30 Mart 2009 Pazartesi

ÇOK SOĞUK

Soğuktu, çok soğuk. Gökten ölüm beyaz bakıyordu. Soğuk karıncalar dişliyorlardı eti hiç yorulmadan. Milyonlarcası o soğuk yaratıklardan, kaplamışlardı bedenini. Hareket edip ovalayarak eliyle dağıtmaya, kovalamaya çalıştı fakat kırıktı bacağı ve acısı dayanılmazdı. Son bir çabayla çıktı dışarı ve umutsuzca. Bile bile kendisini bekleyeni, oturduğu yerde kabullenmektense ve içindeki güdülerin dürtüsüyle ve belki son gücünü kullanarak kabindeki koltuğu dışarı çıkardı. Çocukken ne kadar da çok binerdi kızağa. Mahallenin en hızlısıydı. Kayarken yüzünde hissettiği o rüzgar özgürlüktü ve hayaller. Şimdiyse ölüm esiyor yüzüne ve bu kızak son yolculuğundaki vasıtası olacak. Karıncalar çok acıtmaya başladılar. Gökteki ölüm daha bir beyazlaştı hava kararmış olsa da. Son çabayla yerleşti kızağına, kırık bacağına rağmen. O son çabayla itti kendini karanlığın içine, meçhule. Yüzüne çarpan soğukla son kez hissetti özgürlüğü ve hayallerini...

Bulduklarında cansız bedenini, sığınmış halde bir kayanın kovuğuna, üzerinde bir beyaz örtü ve gözlerinde donup kalmış o son umudun ışığı vardı. Soğuk karıncalar ise gitmiş…



“Helikopter kazasından sağ kurtulan fakat kara kışın elinden kurtulamayan İHA Muhabiri İsmail Güneş’in anısına...Kendisini tanımıyor olsam da bir insanın hayatı böyle yitip gitmemeliydi. Yeterince anlatılmayan hikayesinin unutulmaması dileğiyle..."

Yukarıdaki yazıda geçen bazı kısımlar kurgudur.

1 yorum.:

umidim dedi ki...

Allah ailesine ve çocuklarına sabır ve güç versin.

Yorum Gönder