alan şahıslar da bunu farketmeden hala bu söylemi sürdürmektedir. Şuan ki bozulmayı-yozlaşmayı bile doğrudan komünizme bağlamaktadırlar ki ben artık böyle söylemlerde bulunanlarda şüphe etmekteyim, söylediklerinde bir ard niyet aramaktayım. Bu kültür erozyonunun, yozlaşmanın, dejenerasyonun (bu arada toplumun sağı-solu farketmiyor her kesiminde vardır dejenerasyon), çılgınlar gibi tüketmenin sebebi komünizm midir? Batı’dan ithal ettiğimiz şeylerin etkisi hiç yok mudur?

Komünizm tehlikesinin artık bir hedef saptırma olduğu aşikardır. Bu bağlamda herkesin komünizm korkusunu yenmesini ve gözünü bu yeni dünyaya açmasını dilerim.