30 Aralık 2010 Perşembe

Bir Bulmaca - Bahis Tahminleri Üzerine Bir Dolandırıcılık Hikayesi

Yeni okuduğum bir bulmacayı sizinle paylaşmak istedim, sonucu okumadan önce bunun nasıl olduğuna dair biraz kafa yorarsanız, çözümü okuduğunuzda Martin'in neden bu  tuzağa düştüğünü daha iyi anlayacaksınız. Muhtemelen siz de Martin'in yerinde olsaydınız aynı tuzağa düşerdiniz.


Martin Brown ateşli bir futbol taraftarıdır. Ligi sürekli takip etmekte ve özellikle de taraftarı olduğu takımın maçlarını da hiç kaçırmamaktadır. Bir gün kendisine Futbol Tahminleri Ltd'den şöyle bir eposta gelir.


12 Ekim - Derby County kazanır.


Bu mesajla pek ilgilenmez, ancak o hafta Derby County kazanınca bunu farkeder.

Sonraki hafta Middlesbrough'nun kazanacağını iddia eden bir eposta gelir ve bu da doğru çıkar. Üçüncü hafta Martine'e bir tahmin daha gelir ve o da doğru çıkar. Bu iş dokuz hafta daha devam eder. Anlaşılan dünyanın en güvenilir medyumu Martin'i bulmuştur ve birkaç bahis oynamış olsaydı şimdiye kadar çok para kazanmıştı. Fakat Martin temkinli birisidir ve bir maçın önceden bilinebileceğine ikna olmamıştır, dolaysıyla harekete geçmez.

Derken 10. hafta farklı bir eposta gelir. Bu defa şöyle yazmaktadır:


Son tahmininizi almak için Futbol Tahminleri Ltd.ye PayMate aracılığıyla 250 dolar ödemeniz gerekiyor.


Martin daha önce bahse girmediğine pişmandır, ancak 250 doların çok yüksek bir rakam olmadığını ve 2000 dolarlık bir bahis oynarsa iyi para kazanabileceğini düşünür. Hesaplarına göre (sonuçların rasgele olduğu varsayıldığı takdirde) arka arkaya dokuz maçın sonucunu doğru tahmin etme olasılığı 7000'de 1'dir. Bu da bahis şirketinin içeriden bilgi aldığına ikna olmak için yeterlidir. Bunun üzerine Martin ödemeyi yapar, tahmini alır ve bahse girer.

Ancak olanları biraz düşününce aklına üniversitede aldığı olasılık dersi gelir. Aptalca davrandığını ve olasılık tuzağına düştüğünü o zaman anlar. Futbol Tahminleri Ltd'dekilerin maçları kimin kazanacağına dair fikirleri yoktu. Martin dolandırılmıştı.

Martin dolandırıldığını nasıl anladı?

(Çözüm için aşağıdaki bölümü farenizle seçerek görünür kılınız).

Futbol Tahminleri Ltd, içerisinde bir milyon eposta adresi bulunan bir eposta listesi satın alır. Sonra o haftaki maçlardan biri seçilir (ilk eposta gönderildiğinde Derby County maçı seçilmişti).  Listenin yarısına (yani 500.000 kişiye) Derby County'nin kazanacağına dair eposta gönderilir, diğer yarısınada rakip takımın kazanacağı epostası gönderilir (kolay anlaşılır olması için maçların hep galibiyetle tamamlandığını varsayıyoruz).

Maçın sonucu ne olursa olsun 500.000 kişiye doğru bir tahmin gönderilmiş olur. İkinci hafta başka bir maç seçilir ve önceki haftanın doğru tahmin gönderilmiş olanlarının yarısına (250.000 kişiye) bir taraf diğer yarısına da diğer taraf kazanacağı tahmini gönderilir. Bu dokuz hafta boyunca hep kazananlara göndermek suretiyle devam eder. Dokuz hafta sonunda yalnızca doğru tahminleri almış belli sayıda kişi kalır ve bu kişiler Futbol Tahminleri Ltd'nin her maçı doğru tahmin ettiği yanılgısına düşerler. Oysa şirket her hafta sadece bir maçın olası tüm sonuçlarıyla ilgili tahminde bulunmuştur: sadece Martin gibi bir grup insan doğru tahminlerden oluşan bir eposta almıştır. 

