25 Şubat 2009 Çarşamba

Organik Büyüme

Bernward Geier, Michael O'Callaghan’la organik tarım hakkında konuşuyor
Sürdürülebilir Kalkınma için Dünya Zirvesi(WSSD), Johannesburg
Eylül 2002




Bölüm Bir:
Dünya genelinde organik tarımın gelişimine baktığımızda kesinlikle ciddi başarılar ve gelişim sağladık. “Organik” ürünlerin niş pazarından çıkıp ana pazara girdiğini söyleyebiliriz. Bunu ticareti yapılan organik onaylı ürünlerin hacmine bakarak görebilirsiniz, bu rakam 20 ila 25 milyar dolar arasında değişmektedir. Yaşadığım ve çalıştığım yer olan Almanya’dan size bir örnek verebilirim: bebek maması sektörü neredeyse tamamen organiktir; organik olmayan bir mama bulmak için gerçekten çok aramanız gerekir! Tahmin ediyorum şuan bebek maması sektörünün %80’i organik. Burada ilginç olan bunun arkasındaki gerekçe ve nedenlerdir. Kesinlikle anneler (belki babalar da alışveriş yapıyordur) çocukları için en iyi olanı isterler, bu durumda kendi fikirlerine göre en iyisi organik ürünlerde sanırım bu çok iyi bir temeldir. Bizim sadece onları çocukları büyüdükçe de ve hatta kocaları ve kendileri için de en iyisini almaları konusunda ikna etmemiz gerekiyor. Pazarları karşılaştırdığımızda organik süt ürünlerinin toplam pazardaki oranının Danimarka için yüzde 20 civarında olduğunu görüyoruz. Organik tarımın tarlalardaki dağılımına baktığımızda Avrupa genelinde çok sağlıklı hedeflerin belirlendiğini görüyoruz. Birçok ülke önümüzdeki 8-10 yıl zarfında organik tarımın toplam tarım üretiminin yüzde on, yirmi ve hatta otuzunu temsil etmesini amaçlıyor. Hatta bir kaç ülke, İsviçre ve Avusturya, organikte yüzde 10 ve üzerine ulaştılar. İsveç’te bu oran %14. Daha küçük, bölgesel ölçekte ise pazar payı daha da yüksek. İsviçre’nin en büyük kantonu Graubünden ve bu kantonun %43’ünde organik tarım yapılıyor! Bu örnekler organik tarımın büyümekte olduğunu gösteriyor. Sadece Kuzeyden örnekler verdim. Aynı şeyler önemli gelişmelerin yaşandığı Güney için de söylenebilir. Ulusal ölçekte ikinci en büyük organik tarım bölgesi Arjantin. Brezilya’da gelecek vadeden bir organik tarımcılık var ve bunu Afrika’daki ülkelerde örneğin Uganda pamuk üretiminde görebilirsiniz. Aynı durum Mozambik’te de geçerlidir. Güney Afrika da gıda sektörü için büyük potansiyele sahip. Asya da iyi işler yapıyor. Sonuç olarak dünyada organik üretim anlamına en kuvvetli ülkelerden biri Çin ve Hindistan gibi diğer ülkeler takipte.




Şahsen ben, ayrıca Federasyon ve büyük oranda hareketimiz için, organik tarım ilkesinin bir parçası olarak gıda ürünlerin kat ettiği mesafeyi kısaltmak istiyoruz. Bir kapalı çevrim yaklaşımını uyarlayabilirsek yerel ve bölgesel üreticiler, pazarımızı nasıl geliştireceğimiz hususunda imtiyazlı işlem görebilirler. Global pazarlar için bir ihtiyaç var. Kahveyi yerel veya bölgesel olarak üretemiyoruz; ne tropik gıdaları, ne muzu ne de çayı.Ancak yerel gıda üretimi ilkesine dair açık bir taahhüt var. Kutu şemalarının gelişimine, çiftçi pazarlarının ne kadar iyi iş yaptıklarına ve çiftlikte yapılan satışların ne kadar iyi geliştiğine yakından baktığımızda organik üretim sektöründe yerel pazarlama anlamında bir çok yenilik görüyoruz ve bu gelişmeye devam ediyor.

