27 Nisan 2009 Pazartesi

Duvar yazıları

Duvar yazıları oldum olası hep dikkatimi celbetmiştir. Hiç anlam veremediklerim olduğu kadar çok derin anlamlar barındıranlarına denk gelmişimdir. Duvar yazıları bence bir grubun, özellikle de belli bir yaş grubuna ait bireylerin ve yaygın iletişim araçlarına erişimde sıkıntıları, sorunları olan - bunlarla ilgili dertleri olan diğer kişilerin kendilerini duyurma çabalarının ve duruşlarının bir yansımasıdır.

Geçen haftasonu Kadıköy\Moda'da gezinirken sokaklarda işte bu tip duvar yazılarını farkettim...Aslında onlar hep oradaydılar ama ben yeni farkettim desem daha doğru olur... işte bu yazılardan bir seçki, bazılarına kızmazsanız küçük yorumlar da ekleyeceğim:

1)"Bir imge var olamaz ki!": felsefi bir arka planı var bu yazının. belki hegel belki marx okumuş..biraz da materyalizm var sanki.



2)"Kafalar düşleri kovalar!": yukarıdakiyle aynı duvarı paylaşıyordu bu yazı.



3)"Tek yol sex" - kısa ve öz...



4)"Gitmek mi?" - bu soruyu her durumda sorabilir ve devamına istediğinizi ekleyebilirsiniz.



5)"You're bleeding..." - yorumsuz



6)"Beyazatlı prens..." - umudunu çoktan yitirmiş bir kızın hayal kırıklığı mı?



7)"Üç kafadar..." - 1. ve 2. yazıyla aynı duvarı paylaşan bu üç kafadar çok etkileyici geldiler bana. sanki gerçekten gözlüyorlar etrafı ve gerçek dışı olsalar da duruşları itibariyle gerçek gibiler...ya da ben uyduruyorum.



8)"Penceredeki kız..." - Benim favorim. Kadıköy barlar sokağının üst paralelindeki elektrik trafosunun duvarındaydı bu resim. Pencere konsepti büyük ihtimal trafonun duvarına tam karşıdan bakan cafe tarafından çizilmiş, dondurma yiyen kız ise başka zaman çizilmiş. İlk önce kız mı çizilmiş yoksa pencere mi çizilmiş bilmiyorum ama çok hoş olmuştu.



9)"Düşle" - Büyük ihtimal "imagine"'e gönderme yapıyor. Düşleyin başka bir dünya mümkün!



10)"Laik sevişme tişörtleri..." - Bu anlam veremediğim bir yazıydı, fakat eminim bir amaç için yazıldı. Anlamını bilen birisi yazsa keşke...



11) ve diğerleri...














25 Nisan 2009 Cumartesi

1 Mayıs Hakkında

1 Mayıs yaklaşıyor yeniden. 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramıdır fakat nereden gelir bu 1 mayıs? Niye 1 Mayıs? diye soranınız oldu mu hiç? Ben sordum ve işte bulduklarım. Bu arada dipnot olarak belirtmeliyim, 1 Mayıs işçi bayramı olmadan önce de genel olarak avrupa'nın çeşitli ülkelerinde çeşitli başka yerel kutlamalar için kullanılmakta olan bir gündür.

Asıl konumuz olan 1 Mayıs İşçi Bayramının (daha doğrusu Uluslararası Emekçiler Günü) tarihçesi 4 Mayıs 1886'daki Şikago-Haymarket Olaylarına kadar gitmektedir. Şikago'da, işçiler "8 Saatlik Gün" (Eight-Hour-Day)* isteklerini yerine getirmek için greve çıkmıştır. İşte bu grevi ve işçileri desteklemek için söz konusu tarihte yapılan miting sırasında çıkan kargaşa ve akabinde polisin kalabalığa ateş açması sonucunda ölen kişilerin anılması amacıyla 1889 tarihinde düzenlenen İkinci Enternasyonal'in kongresinde 1890'da Şikago olaylarının yıldönümünde tüm dünyada gösteriler düzenlenmesi kararı çıkar. Gösteriler o kadar başarılı olur ki Enternasyonel'in 1891'de düzenlenen ikinci kongresinde 1 Mayıs her yıl düzenlenecek bir etkinlik olarak resmen kabul edilir.

1904 yılında da Amsterdam'da düzenlenen Uluslararası Sosyalist Konferansı toplantısında "tüm Sosyal Demokratik Parti organizasyonlar ve tüm ülkelerin ticari birlikleri 8 saatlik günün hukuki olarak kabul edilmesini sağlamak, işçi sınıfının sınıfsal talepleri ve evrensel barış için 1 Mayısta gösteriler düzenleyecektir" kararı çıkar.

