19 Haziran 2009 Cuma

Histerik Bir Sayıklama!

İlk aklıma geldiğinde çok güzel bir fikir gibiydi. Hemen kâğıda kaleme sarıldım; acaba kâğıt üzerinde nasıl gözükecek dedim kendi kendime, kendimden sakınarak yazdım yazacaklarımı ve yazarken kıskandım kendimi kendimden böyle şeyler yazdığım için ve ne vakit fark ettim hatırlayamıyorum; hatırladıklarımsa yitip gitmeyenlerdi zamanın rüzgârı karşısında. Zamanın rüzgârları şiddetlidir, yıkar geçer ve dönüp de bakmaz bile yıktıklarına ve zaten yıkılanlar da…

Kâğıt üzerinde de fena durmuyordu ilk aklıma gelmiş olan o fikir. Fikirler fikirleri kovaladı, kovalananlar bir köşeye sinip ağladı. Ağlayanlar ağlaşanlar ağrılarla kıvrananlar ve kıvrandıkça yere daha çok yaklaşanlar, yere yaklaştıkça sürünenler ve süründükçe kullanmadıkları el ve ayakları güdükleşenler ve güdükleştikçe sürüngenleşenler ve sürüngenleştikçe insanlıklarından çıkanlar ve insanlıklarından çıktıkları için ağlayanlar ağlaşanlar ağrılarla kıvrananlar…

“Şimdiye dek aklıma gelenleri kaleme almış olsaydım Nobel koleksiyonu kurmuştum çoktan, şerefsizim” demek istiyorum umarsızca ve umarsızca delirmek istiyorum. Delirmek insan olmanın halidir diye düşünüyorum çünkü delirmiş bir hayvan görüldüğünü hiç hatırlamıyorum! İnsanlarla birlikte yaşamaya başladıktan sonra çıldıran çok hayvan var ama zaten sorun insanda. İnsana yaklaşan her canlının insanın kendisi de dâhil şaftı kayıyor. Beyinde gerçekleşen nörolojik sinapslardaki atılımların yarattığı sinirsel uyarımlar neticesinde ortaya çıkan kısa devrelerin psikoloji üzerine olan etkisine bağlı olarak ego, süper ego, alter ego, manyak ego, çılgın ego, dalgın ego, hüzünlü ego, ayı ego, kıskanç ego… hey ne haber mistır Eko… Lost adasında işler nasıl? Bir kilise yapacağım diye heba ettin kendini. O kara dumanın da ta cebine koyayım… Üzme tatlı canını okşa elindeki o bastonu, artık baston mu asa mı gürz mü neyse işte onu…Deliriyorum muntazaman, muntazamlık bile delirtiyor muntazam olmayan zamanlarda…!

18 Haziran 2009 Perşembe

Star Wars: The Old Republic - Smuggler



A new class is announced, Smuggler. As a dual gun carrier, playing the smuggler looks like fun. Especialy the rolling over move is awesome.

Click here to open original SWTOR-Smuggler page.
-------------------------

Yeni bir SWTOR class'ı duyuruldu, Smuggler. Çift blastera sahip smuggler'la oynamak eğlenceli olacak gibi. Özellikle yuvarlanma hareketine bayıldım.

Orijinal SWTOR-Smuggler sayfası için buraya tıklayınız.

15 Haziran 2009 Pazartesi

Kadınlar Doğuştan mı Böyle?!




(http://www.snotr.com/video/2630 adresindeki "Are women born this way?" adlı blog kaydından alınmıştır.)

11 Haziran 2009 Perşembe

Deceived - The Latest Star Wars: The Old Republic Trailer



Watch the latest Star Wars: The Old Republic Trailer...

Star Wars: The Old Republic'in en yeni videosunu izleyin...

Click here for the latest announced class, "Smuggler".
Smuggler classı için TIKLAYIN!

YENİ!!!!
Developer Walkthrough için TIKLAYIN!

9 Haziran 2009 Salı

Benim Tercihim AKP!

En güzel AKP! En sevdiğim AKP! Ben AKP'yi destekliyorum. Ve hatta A - KE - PE'yi.

