18 Aralık 2012 Salı

Hobbit Cücelerinin Farkları Nelerdir?

Tolkien'in, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinden önceki dönemi anlattığı Hobbit romanının filmi geçen hafta vizyona girdi.

Orta dünya hayranları eminiz hiç beklemeden filme gitmiştir.

Ancak bir o kadar da orta dünyayı tanımayan kişi de bu filmi izlemiştir.

Seyrettiğiniz üzere filmde 13 cüce vardı. Peki bu cücelerin isimlerini biliyor musunuz? Ya da cüceleri birbirinden ayırt edebiliyor musunuz?





işte bu noktada devreye LOTRPROJECT giriyor. Üşenmeyip bir akış diyagramı oluşturarak bu karmaşaya bir son vermişler.

siz de gloin'in hangisi olduğunu, hangisinin kulaklı şapka giydiğini merak ediyorsanız bu diyagrama bakarak öğrenebilirsiniz.




Kaynak:

1) Hobbit Dwarves cheatsheet

Faydalı Link:
1) Entertainment Port - Hobbit ve Cüceler 

12 Aralık 2012 Çarşamba

Yastık Da Konuşur Mu? Konuştu

Teknoloji aldı başını yürüdü. Neredeyse tüm alışkanlıklar değişirken yastıkaltı yatırım da tarih olma noktasında. Yastıkaltı yatırım konusunda yıllardır çalışan işin kahramanları yastıklar da sonunda halka seslenmeye karar verdiler.

Onların bakış açısından yastıkaltı birikimin zorluklarını, zahmetlerini dinledikçe stres yönetimindeki yeteneklerini takdir edecek, birikim güvencesiyle ilgili kaygılarına siz de hak vereceksiniz. Yastıkların bile `Yeter artık` dediği yastıkaltı yatırıma güvenli ve kazançlı bir alternatif olarak, neyse ki Garanti hep hizmetinizde.

Yastık altındaki altını ekonomiye kazandırmak amacıyla fiziki altınları mevduat olarak alan Garanti, 98 şubesiyle “Altın Salısı” hizmeti veriyor. Takı ve altınların değeri, altın eksperleri tarafından hesaplanıp Altın Hesabı’na yatırılıyor. Böylece altın birikimleri çalınma korkusu olmadan garantiye alınıyor.

NET Hesap ise farklı birikim hedefi olan müşterilere vade sonunda elde edilecek net kazancı ilk günden bildiriyor. Birbirinden farklı 4 hesap sayesinde müşteriler hem biriktirme alışkanlığı kazanıyor hem de vade sonundaki getirisini hesap açılışında garantiliyor.

Garanti'nin birikim ihtiyaçlarınız için en uygun çözüm önerileriyle ilgili daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz, yorumlar #yastıkaltıyatırım hashtag'inde.





Bir bumads advertorial içeriğidir.

10 Aralık 2012 Pazartesi

Ubuntu Spyware: Ne Yapmalı?

Richard Stallman, FSF'de (Free Software Foundation) yayınlanan bir yazısında Ubuntu'nun casus yazılım içerdiğini iddia etmiş.

Bu yazının orjinalini buradan veya yaptığım geniş bir çevirisini aşağıda okuyabilirsiniz:

Özgür yazılımın en önemli avantajlarından biri topluluğun kullanıcıları zararlı yazılımlardan korumasıdır. Ancak Ubuntu GNU/Linux bir karşıt örnek halini almıştır. Ne yapmalıyız?

Lisanslı yazılım kullanıcının tehlikelere maruz kalmasıyla ilişkilendirilir: izleme kodları, kullanıcıları kısıtlayan dijital kelepçeler (DRM veya Dijital Kısıtlama Yönetimi – Dijital Restrictions Management) ve uzaktan erişimle kötü şeyler yapabilen arka kapılar. Bunlardan herhangi birini yapan bir program zararlı yazılımdır ve gerektiği şekilde muamele görmelidir. Buna örnek olarak Windows, iThings ve Amazon Kindle sayılabilir. Adı sayılan örneklerin hepsi üç zararlı davranışın üçünü de gerçekleştirmektedir…

Ara sıra, programlamayı bilen kullanıcılar özgür bir programda da zararlı kod bulunduğunu tespit ederler. Genellikle de yapacakları ilk şey bu programın düzeltilmiş sürümünü yayınlamaktır. Zaten özgür yazılımın dört özgürlüğünden biri uyarınca da bunu yapmakta serbesttirler…Kısa bir süre sonra topluluğun geri kalanı düzeltilmiş sürümü kullanmaya başlar ve zararlı sürüm kullanımdan düşer…böylece özgür yazılıma zararlı özellik eklemekten kaçınırlar.

Ancak her zaman bu olmaz. Çok yayın bir kullanıma sahip bir GNU/Linux distrosu olan Ubuntu’ya izleme kodu yerleştirilmiştir. Kullanıcılar Ubuntu desktop’u kullanarak lokal dosyalarında bir metin araması yaptıklarında Ubuntu bu metni Canonical’ın sunucularına gönderiyor (Canonical, Ubuntu’yu geliştiren şirkettir).