Yani Martin bu epostaların bir tek kendisine gelmediğini ve doğru tahminleri alan gruptan çok daha kalabalık bir grubun da yanlış tahminler içeren epostalar aldığını anlamıştır.
 Kaynak: "Einsten Bulmacası" adlı kitaptan alıntılanmıştır...

24 Aralık 2010 Cuma

Lazigasyon Nedir?

Lazigasyon, orijinal ses dosyaları laz aksanıyla değiştirilmiş karadeniz mahsülü navigasyon cihazıdır, daa! Sinir etmeyün adami...haydi seyredüverin aşşağıda...


10 Aralık 2010 Cuma

C++ Sandoz Yayında!

C++'a dair yardımcı bilgiler, C++ programlamaya giriş ve benzeri temel konularda yeni başlayanları desteklemek üzere tarafımdan hazırlanan "C++ Sandoz" bloğunu yayına koymuş bulunuyorum.

.NET almış yürümüşken neden hala "C++" diyenlere cevaben "Körler ülkesinde tek gözlü kral" deyimini hatırlatmak isterim. .NET'le uzaktan yakından haşır neşir olan herkesin yanında sürüden ayrılmak isteyenlere bir yol göstermek istiyorum. Ayrıca bu dili ağırlıklı olarak internetteki bilgileri tarayarak öğrenmiş biri olduğumdan ötürü bir nevi geri ödeme, çorbada tuzumuzun bulunması, bir vefa borcu çerçevesinde bunu kendime iş edindim.

Bunlara ilave olarak "İngilizce" bilginin ağır bastığı bir ortamda Türkçe içerik oluşturmaya ufacık da olsa, bir nokta kabilinden bile olsa katkı sağlayabilmek niyetim.

C++ Sandoz, Efervesan Tablet, günde bir kez tok karnına suda eritip içiniz efendim.

3 Aralık 2010 Cuma

Julian Assange Söyleşisinden Bir Alıntı

Önce ingilizcesi:

the west has fiscalised its basic power relationships through a web of contracts, loans, shareholdings, bank holdings and so on. in such an environment it is easy for speech to be "free" because a change in political will rarely leads to any change in these basic instruments. western speech, as something that rarely has any effect on power, is, like badgers and birds, free. in states like china, there is pervasive censorship, because speech still has power and power is scared of it. we should always look at censorship as an economic signal that reveals the potential power of speech in that jurisdiction. the attacks against us by the us point to a great hope, speech powerful enough to break the fiscal blockade.


şimdi türkçesi:

“Batının temel gücü sözleşmeler, borçlar, ortaklıklar, banka alacakları ve benzerlerinden teşekkül eden bir ağa dayanmaktadır. Böyle bir ortamda sözlü ifadenin “özgür” olması (yani ifade özgürlüğü) kolaydır çünkü herhangi bir politik-siyasi değişiklik bahsi geçen temel enstrümanlarda herhangi bir değişikliğe yol açmaz. Batının anladığı anlamda ifade özgürlüğünün iktidar üzerinde gerçek bir etkisi çok azdır, kuş cıvıltısı gibidir. Yaygın sansürün bulunduğu Çin gibi ülkelerde, sözlü ifadenin hala etkisi vardır ve iktidar bundan korkar. Sansürü, böyle bir devletteki potansiyel ifade erkini ortaya çıkartan bir ekonomik sinyal olarak görmeliyiz. ABD’nin bize karşı yürüttüğü saldırılar büyük bir umuda işaret ediyor: mali ambargoyu kırabilecek kadar güçlü bir ifade özgürlüğüne.

çeviride bir hata yapmışsam, affola...

2 Aralık 2010 Perşembe

Yoga Nedir?

Yoga, sözcük anlamıyla “bağlamak, birleştirmek” demektir. Yoga yaparken zihni, bedeni ve ruhu uyum içinde birbiriyle kaynaşmış tek bir birim haline getiririz. Yoga duruşları ve nefes alma çalışmaları sayesinde bedeniniz ve zihninizle yeniden bağ kurabilir ve ruhunuzu keşfe çıkabilirsiniz. Yoga benliğin bütün parçalarına kulak verme sanatıdır.

Yoganın altı farklı dalı vardır. Bunlar; Raja, Karma, Bhakti, Jnana, Tantra ve Hatha Yoga’dır.