Söylemek isterim ki bu küreselleşme tuzağına düşmemeliyiz. Bölgesel olarak üretilebilecek temel gıdaları uzaklardan getirmek zorunda kalmamalıyız. İlkelerimizi pazarın genişlemesi ilkesine kurban etmemeliyiz – ki bunu geçmişte yapmıştık. Organik üretim sektörü fiyata göre şekillenen bir sektör ve tüm dünyada organik gıdanın raflara getirilişinde sorunlarla karşılaşıyoruz. Örneğin İngiltere; burada tüm organik gıdanın %70’i ithal ediliyor çünkü yeterli yerel üretim yok. Ayrıca organik gıdayı adil ticaretle de şimdiye kadar olandan daha fazla birleştirmeliyiz. Benim için iyi bir fincan kahve, sadece organik olduğu için iyi değildir. Bir yıl Meksika’da yaşadım ve çocuk işçilerin kaderini ve tarım işçilerinin nasıl istismar edildiğini biliyorum. Acı gelmeyecek iyi bir fincan kahvenin hem organik hem de adil ticaretle edinilmiş olması gerek!

Bölüm İki:
Organik tarım sağlıklı bir ticaret ve tarım yapmak için sağlıklı bir yöntem. Ancak ayrıca sağlıklı, tutarlı bir büyümeye de ihtiyacımız var. Bu bir patlama değil çünkü zaten son on yıldır her yıl yüzde 20 veya 30 oranında büyüyor. Bu kadar uzun bir sürede buna benzer büyüme oranlarına sahip başka bir sektör gösterin. Bunun üzerinde yükselebiliriz. Dönüştürmek için çok daha fazla çiftçiye ihtiyacımız var. Sonuçta bu durum bir engel olan organik gıdanın maliyetini düşürecektir. Bedel ödemek zorunda olan çiftçiler değildir. Fiyatları kesmemeliyiz – çiftçilerin adil bir fiyata ihtiyacı var. Eğer yayılacaksak bu bir ölçek, nakliye, hacim ekonomisi sorunudur. Niş pazarından ana pazara gireceksek organik gıdayı daha makul fiyatlara indirebilmek için bazı yan maliyetlerden kesmek zorundayız. Ancak her zaman daha pahalı olacaktır çünkü organik gıda birinci kalite bir üründür. Aynı zamanda konvansiyonel gıdanın çevreye dair ve sosyal maliyetlerini de benimsemede gelişme kat etmeliyiz, böylece konvansiyonel gıda fiyatları bugünlerde yaptığı gibi bize yalan söylemeden gerçek hikayeyi anlatabilir. Hükümetlerin ve okulların organik tarımı nasıl desteklediğine dair birçok örnek biliyorum. Bugünlerde daha az sayıda insan evinde yemek yiyor. Restoranlarda ve kantinlerde yemek yiyorlar. Bir işte çalışıyorsanız ofisin kantininde yersiniz, öğrenciyseniz okul yemekhanesinde yersiniz ve burada ilginç gelişmeler buluyoruz. Örneğin İtalya’da okullar ve hastanelere organik gıda gönderilmektedir. İsviçre’de veya Almanya’da trene binerseniz restoran vagonunda günlük organik yemek mönüsünü görebilirsiniz. Bunlar ihtiyaç duyduğumuz türde ortaklıklardır. Gittikçe daha fazla sayıda hükümet hareketi destekleyebilecekleri çok sağlam yöntemler bulunduğunun farkına varıyor. Organik tarımın pazarda sübvansiyona gerek duymadan gelişmesni istiyoruz. Ürünleri makul bir fiyatta görmek istiyoruz, böylece çiftçiler insanların yemek isteyebileceği gıdaları çok daha fazla üretme fırsatına sahip olabilecek. Gelişmekte olan bu harekete katkıda bulunmak – bunu söylemek istemiyorum ancak bu bir gerçek – köşede beklemekte olan bir sonraki gıda skandalıdır. Bu kesinlikle çok daha fazla sayıda insanı uyandıracaktır.







Genetik Olarak Değiştirme (GOD) (Genetic Modification - GM) konusu da katkıda bulunan bir etkendir. İnsanlar alternatif olanı; GOD içermeyen, organik gıdayı seçerek GOD’ye “hayır” demek istiyorlar. GOD’ye ihtiyaç olmadığını anlamamız gerekiyor. Şimdiye kadar GOD’ye neden ihtiyacımız olduğuna dair tek bir ciddi açıklamayla karşılaşmadım! Biyolojik çeşitliliğe sahibiz, yeterince yetiştirebildiğimiz geniş bir gıda yelpazesine sahibiz. Dünyada herkesi beslemeye yetecek kadar gıda yetiştiriyoruz. Sadece insanların buna erişimini sağlamalıyız, hepsi bu. Çiftçilerin ürünlerini yetiştirebilmesini – tercihen – veya en azından gıdalarını diğer üreticilerinden almalarını sağlamalıyız. GOD’li gıdanın tek sebebinin, tekrar ve tekrar karşılaşıyorum bununla, kar yapmaktır. Bu kesinlikle GOD’nin dünyayı ele geçirmesi için neden olmamalıdır.