Bu, Windows’ta öğrendiğim ilk izleme uygulamasına çok benziyor…belki Ubuntu’nun da aynı bilgileri göndermesi bir rastlantı değildir.



Ubuntu, bu bilgileri çeşitli Amazon reklamlarını kullanıcıya göstermek için kullanıyor. Ayrıca Amazon, Amazon’un reklamanı yapacak şekilde birçok yanlış sonuç döndürüyor ve Canonical da buna alet oluyor. Ancak buradaki asıl konu reklamlar değil. Asıl sorun casusluk. Canonical, Amazon’a kişisel bilgilerin verilmediğini söylüyor. Ancak kişisel bilgilerin Canonical tarafından toplanması en az Amazon tarafından toplanması kadar kötü.

Kullanıcılar kesinlikle içerisinde izleme kodu bulunmayan değiştirilmiş bir Ubuntu sürümü çıkartacaktır. Aslında çeşitli GNU/Linux distroları Ubuntu’nun değiştirilmiş sürümleridir. Bunlar en son Ubuntu’ya güncellendiğinde bu sorunu gidereceklerini umuyorum. Eminim Canonical da bunu bekliyordur.
Çoğu özgür yazılım geliştiricisi böyle bir toplu geçiş durumu söz konusu olduğundan dolayı böyle bir plandan vazgeçerler. Ancak Canonical Ubuntu spyware’den daha vazgeçmedi. Belki Canonical “Ubuntu” adının sahip olduğu momentum ve etki sebebiyle olağan sonuçlardan kaçınabileceğini ve izleme kodunu kabul ettirebileceğini düşünmüş olabilir.

Canonical, bu özelliğin İnternet’te başka şekillerde arama yaptığını söylüyor. Detaylara bakıldığında sorunu daha büyütülebilir de büyütmeyebilir de, ancak kesinlikle küçültmez.

Ubuntu, kullanıcıların izleme özelliğini kapatabilmesine izin veriyor. Canonical açıkça birçok Ubuntu kullanıcısının bu ayarı varsayılan değerinde (açık) bırakacağını düşünmüş. Ve bir çok kullanıcı da böyle yapıyor, çünkü bu konuda bir şey yapmayı düşünmüyorlar. Böylece bu anahtarın mevcut olması izleme özelliğini meşru kılmıyor.

Varsayılan ayarı “devre dışı” olacak şekilde değiştirilmiş olsa bile bu özellik yine de tehlikelidir…


Eğer bir GNU/Linux önerisinde bulunacak veya dağıtımı yapacaksanız lütfen Ubuntuyu tavsiye ettiğiniz distrolardan çıkartın…İnsanlara Ubuntu’da casus yazılım bulunduğunu, içerisinde özgür olmayan yazılım bulunduğunu ve başka özgür olmayan yazılımları tavsiye ettiğini söyleyin. (Bkz. http://www.gnu.org/distros/common-distros.html.)

Çeviri Evren Dağlıoğlu tarafından yapılmıştır.

Richard Stallman kimdir?
1) http://en.wikipedia.org/wiki/Richard_Stallman
2) http://tr.wikipedia.org/wiki/Richard_Stallman
kaynak:
1) Ubuntu Spyware: What to do?

Samsung Galaxy S3 için Yeni Güncelleme Geliyor!


Samsung Galaxy S3, şirketin Premium Suite güncellemesini alacak.


Bu güncellemeyle birlikte gelecek özellikler arasında çoklu pencere desteği, sık kullanılan uygulamaların tek bir panoda görülebilmesi yer alıyor.

Ayrıca Reader Mode (Okuma Modu) kullanıcıların metin büyüklüklerini değiştirip Web sayfalarını paylaşabilmesini sağlıyor.

Samsung S3, piyasadaki en iyi Android tabanlı akıllı telefonlarından biri olarak genel kabul görmüş durumda. Üçüncü çeyrekte 18 milyon Galaxy S3 satışı yapıldı, bu rakam ikinci çeyrekteki rakamdan 5,4 milyon daha fazla.

Samsung güncellemenin ne zaman yapılacağını daha söylemedi, ancak güncellemenin “ülke ve servis sağlayıcıya bağlı olarak değişebileceğini” bildirdi.

-->

Ayrıca bu konuyla ilgili olarak bir de video yayınlandı:

30 Kasım 2012 Cuma

Retweet Göndermenin Hafifliği!



Bugün CNet'in makalelerinde gezinirken ilgi uyandırabilecek uyarı niteliğinde bir yazı gördüm. Sizlerle paylaşayım dedim.

İnternette neredeyse tweet atmayan kimse kalmamıştır. Peki "retweet" yapmayan? Yani bir başkasının attığı bir tweet mesajını tekrar tweet atmak. Bu işlem bir anlamda eposta iletmeye benzetilebilir. Fakat genellikle kullanıcılar "retweet" ettikleri mesajları yeterince derinlemesine okumuyor ve incelemiyorlar. Sonuçlarını düşünmüyorlar.