AKP'yi destekliyorum dediysem de yanlış anlaşılmasın. Sadece ifade biçimi olarak. Yani Adalet ve Kalkınma Partisinden bahsetmek istediğim zaman kısaca AKP diyorum ve ben bunu hep yapıyorum. Yok efendim "AK Parti" imiş kısaltması...zorla güzellik olmaz. Zorladıkça geri teper, tarih bunun örnekleriyle doludur.

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım, eğer "bu partinin kısaltması AK partidir, AKP tü kakadır" gibi bir söylem geliştirilmeseydi kimse farkında bile olmayacaktı ve böylesine bir alevlenme olmayak ve hatta AKP'yi tercih edenler olmaya devam etse de belki AK Parti ifadesini kullananlar daha fazla olacaktı ama şimdi bu ayrım çok daha keskin bir şekilde toplumda kendine taraftar buldu.

Tabi bir de işin komplo teorisi kısmı var; taraftarları ve karşıtları ayrıştırmak için özellikle böyle kışkırtma girişimi tercih edilmiş olabilir. Yani siz AKP'yi mi yoksa AK Parti'yi mi tercih ettiğinize göre aleni ve kolay anlaşılır bir şekilde sınıflanmış ve ötekileştirilmiş oluyorsunuz. Böylece "taraflar" belli olsun istenmiş olabilir, kim bilir?

Ben "AKP"yi seviyorum!

8 Haziran 2009 Pazartesi

Alternatif İsa

- Yorumsuz -

Hugo Chavez'in Politikaları

Bu yazı "Hugo Chavez kimdir?" makalesinin devamı olarak yazılmıştır.

Hugo Chavez'in siyasi görüşleri öncelikle ABD açısından ve temsil ettiği büyük tekeller tarafından rahatsız edici olarak algılansa da toplumun çoğunluğunu oluşturan düşük gelirli kesim tarafından büyük takdir görmekte. Özellikle "oy deposu" olarak görülmekten gayrı anlam ifade etmeyen halk kitleleri arasında Hugo Chavez'in sosyal uygulamaları bu kesim tarafından yıllardır beklenen kurtuluş olarak kabul görmüştür. Lafı fazla uzatmadan detaylara girmekte fayda var.

1. Siyasi Felsefesi

Chavez'in Bolivarizm anlayışı, büyük ölçüde Simon Bolivar'ın ideallerine dayansa da Marksist tarihçi Federico Brito Figueroa'dan da etkilenmiştir. Ayrıca Salvador Allende'den Che ve Castro'ya kadar farklı kişilikler tarafından temsil edilen Latin Amerikan sosyalizminin çeşitli gelenekleri Chavez tarafından iyi bilinmektedir. Hatta Chavez'in siyasi felsefesi Noam Chomsky'nin yazılarından ve Hz. İsa'nın İncil'deki öğretilerinden bile dolaylı olarak etkilenmektedir (kaldı ki Chavez Hz. İsa'yı dünyanın ilk sosyalisti olarak tanımlar). Chavez ideolojisini Bolivarianismo ("Bolivarizm") olarak nitelendirse de taraftarları ve karşıtları "chavizmo" destekçisi veyahut karşıtı olduklarını ifade etmektedirler. Chavez taraftarları kendilerine "Bolivarcı" yerine "chavistas" demektedirler.

Chavez daha sonra demokratik sosyalizm'in (tabana yayılmış demokratik katılımcılığa vurgu yapan bir tür sosyalizm) Bolivarizm'de oynadığı rolü kabul eder. Kendi Bolivarizmi popüler desteğe dayandığından dolayı Chavez, tabanın ve katılımcı demokrasinin örneği olduğunu belirttiği "Bolivar Oturumları" (Bolivarian Circles) tertiplemiştir. Bu oturumlar, hükümetin sosyal gelişim için ayırdığı bütçenin nasıl harcanacağına karar verecek olan mahalle sakinlerinin katıldığı forumlardır. Genellikle mahallenin güzelleştirilmesi, toplu taşımacılık, küçük işletmelere destek olunması ve temel sosyal hizmetlerin sağlanması gibi konularda karar verirler.