Hatha Yoga, bedensel yoga yoludur. Fiziksel duruşlar, nefes alma teknikleri, derin gevşeme ve meditasyondan oluşur. Batı dünyasının en çok bildiği Yoga türüdür. Hatha Yoga'nın temel özelliği beden yoluyla zihni etkilemektir. Duruş, nefes alıp verme ve yoğunlaşma (konsantrasyon) üzerine kurulmuş olan Hatha Yoga öğretisi, bedenle zihnin birlikteliğini, bütünselliğini içerir.

Gevşeme egzersizi ise, hareket ve nefes çalışmalarından sonra yapılır. Kaslar gevşek bırakıldığı zaman, zihin de rahatlar. Kişi tam bir huzur ve sükunete kavuşur. Gevşeme uykusuzluğun, sinirsel rahatsızlığın, yorgunluğun ve gerginliğin giderilmesinde çok etkili bir metottur. Batı dünyasında yapılan birçok tıp araştırmaları, yoga egzersizlerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini doğrulamıştır.

Yoga duruşlarının düzenli olarak uygulanması, omurgayı esnetir ve güçlendirir, uzun ve esnek kas yapısı sağlar, bedenin tamamında kan dolaşımını düzenler, sinir sistemini güçlendirir, bedensel koordinasyon ve dengeyi geliştirir, forma girmenizi sağlar, nefes alış verişlerini düzenler, zihnin sakinleşmesine yardımcı


Yoga ile ilgili daha fazla bilgi almak için, tıklayınız

1 Aralık 2010 Çarşamba

Hayat banaldir!


Hayatın ilgi çekici, merak uyandırıcı, heyecan verici, kışkırtıcı olduğunu kim iddia edebilir? Sabah 8-akşam 5 arasında mesai yapan, günde en az 2 saatini yolda geçiren, akşam yorgun argın eve dönen bir insansanız kesinlikle siz de benimle aynı fikirdesinizdir. Gündelik olağan “programınız” içerisinde yaptıklarınız arasından acaba hangisi hayatınızın banalliğini yok edebilecek niteliktedir? Acaba kaçınız hayata bilgisayar ekranının haricinde bir pencereden bakabiliyor? Kaçınız güzel manzaraları devreye giren ekran koruyucunun slayt gösterisi haricinde görebiliyor?

Hayat banaldir ve ancak şanslı bir zümre haricinde kalan herkes için banal kalmaya devam edecektir. O yüzden heyecan yapmayın ve bu yazıyı okumadan önce ne yapıyor idiyseniz o işe geri dönün...

30 Kasım 2010 Salı

Neyin Günlüğü?

Web'de gezinirken Bernadette Mayer adında birinin (bir şairmiş) neler hakkında günlük (ya da internet terminolojisiyle blog) tutulabileceğine dair bir liste oluşturmuş olduğunu gördüm. Ben de siz değerli internet kitlesine bir fikir vermesi açısından bu listeyi becerebildiğim ölçüde türkçeye çevirerek aşağıda yayınlayacağım. Orijinalini görmek isteyenler buraya tıklasın.

Bernadette Mayer'in Tutulabilecek Günlükler Listesi:
* rüyalar 
* yiyecekler 
* finans 
* yazın fikirleri 
* aşk 
* mimari fikirler
* şehir tasarımına dair fikirler
* güzel ve/veya çirkin görünümler
* kişinin kendi yazın hayatı, günlük halde yazılmış
* her gün karşılaşılan yazılar/müzikler/sanat eserleri vs.
* odalar 
* hava durumuna dair ayrıntılar
* metro, otobüs, otomobil veya diğer yolculuklar (örneğin her gün aynı belediye otobüsüyle yapılan yolculuklar) 
* zevkler ve/veya acılar
* gündelik kullanıma yönelik aletler: telefon, ocak, bilgisayar vs.
* telesekreter mesajları
* yuvarlark veya dörtgen şeyler, diğer şekiller
* renk 
* ışık 
* günlük değişiklikleri
* vücut ve parçaları
* saat-tarih tutma
* evsahibi-kiracı durumları
* telefon görüşmeleri (kaydedilmiş?)
* gökyüzü 
* tehlikeler 
* posta 
* sesler 
* rastlantılar ve bağlantılar
* yalnızlık anları
 
Diğer günlük fikirleri:
* Her gün tek bir şey hakkında en ince detayına kadar yazın
* Her gün aynı saatte yazın, önr. öğlen yemeği şiirleri, uyandırıcı fikirler vs.
* Minimal ölçüde yazın: her gün bir satır veya cümle
* İş birliğine dayalı bir günlük oluşturun: müzikal notasyon ve şiir; dönüşümlü olarak iki yazarın paylaştığı bir günlük, her gün aynı konu hakkında yazsınlar.
* Defter yerine kağıda yazın ve duvara asın (halka açık günlük). 
 