CNet'teki makalede "Peki bu retweet edilen mesaj hakaret, iftira veya yasadışı bir içeriğe sahipse bundan kim sorumlu tutulacak?" sorusu sorulmuş.

Tabi ki tweet'i ilk gönderen kişi sorumlu olacak, fakat ya retweet atan diğerleri? Şimdiye kadar bu sebepten ötürü suçlanmış, mahkemeye çıkmış biri yokmuş ancak bu, bundan sonra olmayacağı anlamına gelmiyor.

Bu makale ışığında üç çözüm öne çıkıyor:

1) Twitter profilinize "retweet" attığınız mesajlarda bir sorumluluğunuzun olmadığına dair bir "sorumluluk reddi" bildirisi ekleyebilirsiniz.

Fakat profil çok fazla okunmadığı için bunun yeterli bir koruma sağlamayabileceği iddia edildiği için aşağıdaki 2. çözüm önerilmiş.

-->

2) Bu sorumluluk reddinin kısa bir halini "retweet" attığınız mesaja ekleyin .

Burada da 140 karakter sınırlamasına takılacaksınız.


Bu durumda iki çözümde yeterince pratik olmuyor. Üçüncü çözüm burada devreye giriyor:

3) "Retweet" attığınız mesajları okuyup, irdeleyin ve öyle gönderin.



Bu yukarıdaki "dertler" internetin heryerden daha çok gündelik hayata nüfuz ettiği Amerika'dan geliyor olsa da Türkiye'deki kullanıcılarında yakın zamanda karşılaşacağı sorunlar olarak önümüzde duruyor. Bir gecede internet sitelerinin kapatıldığı bir ülkede düşünmeden göndereceğiniz bir "retweet" yüzünden başınıza gelmeyen kalabilir. Dikkat edin. Siz yine de bir "sorumluluk reddini" profilinize koyun.

Kaynak:


1) CNet - How to retweet without needing a lawyer

27 Kasım 2012 Salı

#bimilyonneden: Bir grup insan!

Dünyanın sürekli kötüye gittiğinin konuşulduğu şu zamanda bir grup insan dünyanın aslında iyi bir yer olduğunu söylüyor ve bunu #bimilyonneden hastagiyle twitter’da savunuyor. Hayata iyi tarafından bakan, iyi insanların olduğu dünya için #bimilyonneden bulmak bence de mümkün! Hadi sen de bulsana, twitter’da yazsana!



Bir bumads advertorial içeriğidir.

24 Kasım 2012 Cumartesi

Sakallar Geri Döndü!

Daha önce programcılık-sakal ilişkisini ele almış ve bazı olguları dikkatinize sunmuştuk.

Ancak görünen o ki sakal bilişim sektöründe programcıların da ötesine yayılmış bir "gerçek".

Wired.com'da bu konuyla ilgili bir yazı hazırlanmış ve silikon vadisinde sakalın farklı meslek gruplarına göre dağılımı incelenmiş.

Aşağıda görebileceğiniz gibi sakal bu sektörde çok önemli. Fakat bir kadın değilseniz ya da Mark Zuckerberg değilseniz artık traş olmayı bırakmalısınız!







Bakın bakalım siz hangi sakal grubuna dahilsiniz...


kaynak ve referanslar:

1) wired.com: Beards of Silicon Valley: A Field Guide to Tech Facial Hair
2) Godwin Kanunu

31 Ekim 2012 Çarşamba

Windows RT için 5 Uygulama


CNet'te çıkan bir makalede Windows RT'de (daha Windows RT versiyonları çıkmadığı için) kullanamayacağınız 5 uygulamanın alternatifleri tanıtılmış. İşte bu makaladen satır başları:



Windows 8 RT'nin en büyük handikaplarından biri, Windows 8'den farklı olarak üçüncü parti yazılımları doğrudan masaüstünden yükleyemiyor olmanızdır. Üçüncü parti yazılımları ancak Windows Store üzerinden yükleyebiliyorsunuz. Fakat bu noktada da sorun, en popüler yazılımlardan bazılarının daha Windows Store'a girmemiş olması. Fakat kısa bir araştırmayla bu yazılımların bazı alternatifleri mevcut:


1) Slacker Radio: Spotify'a alternatif olan bu uygulamayla on-demand müzik fanları ihtiyaçlarını karşılayabilirler. Ücretsiz hesap açılması suretiyle Pandora'ya benzer şekilde programlanmış radyolar dinlenebilmekte.



2) FlipToast: Twitter ve Facebook'un resmi uygulamaları daha duyurulmadığı için FlipToast'u kullanarak Facebook ve Twitter'a bağlanmanız mümkün.



3) IM+: Trillian veya Pidgin'in Windows RT sürümü daha çıkmadığı için şimdilik tek alternatifiniz IM+.



4) Metro Commander: Windows Explorer artık RT masaüstüne gömülmüş olduğundan ötürü dosyalarını yönetmek isteyenlerin imdadına da Metro Commander yetişiyor.