2. Dış Politikası

Hugo Chavez, Venezüela'nın dış politikasını Latin Amerika ekonomisi ve sosyal entegrasyonuna tekrar çevirmiştir. Bunun için petrol kartını ABD'ye rağmen oynamıştır. Bu politikasını gerçekleştirmek için diğer Latin Amerika ülkeleriyle karşılıklı ticari ilişkilere girmiş, Brezilya ile olan silah ticaretini artırmış, Küba ile petrol karşılığı uzmanlık temini anlaşması ve Arjantin'le et ve süt ürünleri karşılığında petrol takasına yönelik barter anlaşması yapmıştır. Ayrıca 1997'deki Summit of Amerika toplantısında Latin Amerika liderleriyle yakınen çalışmıştır.

3. Ekonomi Politikası

"Her bir fabrika aynı zamanda bir okul olmalı ve Che Guevara'nın dediği gibi tuğla, çelik ve alüminyumun yanı sıra yeni erkek ve kadını, yeni toplumu, sosyalist toplumu da üretmelidir."
- Hugo Chavez, Mayıs 2009, sosyalist dönüşüm çalıştayı.

Venezüela dünyanın en büyük petrol üreticileri arasında yer aldığından dolayı ekonomisi ağırlıklı olarak petrole dayanmaktadır. Hugo Chavez petrolden elde ettiği geliri sosyal dönüşüm projelerini, ucuza yiyecek temini ve benzeri eylemleri finanse etmek için kullanmaktadır. (Ç.N. Muhtemelen bu son krizde petrol fiyatları düşünce oldukça zorlanmışlardır...güncel kaynaklardan bu durumu incelemek gerekir).

Ayrıca Chavez telefon, elektrik, çelik ve çimento sanayindeki bir dizi büyük şirketi devletleştirmiş olup kooperatifleri teşvik etmektedir.

kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Hugo_Chavez

Venezüela ile ilgili güncel haberler için ingilizce kaynaklar:
1) znet - Politics in Venezuela
2) Venezuela Information Office

Wii'niz varsa dikkatli olun!

Wii platformunda oynamak gerçekten zevkli olsa gerek fakat dikkati de elden bırakmamalısınız...yoksa bakın neler oluyor.

3 Haziran 2009 Çarşamba

Siesta Zamanı!

Alanya'da belediye meclisi turizm işletmelerinde öğlen 13:00 ile 15:00 saatleri arasında sieasta yapılmasına yönelik bir karar almış. Alanya'da yürürlüğe girmek üzere olan bu uygulamaya gıpta ederek "sieasta nedir?" diyebilecekler için bendeniz kalktım wikipedi'nin yolunu tuttum ve öğrendiklerimi sizler için aşağıya aktarıyorum.



Siesta, öğlen saatlerinde özellikle öğlen yemeğini müteakiben gerçekleştirilen kısa süreli uyku eylemidir (ya da Türkçe'deki benzer ifadesi şekerleme yapmak veya kestirmektir). İspanyolca sieasta Latince'deki hora sexta - "altıncı saat" (şafaktan itibaren ve gün ortasına denk gelen gün ortası dinlenmesi) kelimesinden türemiştir.

Sieasta, İspanya'nın ve İspanyol kültürü etkisindeki Latin Amerika ülkelerinin geleneceksel gün ortası uykusudur. Portekiz tarafından kolonize edilen Brezilya ise kültürel bir tezat oluşturur.

Coğrafi dağılımı açıklayan etkenler esas olarak yüksek sıcaklık ve öğlen yemeğinde yenen ağır yemeklerdir. Bu iki etken yemek sonrasındaki uyku bastırmasını açıklamak için yeterlidir. Öğlen yemeğinden sonra uyumak Filipinler, Çin, Vietnam, Bangladeş, Hindistan, İtalya, Yunanistan, Hırvatistan, Malta, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da yaygındır. Bu ülkelerde öğle sıcağı dayanılmaz olabildiğinden öğlen molasını evde yapmak idealdir.