Tabi şimdi bu listeye bakınca bunların çoğunun, hatta hepsinin internette o ya da bu şekilde birileri tarafından tutulduğunu görebilirsiniz. Bu durumda orijinal olmak adına bu liste "tutulmaması gereken günlükler" listesi de olabilir pek tabi... karar size kalmış.

13 Nisan 2010 Salı

İnsanlar Para Vermek İster!

Gelecekte kesinlikle herşey ücretsiz olacak; ancak kişisel deneyimime göre de insanlar para vermek ister. Gerçekten! İnsanlar, kitleler halinde ücretsiz olanı alacaklardır. Normalde karşılığını ödemek zorunda kalacakları için asla el sürmeyecekleri bir şeyi ücretsiz olması durumunda istiflemeye çalışacaklardır. Genel olarak en düşük fiyatın cazibesine kapılırlar; peki bedavadan daha ucuz olan ne vardır?
Ancak, insanların beğendikleri ürün ve hizmetlerin üreticilerine-sağlayıcılarına ödemeyi tercih edecekleri kaynakları varsa bu ödeme:
1) Bir bağlanma biçimidir
2) Bir onay işaretidir
3) Bir oydur
4) Üreticiye olan bağlılığı gösterir
5) Ödemeyi yapanın kendini iyi hissetmesini sağlar.
İnsanlar bir şeyler satın alırlar, ancak hepimizin arzu ettiği şey ilişki kurmaktır. Bir şey karşılığında ödeme yapmak, en basit ilişki türüdür. Çok ilkeldir fakat gerçektir.
Bu ödeme yapma dürtüsüyle ilgili bazı hususlar vardır.
Yapılacak ödemenin herkes tarafında, çok kolay ve en sorunsuz bir şekilde yapılabilmesi gerekir. En ufak bir güçlükle bile karşılaşılmamalıdır. Ödeme ne kadar kolay olursa insanlar o kadar çok ödeme yapmaya istekli olurlar.
Fiyat seviyesi makul olmalıdır. Yani ücretsiz olan benzer şeylerle kıyaslandığında makul olmalıdır!
Ödeme yapmanın faydaları bariz ve şeffaf olmalıdır. Bunu sağlamaya yönelik olarak basit bir şekilde iletilebilmeyi yakalamak için yaratıcılık gerekir. Ödeme yapmanın faydaları belirgin değilse ödeme zor yapılır. Bedavaya kıyasla nelerin faydalı olduğuna dair öneriler için “Bedavadan Daha Cazip” adlı makaleme bakabilirsiniz.
Peki ödeme yapmak istendiğine dair herhangi bir kanıt var mı? Yakın tarihte İngiltere’de İngiliz Müzik Hakları – British Music Rights’ın sponsorluk yaptığı bir piyasa araştırmasının sonucunda fanların ödeme yapmak istediği ortaya çıkmış. Bu araştırma sonucunda katılımcıların belli bir aylık ücret karşılığında üzerinde DRM (Digital Rights Management) bulunmayan sınırsız bir dosya indirme hizmeti istedikleri ortaya çıkmış – ki bu daha mevcut olmayan bir ödeme şekli. (Ç.N. bu makalenin orijinali 1 Ağustos 2008’de yayınlandığında böyle bir hizmet mevcut değildi, artık böyle hizmetler mevcut).
İnsanlar kolay, adil ve kazançlı olması durumunda severek ödeme yaparlar.

Yazar: Kevin Kelly
--------------------------
Yazının orijinali İngilizce olup Türkçeye Evren Dağlıoğlu tarafından çevrilmiştir. Orijinali için tıklayınız.