Benim için GOD, doğayla birlikte çalışmak yerine bir doğayı manipule etme girişimidir. Bu günlerde gıdalardaki GOD artıklarından çok fazla korkmuyoruz. Bunu ani bir tehdit olarak görmüyorum. Ancak uzun vadede böylesine riskli bir teknolojiyi kabul edemeyiz. Zirai ilaçların sebep olduklarından öğrenmeliyiz. Atom enerjisinin sebep olduklarından öğrenmeliyiz. Her ikisi de bu tür teknolojileri mutlak surette kontrol altına alamadığımızı ispatladı. Bunlar bize hata yapma hakkı tanımıyor. Hata yapmak insana özgüdür. Ben insan olmak istiyorum! Düzeltilebilecek hatalar yapmak istiyorum, böylece hatalarımdan öğrenebileyim. Genetik mühendislik bize bu şansı vermiyor. Ne kadar geliştiğine bir bakın. İnsan genlerini boğalarınkiyle birleştirdik. İnsan genlerini domuzlarınkiyle birleştirdik, ortaya sakat domuzlar çıktı. Hatta insan genlerini sazan balığı genlerine bile ekledik. Tüm etik ve ahlaki sınırların ötesine geçtik. GOD’li gıdalarla zirai ilaç bulunan gıdalar arasındaki temel fark zirai ilaçlarda bu zirai ilaçların doğada ne kadar zamanda bozunabileceğini tartışabilirsiniz. Ancak GOD’de bunlar bir kez yayıldıktan sonra kim geriye toplayacak? Hiç kimse!

Çapraz tozlaşma nedeniyle ekolojik riskler çok büyük. Yağ üretimi için kolza tohumu ve kanola yetiştirilen Kanada’da bir durum söz konusu. Şimdi GOD tüm ülkeye yayıldı. Artık organik kanolayı hiçbir yerde yetiştiremiyorsunuz çünkü tarlalar korunamaz. Ayrıca GOD’nin böcek ömrü üzerindeki etkilerine dair kanıtlar gördük, örneğin kelebeklerde özellikle de Kral (Monarch) kelebeğinde. Bir kirlilik olduğuna dair yeterli kanıt var. Emniyetli olmadığına dair yeterli kanıta ihtiyacımız olduğu fikrini kabul etmiyorum. Tüm zirai ilaçlar çok kapsamlı bir şekilde test edilmişti ve “güvenli” oldukları söylenmişti. “Kanıtlar” güvenli olduklarını söylemişti ve o zamanda beri ne kadar zirai ilacın toplandığını biliyor musunuz? Ne kadarının yasaklandığına bakın! DDT bunların en meşhuru ve onlarca yıl geçtiği halde hala DDT artıkları buluyoruz, hem de Kutuplardaki penguenlerde! Aynı şey GOD’de tekrarlanmamalı çünkü iş işten geçtiğinde çok geç olacak. Niye tüm bu testleri yapmalıyız? Neden bütün bu kaynaklar ihtiyaç duymayacağımız bir teknolojinin geliştirilmesine harcansın? Hem de kullanıcı dostu olmayan ve şirket karı açısından hiç bir anlamı olmayan bir şey için. Hatta karlılık sözü bile de daha gerçekleştirilemedi. Monsanto’nun hissedarlarıyla başı belada çünkü hissedarlar tüm yumurtalarını genetik mühendislik sepetine koyarak almayı umdukları karşılığı alamadılar. Aklımızda bunu bulundurarak buna ihtiyaç duymadığımızı ve kimseye bir faydasının olmadığını kesinlikle söyleyebiliriz. Niye tüm bu parayı ve bu parlak araştırmacıları ve bilim adamlarını bu teknolojiye yönlendirelim? Tüm bu paranın sadece %10’unu sorunlarımız için sürdürülebilir çözümlerin geliştirilmesine yatırabilseydik her şey çok daha iyi bir durumda olurdu.




Uluslararası Organik Tarım Hareketi Federasyonu (International Federation of Organic Agriculture Movements - (IFOAM) ), Uluslararası İlişkiler Direktörü.

(12 Aralık 2005'te AçıkRadyo için tarafımdan İngilizce'den çevrilmiştir. Çeviri video kaydının deşifresi üzerinden yapılmıştır. İlgili videoyu seyretmek için tıklayınız. )

0 yorum.:

Yorum Gönder