Yunanistan'da yapılan bir araştırma öğlen uykusuna yatanlarda kalp krizi riskinin daha düşük olduğu tespit edilmiş.

Bangladeş ve Bengal'de yemek sonrası yapılan bu uykuya bhat-ghum (yani pirinç uykusu), Çin ve Tayvan'da ise xiuxi veya wushui denmektedir.


Şimdi siz bu satırları okurken ben gidip bir 10 dakika kestireyim.

SSD: Geleceğin Teknolojisi mi?

SSD (Solid State Drive) yani kat hal sürücüsü çoğumuz tarafından yeni yeni duyulmaya başlansa da, temeli 1970'lere kadar dayanan bir teknolojidir. Verileri sürekli olarak saklayabilmek için katı hal hafızası kullanan SSD'ler klasik bir sabit disk sürücüsünü emüle edtmek suretiyle bir çok uygulamada sabit disklerin yerini kolayca alabiliyorlar. Hareketli hiç bir parçalarının bulunmaması sayesinde SSD'ler daha sağlam ve daha sessiz olmalarının yanı sıra mekanik gecikmeler olmadığı için veriye erişim zamanı ve gecikmeler genellikle daha düşük ve güç tüketimleri de sabit disklerden oldukça az olmaktadır.

Modern anlamdaki ilk SSD'yi 1978 yılında StorageTek geliştirmiştir. Günümüzdeki SSD örneklerinin ise sundukları ısınmama ve düşük güç tüketme gibi avantajları nedeniyle ilk olarak laptoplarda kendilerini göstermeye başlamış olmasına şaşılmamalıdır.

Şimdide biraz SSD'lerin avantaj ve dezavantajlarına bakalım:

AVANTAJLAR:
* Daha hızlı başlangıç (çünkü dönmeye başlamak gibi bir mefhum yoktur)
* Okumada tipik olarak daha hızlı rastgele erişim (çünkü hareketli bir okuma/yazma kafası yoktur)
** Mekanik bir kafa olmadığı için bekleme, gecikme süreleri çok düşüktür. Bu sayede boot süreleri çok kısalmıştır.
** Yine mekanik bir kafa olmadığı için okuma ve yazma hızlarında belli bir hız (ki oldukça
yüksek bir hız) sürekli olarak korunabilmektedir.
* Sessiz. Soğutma fanı kullanılan çok yüksek performanslı olanlar birkaçı hariç.
* Nispeten düşük performanslı olanlarda güç tüketimi ve ısı üretimi aktif kullanımda çok
düşüktür.
* Yüksek mekanik güvenilirlik, hareketli parça olmadığı için "mekanik" arıza riski yoktur.
** Mekanik aksam bulunmadığı için darbelere karşı daha dayanıklıdır. Titreşim ve aşırı sıcaklık farklarından etkilenmez. Bu nedenlerle laptoplar için idealdirler.
* Çalışma sıcaklığı aralığı daha geniştir. Klasik sabit diskler 5-55 C'de çalışabilirken SSD'ler 70C'ye kadar çalışabilmektedir.
* Hata gerçekleştiğinde büyük çoğunlukla okuma yerine yazma veya hücre silme esnasında gerçekleşmektedir. Manyetik-mekanik sürücülerdeyse hatalar daha çok okuma esnasında gerçekleşme eğilimindedir. Bir SSD sürücüsü yazma işlemi esnasında hata tespit ederse yazma işlemini yeni bir yerde tekrarlayabilir. Klasik bir sabit disk ise okuma esnasında hata yaparsa bu veri tamamen kaybedilir.