26 Mart 2010 Cuma

Alerji Mevsimi Geldi - Alerji mevsimini atlatmanın 10 yolu


Havalar ısınıp çiçekler açtıkça birçok insanın kanı kaynıyor ve dışarıya çıkıp sıcak, güneşli havanın keyfini sürmek istiyor. Ancak herkes için durum bu değil. Her sene Mart ayının gelmesi bazı insanlar için alerji mevsiminin başlaması demek. Sulanan gözler, boğazın gıcıklanması, sürekli burun çekmeler…Bu dertlerden muzdarip milyonlarca insan var. Amerikan Alerji, Astım ve Bağışıklık Akademisi verilerine göre sadece Amerika’da 60 milyon kişi var bu durumda olan.
Eğer siz de bir rahatlama çabasıyla bahar alerjisine karşı neler yapılabileceğini araştıranlardansanız yazının devamı tam sizin için.
İşte bu bahar mevsimini nispeten rahat atlatabilmeniz için 10 ipucu:
1. Polenlerin en çok görüldüğü saatlarde, yani sabah 5 ile 10 arasında kapalı mekanlarda kalın. Eğer kalamıyorsanız polenlerin bazılarının gözünüze kaçmasını önlemeye yardımcı olması için güneş gözlüğü kullanın.
2. Kaşındıkları halde gözlerinize temas etmekten kaçının. Gözünüzü kaşımak daha fazla polenin, kirin ve mikrobun gözünüze bulaşmasına sebep olur. Bunun yerine temiz bir bezle kompres yapın veya bol suyla yıkayın.
3. Polenlerin tavan yaptığı zamanlarda açık hava faaliyetlerinizi azaltınız. Hatta çim biçmeniz, bitkileri budamanız veya araba yıkamanız vs. gerektiğinde bunu sizin yerinize yapmasını başkasından rica ediniz.
4. Alerji semptomlarınızın meydana geldiği yerleri ve zamanı takip etmek için günlük tutunuz. Daha sonra maruz kalma durumlarını sınırlandırmak için gerekli önlemleri alınız.
5. Sizi tüm gece uyanık tutabileceklerinden dolayı uyurken de polenleri kendinizden uzak tutun. Açık havada giydiğiniz kıyafetleri yatağınızın yakınında ve hatta yatak odanızda bulundurmayın. Buna yıkadığınız çamaşırları kurumaları için dışarıya asmamak da dahildir, en azından alerji mevsimi geçene kadar.
6. Ellerinizi düzenli olarak yıkama alışkanlığı edinin. Nezle ve gribe karşı denenmiş ve kendini ıspatlamış tavsiye alerji semptomlarını azaltmada da etkili.
7. Yatmadan önce duş alın veya banyo yapın, özellikle açık havada vakit geçirdiyseniz. Vücudunuzdan veya saçınızdan yastığınıza bulaşabilecek polenler gecenizi eziyete dönüştürebilir.
8. Tatilinizi yabani otlardan uzakta planlayın.
9. Polenleri uzak tutmak için akşam camlarınız kapalı yatın. Mümkünse havayı temizleyen, soğutan ve kurutan bir klima kullanın.
10. Bölgenizdeki polen durumunu mümkünse takip edin. (Ç.N.: bu madde ABD için geçerli. Türkiye’de polen durumunu takip etmek mümkün müdür, bilemiyorum).

Tabi burada yazılanlar ancak alerjiden muzdarip olanları nispeten rahatlatacak cinsten tavsiyeler. Ciddi ölçüden alerji sorunu olanlar tabii ki öncelikle bu konuda uzman bir hekime gözükmeli ve hekimin söyleyeceği tavsiyelere ve vereceği tedaviye uymalıdır. Herkese alerjisiz bir bahar diliyorum.

Kaynak:
1) 10 ways to feel better this allergy season

22 Mart 2010 Pazartesi

Hotdog Alır mısınız?

Pek sağda solda gördüğüm fotoları bloga koymuyorum ancak buna dayanamadım. Buyrun burdan yiyiniz, tabi yiyebilirseniz!!