Böylece her yıl 1 Mayıs tüm dünyada Emekçilerin Günü olarak kabul edilmiş ve kutlana gelmiştir.

Tüm dünyada 1 Mayısta kutlanan işçi bayramı ABD'de ise 5 eylül'de kutlanmaktadır. 5 Eylül olmasının sebebi ise Central Labor Union ve the Knights of Labor adlı örgütler Emekçi Gününü ilk kez 5 Eylül 1882'de kutlarlar. Knights of Labor daha sonra her yıl bunu tekrarlamaya başlar ve bu günün ulusal tatil ilan edilmesini talep eder. Fakat ülkenin geri kalanındaki işçi birlikleri dünyanın geri kalanıyla aynı şekilde 1 Mayıs olmasını ister. 1886'daki şikago olaylarından sonra o dönemdeki ABD Başkanı, her sene aynı tarihte Şikago isyancılarının anılmasını istemediğinden 5 Eylül Emekçi günü olarak belirlenir.

_________________________________________________

(*) 8 Saatlik Gün (Eight-Hour-Day): 8 Saat işe, 8 Saat Kendine ve 8 Saat Uykuya (Eight hours labour, Eight hours recreation, Eight hours rest) sloganıyla özdeşleşen hareketin adı. Hareketin ortaya çıkışı Sanayi Devrimi sırasında İngiltere'ye kadar dayanır. Çalışma saatlerindeki anormalliklerin düzeltilmesi ve daha insani seviyelere çekilebilmesi için ortaya çıkmıştır.

Kaynaklar:
1) http://en.wikipedia.org/wiki/Labour_Day
2) http://en.wikipedia.org/wiki/Eight-hour_day
3) http://en.wikipedia.org/wiki/International_Workers%27_Day
4) http://en.wikipedia.org/wiki/Haymarket_Massacre

ŞEHRİN YILDIZLARI

Bir dolu yıldız gökyüzünde
Göz kırpıp çağırıyorlar hep,
Fakat şehrin ışıkları bir perde
Hapsetmiş hepimizi içerisine

Benliklerimizde hapisiz müebbeten
Hani hür yaşamıştık ezelden?
Ömürler sönüyor fark etmeden
Hepimiz esiriz ama neden?

İşte soru bu, neden
Yok bunu merak eden
Kanıksamışlık işlemiş benliğe
Kimse farkında değil mahrumiyetin.

Her şehir bir akvaryum olmuş
İnsanlar birer balık çeşit çeşit,
Şehrin konforları zincirlerimiz
Tek birinden bile vazgeçemediğimiz…

Yeni bir tür şehir hayvanıyız
Yiyip, pisleyip, tepişen,
Tüketen tüketen ve daha çok tüketen,
Ve en büyük eserimiz dünyadır çöplüğe dönen.

12 Nisan 2009 Pazar

PASTORAL DİDAKTİK SAÇMALAMA

Bahar gelmekte yine karşı ki karlı dağın ardından. O karlar eridiğinde sakın durma yamaçta, çığ altında kalırsın. Tomurcuklar tomur tomur, bütün hayvanların karınları burnunda. Bütün bebeler salınacaklar kışları ılık ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak ülkemin ovalarına. Bu sene baharla birlikte seçim mevsimi de geldi ve geçti. 29 Mart’ta yeni mahsulü gördük tezgahlarda, elleye elleye olgunlaştırıp onları da saldık ovalara. Bu sene iyi ürün verdi beyaz eşya tarlaları ve kömür ağaçları. Halkım çamaşır makinasına da kömüre de doydu, keşke bir de işleri olsaydı; alın teriyle kendileri kazansaydı da bunları çocuklarının geleceğinin de yardımlara muhtaç olmamasını garanti edebilseydi. Şimdilik halkımın karnı tok çok şükür bir daha ki seçime kadar Allah kerim! Bahar ne güzel, çiçekler ve böcekler ve larvalar. Geçen seneden kalan yapraklar ve leşler çürüdüler ve beslediler toprağı. O güzel çiçeklerin besini işte o çürümüş yapraklar, bitkiler, böcekler ve hayvanlar iğrendiğiniz! O yüzden ne oldum dememeli hiç hayatta bu kadar çok olasılık varken! Bir bakmışsınız çiçeğin birinde polen oluvermişsiniz!..