DEZAVANTAJLAR:
* Maliyet. Sabit disk sürücüleriyle kıyaslandıklarında hala pahalıdırlar.
* Kapasite. Her ne kadar 1TB'lik sürücüler duyurulmuş olsa da kapasite artırma konusunda sabit disk sürücülerin kapasiteleri daha hızlı bir şekilde arttığından dolayı sabit disklere göre şimdilik daha düşük kapasiteli olmaktadırlar.
* Sınırlı yazma (silme) çevrimi. Flash hafıza hücreleri MLC'de 1000 ila 10.000 ve SLC'de 100.000 yazma çevriminden sonra aşınırken yüksek dayanımlı hücrelerde 1-5 milyon yazma çevrimine erişilebilmektedir. (birçok log dosyası, file allocation tabloları ve diğer sık kullanılan dosya sistemi parçaları bu yazma-silme sayısını bir bilgisayarın ömrü boyunca fazla fazla geçmektedir). Bu soruna istinaden 2008'den itibaren aşınma dengeleme (wear leveling) işlemi uygulanmaya başlanmıştır. Öte yandan DRAM tabanlı SSD'lerde bu sorun bulunmaz.
* Düşük yazma hızları. Silme blokları genellikle oldukça büyük olduğundan dolayı (örneğin 0,5 ila 1 megabayt) küçük yazma işlemlerinde konvansiyonel disklere kıyasla daha yavaştırlar ve yazma fragmantasyonundan etkilenebilirler. Güncel SSD'ler bu sorunu büyük DRAM yazma ara bellekleri ve akıllı kontrolörler kullanarak çözmektedirler.
* DRAM temelli SSD'ler sabit disklere kıyasla daha fazla güç çekerler ve bilgisayar kapalıyken bile güce ihtiyaç duyarlar, sabit disklerin böyle bir ihtiyacı yoktur.

DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Yukarı anlatılanların ışığında ilk dikkat edilmesi gereken şey bir SSD'niz varsa artık diske defrag yapmanıza gerek yoktur. Birincisi defrag yapmanın pratik bir faydası yoktur, ikincisi bu işlem dosyaları silip tekrar yazdıracağı için SSD'nin ömründen yersiniz. Ayrıca hardiski sürekli olarak indexleyen programları kapatabilirsiniz. Linux'de durum nedir bilmiyorum ancak Vista'ya kadar olan Microsoft işletim sistemleri sabit diskler için optimize edilmişlerdir. Ancak şuan release candidate'i çıkmış bulunan windows 7 hem ssd'ler hem de sabit diskler için optimize edilmiş olarak gelecekmiş.

Ayrıca artık yeni nesil SSD'lerde de cache bellek bulunmaya başladı. Cache bellek bulunmayan SSD'lerdeki sorun ise disk üzerindeki bir dosyayı yine aynı disk üzerinde başka bir yere kopyalama/taşıma işleminin çok yavaş olmasıydı. İşte bu sorunu cache bellek koyarak artık çözdüler. SSD alırlen buna dikkat edilmesi gerekiyor.

SONUÇ
Bir SSD'niz olduğunda bilgisayarınızı daha hızlı açarsınız, programlar daha hızlı yüklenir, sisteminiz daha sessiz çalışır, daha az ısınır (tabi ki deneysel maksatlı yüksek kapasiteli bir SSD kullanmıyorsanız), SSD'niz daha az arıza yapar (hatta yapmaz, bad sector gibi bir mefhum yoktur çünkü), darbelere karşı daha dayanıklıdır. Ayrıca yazma ve okuma hızlarında sabit bir ortalama değeri sürekli olarak koruyabildiğinden dolayı örneğin bir filmin DVD'den kopyalanması veya DVD'ye yazılması saniyeler mertebesinde gerçekleşir.

SSD gerçek anlamıyla kuşku götürmez bir şekilde geleceğin teknolojisidir. Her ne kadar şuan ki fiyat-kapasite oranı HDD'lere göre çok düşük olsa da 2-3 sene zarfında çok daha yaygın bir kullanım alanı bulacak ve sonunda da HDD'leri yavaş yavaş kullanım dışına itecektir. Tek bir SSD bile RAID 0 yapılmış HDD'lerin hızını kolayca geçebilmektedir, çünkü SSD teknolojisi temelinde RAID benzeri bir teknolojiyi barındırmaktadır. SSD içerisinde bulunan çipler birbirlerine RAID'e benzer bir şekilde bağlanmıştır.

Bunun haricinde SSD'leri RAID olarak da kullandığınızda ulaştığınız hızlar tahmin sınırlarınızın ötesindedir. (Eğer inanmıyorsanız görmek için tıklayınız.)