Digital Zapatismo

Bir fi tarihinde bulup çevirdiğim bir yazıyı burada da paylaşmak istedim. buyrunuz okuyunuz.


digital zapatismo ocak 1998’de başlamış bir harekettir. dijital savaş (ya da mücadele) ilkesini benimsemiştir.

hareket öncesiyle ilgili biraz bilgi vermek gerekirse:
ocak 1994’te meksikanın chiapas eyaletinde subcomandante insurgente marcos tarafından idare edilen ve kendilerine zapatista ulusal özgürlük ordusu (zapatista national liberation army – ezln) diyen bir grup isyancı bir dizi meksika ordusu kışlasına karşı “savaş ilanı”nda bulunmuştur…bu kişilerin isteği meksikanın en fakir insanları için iş, ev, sağlık ve eğitimdir…

ancak subcomandante insurgente marcos farklı bir tür isyancıdır. paralı asker tutmak yerine hackerlarla anlaşmıştır. meksika hükümeti isyanla ilgili haberleri sınırlamak ve değiştirmek için kitle iletişim araçları üzerindeki denetimini kullandığında davasını doğrudan internete taşımıştır. digital zapatismo böyle doğmuştur.

digital zapatismo zapatista hareketiyle ilgili bilgileri uluslararası topluma iletmek üzere başlatılmıştır. dünyanın çeşitli yerlerinde zapatista web sayfaları ve koalisyonları ortaya çıkmıştır. meksika hükümeti isyanı bastırmak için askeri müdahalede bulununca zapatistalar birden fazla şekilde karşılık vermiştir:


(http://www.collusion.org/article.cfm?ıd=121 adresinde bir kısmının tercümesini yaptığım metnin tam halini bulabilirsiniz) (not..linkini verdiğim adres hala mevcut ama galiba çöküyor ara sıra...)

daha fazla bilgi için tıklayınız.

25 Şubat 2010 Perşembe

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (Large Hadron Collider)

Malumunuz CERN'de yüzyılın deneyi yapılmak üzere. Dünyanın farklı bölgelerinden çeşitli bilimadamları ise bu deneyin kara delik yaratacağını söyleyip durmakta.
Eğer siz de bundan korkuyorsanız Büyük Hadron Çarpıştırıcısının canlı webcam görüntüsünden bir snapshot aşağıda verilmiştir.

Arada bir kontrol edip, canlı izlemek için resme tıklayınız.

1 Şubat 2010 Pazartesi

Bir Psikopatın Karakteristik Özellikleri!

 (Sosyopat, antisosyal kişilik bozukluğu)

İnternette bir sitede piskopatlık kriterlerine dair ingilizce bir liste buldum ve bunu çevirerek paylaşayım istedim. Aşağıdaki listede yer alan kriterlerin çoğuna sahip kişiler muhtemelen psikopattırlar, aman diyeyim..

Aşağıdaki bölüm söz konusu sitenin çevirisidir:

" Bu etkileyici bir klinik listedir. Listedeki maddeleri herhangi bir politikacıya veya talk show sunucusuna uygulayıp uygulamamayı sizin takdirinize bırakıyorum.

1. yüzeysel/üstünkörü bir albeni
2. tantanalı, abartılı bir kendini beğenmişlik
3. teşvik edilme ihtiyacı/sıkılmaya eğilimli olma
4. patolojik ölçüde yalancılık
5. gözetleyici/manipülatif
6. pişmanlık veya suçluluk duygusu eksikliği
7. shallow effect (Ç.N. bunun karşılığını bulamadım...biri söylesin de yazayım)
8. duyarsızlık/empati kuramama
9. parazitik yaşam tarzı
10. davranışlarını kontrol etmede yetersizlik
11. Ayrım gözetmeksizin cinsel davranışlarda bulunmak
12. Erken davranış sorunları
13. Gerçekçi, uzun vadeli planların bulunmaması
14. Dürtülerine hakim olamama
15. Sorumsuzluk
16. Kendi eylemleri için sorumluluk kabul etmeme
17. Birçok kısa süreli evlilik ilişkisi
18. Çocuk yaşta suçlu duruma düşme
19. Şartlı tahliyenin ihlali
20. Çeşitli sabıkalar."




Kaynak: http://www.geoffmetcalf.com/psychopath.html

28 Ocak 2010 Perşembe

Kar Türküsü

Bir kar türküsüdür tutturduk gidiyor son birkaç gündür. Geldi, gelecek, donacağız, sibiryaya döneceğiz derken geldi de geçiyor bile "kar" dediğimiz doğa olayı. Medyanın dolduruşuna mı geldik bilemiyorum ama çevremdeki herkesin ilk gündem maddesi kardı.