5) Multimedia 8: Bu uygulama da Windows Media Player'ın alternatifi olarak çıkıyor. Her ne kadar Windows RT'de resim, müzik ve video için ayrı ayrı uygulamalar bulunsa da hepsini tek bir uygulamadan kullanmak isteyenler bu uygulamayı tercih edeceklerdir.



Makalenin İngilizce orijinali için buraya tıklayınız.

28 Ekim 2012 Pazar

Microsoft Surface - Apple iPad (4. nesil) - Asus Transformer Infinity Kıyaslaması

CNet'te Surface - iPad - Asus Transformer kıyaslaması yapılmış ve bir de tablo hazırlamışlar. Tabloyu aşağıda görebilirsiniz. Ayrıca tüm yazıyı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.



-->

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Demonoid'e Ne Oldu? Şimdi Ne Olacak?

Eşgüdümlü bir çabayla kapatılan BitTorrent sitesi Demonoid'e ait üç domain adı daha üzerinden iki hafta geçmeden satışa sunuldu.

Ukrayna menşeli site bu ayın başında resmi makamlar İnternet servis sağlayıcısı Colocall'la irtibata geçip hizmetin sunucularını kapatmak için zorladıktan sonra kapatılmıştı. Demonoid ABD'denin "Adı Çıkmış Pazarlar Listesi" içerisinde yer alıyordu.


Şimdi domain adlarından üçü: demonoid.me, demonoid.com ve demonoid.ph domain satış sitesi olan Sedo'da satışa sunulmuş durumda.
Interpol ve IFPI (International Federation of the Phonographic Industry) global trafik sıralamasında ilk 600 ve ABD trafik sıralamasında ilk 300'de yer alan siteyi kapatmak için müşterek çalıştıklarını açıklamışlardı.

IFPI korsanlığı önleme bölümü yöneticisi Jeremy Banks açıklamasında şöyle dedi: "Demonoid; sanatçıların, şarkı yazarlarının ve kayıt şirketlerinin haklarına saygı gösterirken tüketicilere de büyük değere sahip müzik eserleri sunan 500'den fazla lisanslı dijital müzik hizmetiyle haksız rekabete neden olan dijital müzik korsanlığının önde gelen oyuncularından biriydi. Demonoid'i kapatma operasyonu müzik eserlerinin geniş bir ölçekte yasa dışı dağıtımını kolaylaştıran bir hizmeti durdurmaya yönelik gerçekleştirilen uluslararası işbirliğine dair çok büyük bir örnek olmuştur."


Bu arada bu kapatma işlemi Anonymous'un öfkesini Ukrayna hükümetine yöneltmesine de neden oldu. Anonymous ayrıca Demonoid'i tekrar hayata geçirmek için de "her türlü girişimi yapacaklarına" dair söz verdi.


kaynak:
1) CNet - Domains seized from Demonoid BitTorrent site up for sale
2) Wired - Anonymous Vows to Avenge Takedown of Demonoid File Sharing Site
3) Wired - Demonoid file-sharing site shuttered in widening crackdown
4) ZDNet - Demonoid busted by the police

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Geçmişten Günümüze iOS - Kısa Bir iOS Tarihçesi

Başlığın biraz acayip durduğunun farkındayım. Böyle bir tanım için en az 20-25 senenin geçmiş olması gerekiyormuş gibi geliyor bana, ama şunun şurasında daha 5 sene ancak oldu. Fakat bu sürede tüketicilerin talepleri ve rakip ürünlerin rekabeti sonucunda normalde çok daha uzun sürede ortaya konabilecek özellikler sürekli olarak ortaya sürüldü.




Peki bu 5 senede neler değişmiş, neler eklenmiş; aşağıdaki tablodan görebilirsiniz:


OS SÜRÜMÜ
ÇIKIŞ TARİHİ
önemli güncellemeler
iPhone OS 1.0
(ilk sürüm)
Haziran 2007
·        İlk iPhone için ilk sürüm
·        Sunulan uygulamalar Mail, Messages, Safari, Maps, YouTube ve Calendar gibi temel uygulamalardı.
iPhone OS 1.0.1 - 1.1.4
Eylül Başı, 2007
·        Geliştirilmiş EDGE ve Wi-Fi sinyal alışı
·        iTunes Wi-Fi Music Store
·        Konum farkındalığı
·        Özelleştirilebilir Ana ekran
·        Çok alıcılı SMS mesajları
·        Web clips (Bir Web sayfasının Ana ekranda kısayolunu oluşturma)
·        iTunes üzerinden film kiralama desteği
iPhone OS 2.0
Temmuz 2008
·        iPhone 3G desteği
·        App Store ve üçüncü taraf uygulamalar için destek
·        Microsoft Exchange desteği
·        3G verileri ve GPS desteği
iPhone OS 2.0.1 - 2.2.1 
Eylül Başı, 2008
·        Google Street View with directions
·        “Çift dokunuş” (Double Tap) ile ilk Ana ekrana dönme kısayolu
·        Çoğu kullanıcı için çok daha iyi pil ömrü
·        Üçüncü taraf uygulamaların daha hızlı yüklenmesi
·        3G sinyal gücü göstergesinin daha hassas gösterimi
·        Genius çalma listesi oluşturma
iPhone OS 3.0 
Haziran 2009
·        Kopyala-Yapıştır
·        MMS: Fotoğraf ve video içeren mesajlar
·        Yeni uygulama: Sesli notlar (Voice memo)
·        Eposta, sms ve notları yan kullanma
·        Telefonu ve iPod’u sesle kumanda etme (sadece iPhone 3GS)
·        Kablosuz bağlantıyla film, TV ve seslikitapların kiralanması ve satın alımı
·        Kayıp telefonlar için MobileMe üzerinden iPhone’umu Buş (Find My iPhone) özelliği
·        Uygulama içi (in-app) satın almalar desteklenmeye başladı
iPhone OS 3.1 - 3.2
Eylül Başı, 2009
·        App Store Genius
·        Satın alınabilen hazır zil sesleri
·        iPad desteği (iPhone OS 3.2)
·        iTunes9 üzerinde Ana ekranlar özelleştirilebilmeye başlandı
·        Kulaklıklardan hızlı ileri ve geri alma
·        Sinyal kuvvetinde iyileştirme
iOS 4.0 
Haziran 2010
·        Çoklu görev yürütebilme (Multitasking)
·        Uygulamaları organize etmek için klasörler
·        Bir araya toplanmış eposta gelen kutusu ve eposta görüşmeleri
·        İyileştirilmiş güvenlik ve iş özellikleri
·        iPhone, iPod Touch için iBooks
·        iAd
·        100’den fazla düzeltme ve özellik
·        Orijinal iPhone desteği kesildi
iOS 4.1 - 4.3.5
Eylül Başı, 2010
·        HDR Fotoğraf
·        Game Center
·        AirPrint kablosuz yazıcı desteği
·        AirPlay desteği
·        Free Find My iPhone hizmeti
·        SMS göndericileri için özgün zil tonları atayabilme
·        Verizon desteği
·        Senkronizasyon sırasında konum verileri artık yedeklenmiyor
·        "Nitro" JavaScript motoruyla Safari performansında iyileştirme
iOS 5.0
Ekim 2011
·        iCloud ve iTunes Match desteği
·        Message uygulaması yerine iMessage
·        Sistem genelinde Twitter entegrasyonu
·        Siri (sadece iPhone 4S)
·        Notification Center ve bildirimleri gösterecek şekilde kilit ekranı güncellemesi
·        Yeni uygulama: Reader
·        Yeni uygulama: Reminders
·        Yeni uygulama: Newsstand, App Store üzerinden satın alınan magazin dergilerini okumak için
·        Kilit ekranında kamera kısayolu eklenmesi
·        Fotoğraf çekmek için ses açma tuşlarının kullanılması
·        Game Center uygulamasına sıra tabanlı ağ oyunları için destek eklendi
iOS 5.1
Mart 2012
·        iTunes Match için Genius Mixes ve çalma listeleri
·        Üçüncü nesil iPad desteği
·        Üçüncü nesil iPad için güncellenmiş kamera uygulaması
·        Kilitleme ekranında Kamera kısayolu güncellemesi



kaynak:
1) CNet - 5 years in: The evolution of the iPhone OS

29 Haziran 2012 Cuma

Android 4.1 - Jelly Bean'in Yenilikleri

İşte yeni Andrid 4.1, Jelly Bean güncellemesiyle gelecek başlıca yenilikler!




Daha hızlı performans
Google'a göre Jelly Bean (JB) mobil işlemcilerin gücünü daha iyi kullanacakmış. Ayrıca JB cihazları pil ömrü performansını da iyileştirecekmiş.

Boyutları değiştirilebilir widgetlar
Yani widgetların boyları ekrana sığabilecek şekilde değişebilecek. Özellikle telefonun ana ekranında başka widgetlar varsa.

Daha kolay fotoğraf paylaşımı
ICS, Android telefonlarına yeni kamera becerileri kazandırmıştı. Şimdi JB fotoğraflar arasında daha hızlı dolaşmak için Filmstrip geliyor. Ayrıca resimleri paylaşmak için crop etmek ve sevmediklerinizi kolayca silmek mümkün hale geliyor.

Daha iyi sezgisel klavye
Google, JB'nin dahili sözlüğünde daha doğru kelime tamamlama seçenekleri sağlamak için iyileştirmeler yapmış.

Sesle yazdırma (dikte)
İşte JB'nin en becerikli iyileştirmesi. Yani, upuzun paragrafları JB telefonunuza dikte ettirebileceksiniz, noktalama işaretlerini bile!


Sesli arama (ç.n. telefon etme anlamında değil, google'da arama yapmak anlamında)
Google, bununla Apple'ın Siri'sine rakip oluyor. Google zaten yıllardır Voice Actions (Sesli Eylemler) özelliğine sahipti şimdi aramayı da entegre etmiş durumda.