SSD'ye bir kez geçtikten sonra bir daha kolay kolay bırakamayacağınızı rahatlıkla söyleyebilirim, pişman olmayacaksınız.




2 Haziran 2009 Salı

Firefox'a Modifiye Çekin!

Net'te her yerde karşınıza çıkan firefox hızlandırma ayarlarına bir katkı da benden. Muhtemelen zaten bunları biliyorsunuzdur ama belki bilmediğiniz birşey vardır...

İlk olarak Firefox'un sayfa yükleme hızını artırmaya çalışalım:

1. Adres satırına “about:config” yazıp Enter'e basın. Firefox size "değişiklik yaparsanız benden günah gider" mahiyetinde bir mesaj çıkartıp onayınızı isteyebilir, "Eyvallah" deyip onaylayın.
2. Açılan sayfada aşağıdaki parametrelerin bulunduğu satırlara gidip değerlerini aşağıdaki gibi değiştirin:
“network.http.pipelining” ayarını “true”
“network.http.proxy.pipelining” ayarını “true”
“network.http.pipelining.maxrequests” değerini 10 gibi bir değere getirin.
Bu sonuncunun anlamı bir seferde 10 talepte bulunmak şeklinde yorumlanabilir.
(Normalde tarayıcınız bir sayfa için bir seferde bir talepte bulunur. pipelining ayarını etkinleştirdiğinizde tek seferde birden fazla talepte bulunarak yükleme hızını artırır. Yalnız burada dikkat etmeniz gereken bir husus var, bazı websayfaları bu duruma izin vermediklerinden bazı sayfalar açılmayabilir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda bu ayarı eski değerine getirin ya da Internet Explorer kullanın :) )
3. Son olarak sayfanın herhangi bir yerine sağ tıklayıp açılan menüden "Yeni" veya ingilizce Firefox kullanıyorsanız "New" komutu üzerinden "Integer" ayarını seçin (New-> Integer). Adını “nglayout.initialpaint.delay” verin ve değerini “0“ (Sıfır) olarak belirleyin.
Bu değer tarayıcının bilgi aldıktan sonra ne kadar bekleyeceğini belirler. Geniş bant internet kullanıcısıysanız artık sayfalar daha hızlı yüklenecektir.
İsteğe bağlı olarak (daha da hızlı bir sörf deneyimi için) about:config üzerinde yapabileceğiniz ilave ayarlar (bu ayarlardan bazılarını sağ tıklayıp New– > Interger veya String komutu vasıtasıyla eklemeniz gerekebilir):
network.dns.disableIPv6: “false”
“content.notify.backoffcount”: “5“; (beş)
“plugin.expose_full_path”: “true”.
“ui.submenuDelay”: “0; (sıfır)
4. Firefox'u baştan başlatın.

İkinci olarak Firefox'u araç çubuğuna küçülttüğünüzde RAM kullanımını 10MB'ye düşürelim:

1. Firefox'u açın ve adres satırına about:config yazıp Enter'e basın. Firefox size "değişiklik yaparsanız benden günah gider" mahiyetinde bir mesaj çıkartıp onayınızı isteyebilir, "Eyvallah" deyip onaylayın.
2. Açılan sayfaya sağ tıklayın ve Yeni (New) -> Boolean komutunu seçin.
3. Yeni komutun adını “config.trim_on_minimize” olarak girip Enter'e basın.
4. Değerini True olarak belirleyip Enter'e basın.
5. Firefox'u baştan başlatın.

Üçüncü olarak Firefox'un cache için kullandığı RAM miktarını azaltalım:

1. Yine Firefox'u açın ve adres satırına about:config yazıp Enter'e basın. Firefox size "değişiklik yaparsanız benden günah gider" mahiyetinde bir mesaj çıkartıp onayınızı isteyebilir, "Eyvallah" deyip onaylayın.
2. “browser.sessionhistory.max_total_viewer” komut satırını bulun.
3. Değerini “0“ (sıfır) olarak belirleyin.
4. Firefox'u baştan başlatın.

Evet, bakalım bu ayarların bir faydasını görecek misiniz?