Kar güzeldir, çirkinlikleri örter fakat aynı zamanda dondurucudur can alır. Kalın paltoları altında üşümeden karda hoplayıp zıplayanların kaçı bu sene donarak ölenlerden haberdar?

Kar gündemi bir karın ağrısı oldu artık. Zaten medya canavarı yapabileceği kadar haberi yaptıktan sonra en son "sibiriya soğuğu geliyor, valla ...rusya söyledi" tarzında bir haber yapıp sahneden çekildi.

Kar iyidir, mikrobu kırar ancak dikkatli yürümezseniz kafanızı da kırar. O yüzden karda yürürken ellerinizi cebinize sokmayın, düşmeye karşı tetikte olun. Ne zaman kayacağınızı bilemezsiniz. Eliniz cebinizde olursa, elinizi cepten çıkartana kadar kafa üstü çakılabilirsiniz alimallah.

Kar beyazdır, fakat o kadar beyazdır ki fazla bakarsanız kör eder. Kar körlüğü denen birşey vardır. O yüzden karda fazla dolaşmayın, mecbursanız güneş gözlüğü takın.

Kar gitmeden karda eğlenmeye bakın zira altından çamur çıktımı bir daha elinizi süremezsiniz. Hadi iyi eğlenceler.

25 Ocak 2010 Pazartesi

İletişimde Gönülden Teknolojiler

Bugün bir arkadaşımın gönderdiği yeni teknolojiye dair resimleri sizlerle paylaşmadan edemeyeceğim. 3G, bluetooth gibi teknolojilere yeni bir yaklaşım getirmek zaten ancak böyle mümkün olabilirdi...böyle iletişime can kurban, iletişiminiz hiç kaybolmasın...


 
 
 

Hanımlar! Güzellik uğruna gözünüzü karartmayın.

Göz kremlerinin etkisi ne kadar adlı çeviri makalemden sonra benzer bir konuya tekrar el atmaya karar verip her türlü kozmetik, zayıflatıcı vs. ürünü hakkında bir makale daha çevirdim. Umarım vatana, millete bir faydası olur.

Kıvırcıklaşmış saçlar, ince dudaklar, zayıf kirpikler, sarkık boyun bölgesi, yamru yumru kalçalar. Piyasada, her bir güzellik sorununu çözdüğünü iddia eden bir ürün bulunmaktadır. Ancak çoğu çözmez ve çoğumuz işe yaramaz bu ürünleri alarak enayi yerine konuluruz.

Kaliforniya Eyalet Üniversitesinde sosyo-davranış bilimleri üzerine araştırma yapan Laura Triplett'e göre bir güzellik sorununu çözmeye dair kuvvetli bir istek duymak işe yaramayacakları aşikar olas da bizi daha da ahmak yerine koyabilmektedir. Kilo verdirici ürünlerin reklamklarında kullanılan resimlerine etkinliği üzerine bir araştırma yapan Tripplet "Önceki ve sonraki safhaları gösteren resimlerde kilolu kişiyle kilo vermiş kişi bariz bir şekilde farklı kişiler bile olsa kilo vermeye istekli kişilerin söz konusu ürünü almaya çok daha fazla eğilimli oldukları rapor edilmiştir" diyor.

Gerçek şu ki; sadece FDA (Gıda ve İlaç Yönetimi) onaylı ürünlerin - yani ilaç olduğu kabul edilen şeyler - işe yaradığı ispat edilmiştir. Fakat güzellik ürünlerinin çooğu FDA onaylı değildir. Yani dramatik sonuçlara atlamayın. Ve kozmetik ürünler ve yeni bir kavram olan kozmekotikallerin (Ç.N. ilaçımsı kozmetikler) güvenilirliğinin sorun teşkil ettiğinin farkında olun. New York St-Luke's-Roosevelt Hastanesinden dermatolojist Dr. Amy E. Newburger'e göre çoğu tüketici kozmekotikallerin ilaçlar gibi kontrol edilip test edildiğine inanıyor, yani içindekiler ve nihai ürünlerin güvenilirlikleri açısından test edildiklerini, reklamlarda verilen sözlerin geçerli olduğunu düşünüyorlar.

