17 Ağustos 2011 Çarşamba

Bir Eski İzmir'linin Çeşme İzlenimleri



Bu sene yıllık iznimin bir kısmını İzmir-Çeşme'de kullandım; yine bir çok önceki izinlerimde olduğu gibi.

İstanbul'da yaşayan bir İzmir'li olarak Çeşme'yle ilgili izlenimlerimi şimdiye dek hiç paylaşmadığımı farkettim ve bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Öncelikle Çeşme denince aklıma gelen şeylerden başlayayım: Rüzgar, Deniz, Kum, Güneş ve Kumru.

Alaçatı ve Sörfler
Çeşme'ye gidiyorsanız herşeyden önce rüzgarlı bir yere gittiğinizin bilincinde olun. Rüzgarsız günler Haziran-Temmuz-Ağustos döneminde çok seyrek olup genellikle 1-2 günlük dönemler şeklinde olur. Hatta 10-15 rüzgarlı günün ardından ancak 1-2 gün rüzgarsız geçer. Ama zaten yazın sıcağında Çeşme'yi yaşanır kılan da bu rüzgardır.

Asıl sakin dönem eylülde başlar, yani okullar açıldıktan sonra.

Tabi rüzgara ilave olarak sörften de bahsetmek gerekir. Alaçatı tarafı sörfçülerin varış noktası olmalıdır. Sörf için en iyi koşullar Alaçatı'dadır (rüzgar, deniz, konaklama vs. açısından)

Deniz ise anlatılmaz yaşanır. Denizin berraklığı ve kumun inceliği bence tüm Ege'de sayılıdır. Özellikle kumsalların uzunluğu ve suyun içindeki kumun da balçık olmaması (yani ayağınıza yapışmaz) deniz keyfinizi artırır.

Gelelim Kumruya: Çeşme'de Bir Hüseyin'in Kumrusu vardır, bir de Şevki'nin Kumrusu vardır ki Şevki de Hüseyin'in yanından yetişmedir. Diğerlerini bilmem. Hüseyin yanlış bilmiyorsam Çeşme-Ilıca'da ilk kumrucu büfesini açan kişidir ve hala eski yerinde hizmet verir. Şevki ise almış yürümüş bütün Çeşme'ye yayılmıştır. Hüseyin daha mütevazi şekilde şubelere sahiptir.

Şimdi biraz daha serbest çağrışımla yazmaya başlayabilirim.

Çocukluk dönemime göre Çeşme yarımadası her yönüyle çok değişmiş durumda. Artık heryere yol var. Eskiden bisikletlerle toprak yollardan düşe kalka gittiğimiz Alaçatı koyları artık ayak altı olmuş ve çeşitli "beach"ler tarafından işgal edilmiş vaziyetteler.

Betonlaşma konusunda Kuşadasının yaşadığı akibete daha uğramamış olsa da villa sayısında oldukça artış gerçekleşmiş.

Eskiden pek rağbet görmeyen Alaçatı ve Dalyanköy ve hatta Çiftlikköy tarafları çok gelişmiş. İlave olarak Çeşme limanındaki yat limanı ve etrafındaki çarşı da bir çekim merkezi yaratmış.

Burada Alaçatı'ya özel bir vurgu yapmak lazım, Alaçatı köyünü neredeyse baştan yaratmışlar. Köylünün eskiden hayvanını bağladığı ahırların şimdi pansiyon, kafe vs. olduğunu görünce ister istemez tebessüm etsem de bu duruma pek üzülecek değilim. Umarım köylüler bu değişimden maddi olarak faydalanabilmiştir.

Alaçatı - Taşev
Alaçatı - Çarşı
Alaçatı - Gece hayatı (boş zamanı)
Alaçatı - Gece hayatı (Dolu zamanı)
Denize girmek isteyenler için çeşitli önerilerim olacak: öncellikle uzun bir kumsal görmek istiyorsanız gideceğiniz iki yer var: birincisi ılıca plajı, ikincisi boyalık plajı. Fakat buralarda hakim rüzgar denizden estiği için genellikle deniz dalgalı olur. 

Ilıca Plajı - Sheraton'a bakış
Ilıca Plajı - Sheraton'dan Bakış

Düz deniz seviyorsanız gidebileceğiniz çeşitli yerler mevcut. İlk olarak Alaçatı tarafındaki koyları ve "beach"leri tercih edebilirsiniz. Ancak Alaçatı tarafında deniz düz olsa da sıcaklık "buz" mertebesindedir. Soğuk denizden hoşlanmıyorsanız birazdan sayacağım yerleri tercih edebilirsiniz. Ayrıca Çiftlikköy tarafını da tercih edebilirsiniz ancak orada da su buz gibidir.

Hacettepe Koyu
İkinci olarak Dalyan köy tarafına gidebilirsiniz. Burada da birden çok seçenek mevcuttur: Ayayorgi koyu, Hacettepe Koyu (Dalyan koyu da deniyor), Kocakarı plajı. Buralar boyalık plajıyla aynı tarafta olsalar da koy olmaları nedeniyle deniz düz olur ve su sıcaklığı maküldür. Ayayorgi ile Hacettepe koyu yan yanadır. Fakat özellikle Ayayorgi'ye ve oradaki "yüksek sosyete"ye hitap eden mekanlara gitme isteğinde değilseniz Hacettepe Koyuna gitmenizi öneririm. Ayrıca buradaki tesis hafta içi daha orta halli fiyatlar sunup Serdar Ortaç çalmayan nadir yerlerdendir

(Not: Hafta sonu geldiğinde neredeyse Çeşme'deki bütün mekanlar fiyatlarını %50'ye varan oranlarda artırmaktadır...)

Bir de Ildır istikametinde gidebileceğiniz Paşalimanı vardır. Daha çok Çeşme'de yerleşik kişilere hitap eden bir yer olup kumsal yerine iskeleden derin denize girmekten hoşlananlara hitap eder.

Çeşme denince markalaşmış, simgeleşmiş bir kaç yer-kavram daha vardır. Şantiye-Altınkapı, Site Spor, Altınyunus, Dost Pide, Midye, Çerkezköy gıdapazarı, Şenturşucu, Egeçeşme sitesi, Boyalık Sitesi, Açık Hava Sineması...Bunlar eski Çeşme'lilerin-İzmir'lilerin bildiği kavramlardır ve şimdi detaylı anlatmak yerine gidip kendiniz keşfetmenizi öneririm. Belki başka bir yazıda oraları da anlatırım.

Çeşme'ye gideceklere şimdiden iyi tatiller!

0 yorum.:

Yorum Gönder