Daha Zengin Bildirimler
Bildirim, işletim sistemi tasarımında yeni moda olmuş kelimelerden biri. Android bu konuda gerçek bir öncü. Sistem ikazlarını bildirim çubuğunda aşağı çekilebilen pencerede ön ve ortaya yerleştirmiş vaziyette. Apple'da iOS 6 ile kendi bildirimlerini iyileştirerek rekabete girdi. Ancak JB işi biraz daha ileri götürerek karmaşık eylemlere izin veren bildirimleri ve ikazlarla etkileşime girmek için yeni yolları desteklemeye başladı. Geliştiriciler, kendi uygulamalarına özel bildirim tasarlayabilme esnekliğine sahip oldular.

Google Now
Google'ın yeni özelliği. Ağırlıklı olarak yaptığınız aramaları takip edip bulunduğunuz konuma göre size gerçek zamanlı bilgiler getirecek olan bir hizmet. En basitinden tuttuğunuz takımın maç takvimini, yakınlardaki restoranları vs. ekranınızda görmeye başlayacaksınız.

Yenilenmiş Google Play
Google, kendi Google Play eğlence mağazasını da elden geçirmiş. Artık filme ve müzik arişivine ilaten TV dizilerini de bulabileceksiniz. Ayrıca magazin dergilerini indirebilecek, kitap okuyabileceksiniz.


Kaynaklar:
1) cnet - Google Android 4.1 Jelly Bean

15 Haziran 2012 Cuma

Başarılı Bir Programlama Dili Geliştirmenin Sırrı?


Bugün wired.com'da günlük gezinmemi yaparken bu konuya denk geldim: Başarılı bir programlama dili yazmanın sırrı nedir?

Makalenin kısa özeti şöyle:

Neden bazı programlama dilleri tüm dünyaya yayılırken diğerleri su yüzüne bile çıkamadan yitip gidiyor?

Bu konuda araştırma yapanlara göre bunun cevabı dilin ne kadar iyi dokümante edildiğiyle veya ortalama bilgisayar programcısının programlama dillerini öğrenmeye eğilimiyle vs ilişkili olabilir.

Ancak Tamir Kahson'unun farklı bir cevabı var. Ona göre işin sırrı sakalda.

C'yi geliştiren Ken Thopmson ve Dennis Ritchie iyi programcılardı, Ancak sakalları da bir o kadar uzundu.

James Gosling, en popüler ikinci dil olan Java'nın geliştiricisi. Peki sakallar? Oldukça iyi.

Bjarne Stroustrup'un da sakalları var. Dünya'nın üçüncü en popüler dili C++'ı geliştirdi. Ancak sakallarını kesmeye karar verdiği için daha popüler olamadı.
Perl de oldukça iyi bir dil. Ancak geliştiricisi  Larri Wall sadece bıyık bıraktığı için çok yaygınlaşamadı.


Aynı durum BASIC için de geçerli. Geliştiricisi Thomas Kurtz sadece bıyık  bırakanlardan.
SIMULA'yı duydunuz mu veya hala kullanıyor musunuz? Cevabınız hayırsa bunun nedeni geliştiricisi olan Kristen Nygaard'ın traş olmayı sevmesi olabilir. 

İşte bu kuralın tek istisnası, Grace Hopper. Bugün hala kullanılan COBOL dilinin geliştiricisi. Ancak kadın olduğu için sakal bırakması pek mümkün değildi. Bu durumda kuralın biyolojik olarak sakal bırakamayanlar için çalışmadığını kabul edebiliriz.

Günümüz programlama dillerinin yükselen yıldızları Kahson'un sakal araştırmasının farkındalar. Python'un geliştiricisi Guido Van Rossum, artık Ken Thompson'a benzemeye çalışıyor. PHP'nin arkasındaki adam Rasmus Lerdorf en azında keçi sakalı tarzını benimsemiş.

Benim ilgimi çeken bu ilginç makale umarım sizin de ilginizi çeker.
Yazının İngilizce orijinalini okumak için buraya tıklayınız.

14 Haziran 2012 Perşembe

Depremde Hayatta Kalma Rehberi - Depremde Nasıl Hayatta Kalınır?

Bu aralar her yer sallanmaya başladı. Belki birilerine faydası olur diye sayısız kere yayınlanan ama çoğumuzun okumadığı veya okuyup unuttuğu "deprem anında yapılması gerekenler" listelerinden bir derleme yapıp yayınlamayı uygun gördüm.


Öncelikle Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezinde (DAUM) yayınlanmış kılavuzu aktarayım.

DEPREM ÖNCESİNDE

Öncelikle yaşadığınız yerleşim biriminin deprem tehlikesi hakkında doğru bilgileri ilgililerden öğrenin.

Aile bireyleri arasında olağanüstü bir durumda nasıl davranacağınızı konuşun.

Her odada üzerinize bir şeyin düşmeyeceği sağlam bir yer seçin.

Yere yatma, başını koruma ve bir şeye tutunmayı öğrenin ve çocuklarınıza da öğretin.

