17 Aralık 2008 Çarşamba

Bir Kedinin Peşinde

Bizim evde daimi bir misafirimiz var, bir siyam kedisi. Biz ona "Susam" diyoruz. Kendisi kendine ne diyor bir fikrimiz yok. Kendisine "kedimiz" demiyoruz zira bir sahiplik ilişkisinden ziyade bir evsahibi misafir ilişkisi var aramızda. Kendisi bir misafir biz de kendimizi ona hizmet etmeye adamış ev sahipleriyiz. (Bu arada biz kim miyiz? Biz, ben ve eşim. )

İşte bu "Susam"ın peşinde koştururken yakaladığım enstantanelerden bir kedi hikayesi anlatmaya çalışacağım.


Evimize ilk geldiğinde çok uykucuydu bu susam. sürekli uyurdu.











Kerata, aynı zamanda meraklıydı da. Her paketi önce o kontrol ederdi (iyi hoş hala öyle).











Daha sonra gel zaman git zaman, bizim susamın okuma vakti geldi. Kendini kitaplara verdi.







"Hmm ... burada hangi kitaplar varmış öyle ... miyav. Keşke Çizmeli Kedi olsa da okusammmrrr".






Sıra artık yaşça biraz daha büyüyen susam kızımıza ev işlerinde görev vermeye gelmişti. Verdiğimiz ilk görev kumsaati bekçiliği oldu.



"Hmm.. bu kumlar biraz yavaş mı akıyor ne".





Daha sonra susam hanımı misafirler görmeye geldi. Bazı misafirlerimiz Susamı zar zor, istemeye istemeye kucaklarına alırken (zaten susam da durumdan pek hoşnut değildi)...







... bazı misafirlerimiz de büyük bir zevkle kucakladılar Susamı (fotoğrafta her iki tarafın da durumdan ne kadar hoşnut olduğunu görebilirsiniz).



İşte böyle bir hayat yaşıyoruz biz misafirimizle. Şimdi kocaman bir kedi oldu susam kızımız. Aheste aheste dolaşıp evde gününü gün ederek yaşayıp gidiyor yavrucak.



Not: Daha büyük hallerini görmek için resimlere tıklayınız.

0 yorum.:

Yorum Gönder