Bu açıdan tüketicileri ahmak yerine koyan ürünlerin en başında kellik ve selülit tedavileri geliyor. Şimdi detaylı olarak bunları inceleyelim:




Kirpik Uzatıcılar

Ticari bir birlik olan Kişisel Bakım Ürünleri Konseyinin baş bilim adamı John E. Bailey "Kirpik uzatıcı ürünler FDA tarafından ilaç olarak kontrol ediliyor ve mutlaka onaylı olmaları gerekli" diyor. Onaylı bir ürün olarak Latisse vardır (fakat riskleri nedeniyle tavsiye etmiyoruz, özellikle göz rengini ve göz kapaklarının rengini koyultma potansiyeli vardır ve ayrıca aylık 120$ gibi bir ücretten de bahsetmek gerek). Ancak piyasada bir sürücü "kirpik uzatıcı" bulunuyor. Bazılarına FDA tarafından uyarı mektubu gönderilmiş çünkü içeriklerinde ilaç bulunmakta. Diğer kirpik ürünleri üreticileri ise ürün içeriklerinin peptitler ve vitaminlerden oluştuğuna dair reklamlar veriyorlar ve %64'ten %89'a kadar değişen oranlarda uzama sağladıklarını iddia ediyorlar. Ancak gerçek şu ki hiç bir kozmetik ürün kirpikleri uzatamaz aksi takdirde ilaç olması gerekir. Bir kozmetik ürün kirpiklerinizi uzatıyorsa kesinlikle içeriğinde yan etkileri bilinmeyen adsız bir ilaç vardır.


Saç düzleştirici maddeler

Popüler bir kuaför tekniği olan Brezilya Keratin Tedavisi (BKT) reklamları saçı aylarca düz ve sağlıklı tuttuğunu iddia eder. Ürünün içeriğindeki maddelerden en önemlilerinden biri formaldehid olup bu maddenin saç düzleştiricilerde kullanılması FDA tarafından yasaklanmamış olsa da olası bir kanserojendir ve gözde, burunda ve boğazda tahrişe; hırıltı ve öksürüğe; ciltte tahrişe ve diğer tepkilere neden olur. Bazı kuaförler formaldehit içermeyen BKT kullandıklarını iddia ediyor. Ancak bu ürün işe yarıyorsa bu sefer de büyük olasılıkla aldehit içeriyordur ki formaldehite benzer ve daha güvenilir değildir.

Bunun yerine saç düzleştirme aletlerini kullanmanızı öneririz.






Dudak Dolgunlaştırıcılar

Dudak dolgunlaştırıcıları test ettiğimizde elde ettiğimiz sonuçlar dudak hacmini artırma açısından hiç de etkileyici değildi. Birkaç ürün sadece geçici bir süre dudak hattını biraz düzleştirdi.

Bunun yerine bilindik makyaj hilelerini kullanmayı deneyin.

İz kapatıcılar

Minnesota Tıp Okulundan dermatoloji profesörü Dr. Crutchfield'e göre bir ciltteki bir izi normal cilde döndüremezsiniz. Bazı şeyler belli derecede yardımcı olabilir
ancak birisi kendi ürününün izleri tamamen ortadan kaldırdığını iddia ediyorsa doğruyu söylemiyordur.

Bir dermatologa görünün. Belirli lazer uygulamaları kızarıkları azaltıp cilt pürüzlerini azaltarak izlerin daha az dikkat çekici olmasını sağlyor.
ShopSmart says

Göğüs büyütücüler

Göğüsleri büyüten, kaldıran veya sıkılaştıran bilimsel olarak ispatlanmış herhangi bir madde yoktur. Reklamlardaki doğru olmayan vaatler kadınlara boş umutlar vermektedir.

Göz altı keselerini yok ediciler

Bir çok ürün göz altı keselerini yok ettiklerini söyler ancak bu tedavisi zor bir iştir. Bazı kişilerin göz altında ciltleri ince olup büyük damarlara sahiptir. Dolayısıyla bu tip ürünlere hemen koşmayın.


Evet, hanımlar-beyler. Umarım her derde deva olduklarını iddia eden kozmetik ürünlerini kullanmadan önce birkez daha düşünürsünüz. Herkese sevgiler, saygılar.

Kaynaklar:
1)http://www.consumerreports.org/cro/shopping/2010/march/bad-beauty-deals/overview/index.htm
2)http://www.consumerreports.org/cro/shopping/2010/march/bad-beauty-deals/beauty-products/index.htm