Kitaplık, yüksek mobilya gibi kolay devrilebilir eşyalar ile ağır eşyaları duvarlara veya döşemeye sıkıca bağlayın, tablo, gardrop gibi eşyaları sabitleştirin ve üzerinize devrilmeyecek şekilde yerleştirin.

Mutfak dolapları gibi kırılabilecek eşyalarınızı koyduğunuz dolaplarınıza sağlam kilitler takın.

Olağanüstü birdurumda hemen kullanabileceğiniz el feneri, radyo ve yedek pilleri, ilkyardım çantası ve gerekli ilaçlarınızı, iş eldivenini önceden çantaya koyup, kolayca ulaşabileceğiniz bir yerde bulundurun.


DEPREM SIRASINDA

Bina içinde iseniz deprem sırasında sakin olup, paniğe kapılmayın, cesaretinizi toplayın ve koşuşmayın.

Büyük bir depremde ayakta durmanız, koşmanız mümkün değildir.

Çömelin ya da döşemeye yatın.

Sağlam bir masa, sıra, mobilya veya kapı kasasının altına girin ve başınızı koruyun.

Masaya tutunun ve onunla birlikte hareket etmeye hazır olun.

Pozisyonunuzu sallantı duruncaya kadar değiştirmeyin.

Bina içinde kalın.

Düşen cam kırıkları ya da bina molozlarından yaralanabilirsiniz.

Tiyatro, okul, sinema, büro gibi kalabalık yerlerde iseniz, kesinlikle merdivenlere, asansörlere koşmayın.

Kendinizi koltuk, sıra gibi yerlerde korumaya alın, sakin olun ve başkalarını da aynı şekilde davranmaya davet edin.

Bina dışında iseniz binalardan dökülecek yıkıntılar ve camlardan, elektrik ve direk tellerinden uzakta güvenli bir yerde depremin durmasını bekleyin.

Araç kullanıyorsanız bulunduğunuz yer eğer güvenli ise durun ve araç içinde kalın.

Normal trafikten olabildiğince uzaklaşın.

Köprüler, üst geçitler, tünellerden uzak durun.

Eğer mümkünse ağaçlar, direkler, enerji nakil hatlarından uzakta kalın.

DEPREM SONRASINDA

Büyük bir depremden sonra artçı depremler mutlaka devam edecektir. Bu depremlere karşı hazırlıklı olun.

Özellikle ilk üç gün içerisinde, yetkililer izin vermedikçe, sağlam evlerinize dahi girmeyin.

Bazı artçı sarsıntılar zayıflamış yapılarda yeni hasar yapacak kadar büyük olabilir.
Aile bireylerinizi bir arada tutun ve açık bir yerde bekleyin. Varsa yaralılara ilkyardımı yapın.

Evinizi veya binanızı terk ederken kıymetli eşyalarınızı, kalın giyecek, battaniye gibi eşyaları yanınıza alın, kalın ayakkabılarınızı giyin, biraz yiyecek ve içme suyu temin edin.

Enkaz ve yıkıntılar arasında, cadde ve sokaklarda gelişigüzel dolaşmayın.


Şimdi de internetten yaptığım araştırmalar doğrultusunda okuduğum bazı korunma tedbirlerini paylaşayım:

1) Evdeki güvenli bölgenizi belirleyin. sağlam masa ve mobilyaların altı veya yanları. Özellikle yaşam üçgeni oluşturabilecek alanlar. Yaşam üçgeni üzerine moloz düştüğünde ezilmeyecek ve boşluk bırakacak alanlardır. Örneğin depreme uykuda yakalanırsanız uyku sersemliğiyle yapabileceğiniz tek şey yataktan yana yuvarlanıp yatağın yanında yerde cenin pozisyonunu alıp başınızı ve yüzünüzü korumak olmalıdır. Yatak ve bazası yere kadar ezilmeyeceğinden çevresinde hayat üçgeni oluşacaktır. Senede bir iki kez güvenli bölgelerinizi gözden geçirin ve ailecek deprem tatbikatı yapın. Evdeki tüm dolapları, büyük eşyaları deprem sırasında devrilmemeleri için duvara sabitleyin. Dolap kapaklarını kolayca açılmayacak şekilde ayarlayın.

2) Deprem çantanızı hazır bulundurun ve kolay erişebileceğiniz bir yerde tutun. Örneğin yatağınızın yanı başında durabilir.

3) Depreme bina içerisinde yakalandıysanız ve tek katlı bir evde yaşamıyorsanız dışarı ÇIKMAYA ÇALIŞMAYIN! Ev içerisinde belirlediğiniz güvenli alana gidip, yerde cenin pozisyonunuzu alın.

4) Depreme dışarıda yakalandıysanız etrafınızdaki binalardan uzağa, üzerinize moloz ve cam parçalarının, kopabilecek elektrik tellerinin düşmeyeceği açık bir alana yönelin.

5) Deprem geçtikten sonra binada görünür bir hasar olmasa bile ocağı kullanmayın, çakmak - kibrit yakmayın. Bir gaz kaçağı var mı diye kontrol edin.

6) Deprem sonrasında kalın tabanlı botlar giymeniz cam kırıklarına ve diğer sivri nesnelere bastığınızda ayaklarınızın kesilip, yaralanmasını önleyecektir.

7) Deprem sonrasında deprem çantasını alıp güvenli açık bir alana gidip beklemeniz faydalı olacaktır. Özellikle bir artçı deprem gerçekleşirse dışarıda daha güvende olursunuz.

Olası Hayat üçgeni oluşturabilecek alanlar ve gerçek bir hayat üçgeni! Ayrıca resimlerde yere nasıl yatmanız gerektiği de gösterilmiştir.

Deprem sırasında oluşmuş bir hayat üçgeni
Olası hayat üçgeni oluşturabilecek alanlar


Yatağın kenarında hayat üçgeni oluşturma 


Faydalı kaynaklar:

1) http://nizam23.blogcu.com/deprem-sirasinda-zarar-vermemesi-icin-esyalarin-sabitlenmesi/308649
2) http://sorusoruyorum.blogspot.com/2012/06/depremde-yaplmas-gerekenler-nelerdir.html
3) http://www.secretsofsurvival.com/survival/earthquake.html

6 Haziran 2012 Çarşamba

Samsung Galaxy S III - Dört Çekirdek Gerçekten Gerekli mi?

wired.com'da çıkan bir makalede başlıktaki soru tartışılmış. Dört çekirdekli bir telefona gerçekten gerek var mı? (1)

Samsung'un Exynos 4 işlemcisi

Hazır olsanız da olmasanız da dört çekirdekli işlemciler akıllı telefon ve tablet pazarına girmeye başlıyorlar, özellikle alacağınız bir sonraki telefon, özellikle Android işletim sistemine sahipse büyük ihtimal dört çekirdekli bir işlemciye sahip olacak.

Dört çekirdekli bir işlemcinin iki ve tek çekirdekli işlemcilere göre avantajları kağıt üzerinde çok fazla. Her ne kadar Samsung ve Nvidia dört çekirdekli işlemcilerini yere göğe sığdıramasalar da teknoloji uzmanları aynı fikirde değil. Onlara göre bu işlemcinin gerçek potansiyelini gerçek kullanıma sokabilmesi için daha aylar ve hatta yıllar var. Çünkü piyasadaki uygulamaların hepsi tek çekirdek ve çift çekirdek için tasarlanmış durumdalar. Ve bu uygulamalar dört çekirdekli sistemde de en iyi ihtimalle çift çekirdekmiş gibi çalışacaklar.


Her ne kadar Android 4.0 işletim sistemi dört çekirdek için optimize edilmiş olsa da bu durum bağımsız geliştiricilerin piyasaya sürdüğü uygulamalar için geçerli değil. Dolayısıyla bu uygulamalar söz konusu olduğunda dört çekirdekten beklediğiniz performansı göremeyeceksiniz.

Peki iPhone bile hala çift çekirdekle çalışırken (ki oldukça iyi çalışıyor) Android cephesinde bu dört çekirdek merakı nereden kaynaklanıyor? Cevabı basit: Rekabet. iPhone haricindeki cep telefonu üreticileri ürünlerini farkılalaştırabilmek için teknolojik yeniliklere saldırıyorlar. Dolayısıyla tüketiciden bir talep gelmeden daha yeni teknolojiyi piyasaya sürüyorlar. Dolayısıyla teknoloji önden geliyor, onu kullanacak yazılım ve uygulamalar onu takip ediyor. Sonuçta ortada dört çekirdek teknolojisi varken elbette onu kullanacak uygulamalar da geliştirilecek ancak uzmanların da söylediği gibi bu uygulamaların gelmesi aylar ve hatta yılları bulabilir.

Peki dört çekirdeğin hiç faydası yok mu? Var tabi ki. Herşeyden önce pil tasarrufu sağlıyor. Android 4.0, dört çekirdekli işlemciyle uyumlu olduğu için daha hızlı çalışıyor.

Bu durumda dört çekirdekli bir telefon almayı ancak ileriye yatırım olarak görmek gerek -ki bu durum normalde teknoloji ürünleri için pek geçerli değildir, çünkü teknoloji eskir. Özellikle tüketici elektroniği alanında aldığınız ürünün altı ay-bir sene sonra mutlaka daha iyisi çıkar. Bu durum dört çekirdekli işlemciye sahip telefonlarda nasıl gerçekleşecek bekleyip göreceğiz.

Not: Bu arada Samsung Galaxy SIII Avrupa'da 4 çekirdekli işlemciyle satılacakken ABD'de çift çekirdekli işlemciyle piyasaya sürülecekmiş.(2)

Kaynak:
1) wired.com - Does Samsung’s Galaxy S III Smartphone Even Need Quad-Core Power? -
2) wired.com - Samsung Galaxy S III, Without Quad-Core CPU, Slated for 5 U.S. Carriers